İslam aleyhindeki yazılardan etkilenen kimseler için nasıl bir yol izlemeliyiz?

Tarih: 23.01.2013 - 08:25 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Çeşitli site ve formlarda bu iki yazarın ve araştırmacıya olan ilgi çok fazla olup sempatizanları gün geçtikçe artmaktadır. Bunlardan alıntı yapılan yazı mailleri her yerde dolaşmakta ve imanı tam oturmamış kişilerin kafasını bulandırmaktadırlar. Kendini aydın zanneden birçok kişi bunları iyice araştırmadan ve özünde var olan kalbinin sesini dinlemeden inanmaktadır. Şimdi sorum şu:

Biz Anadolu Müslümanları sizce nasıl bir yol izlemeliyiz ki, çevremizde bu tarz düşünceleri ve inanışları olan arkadaş, dost vs kişileri etkileyelim, düşüncelerini değiştirip, hiçlik duygusundan arınmış, birer birey olmalarını sağlıyalım?.. 

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu konuda genel bazı noktalara işaret edeceğiz. Hangi zamanda hangi zeminde hangi hususu hangi üslupla kullanılacağınızı sizin keskin ferasetinize havale ederiz:

a. Her şeyden evvel bizim hiç kimseyi hidayete getirmek gibi bir görevimizin olmadığını iyice hazmedeceğiz. Çünkü insanları hidayete erdirmek sadece Allah’a mahsustur.

b. Bizim asli görevimiz, başta iman esasları olmak üzere İslam dininin temel mesellerini başkalarıyla da paylaşmaktır. Bunları paylaşmak için, uygun bir zemini, bir atmosferi kollamak gerekir. Yoksa kaş yapayım derken gözü çıkarabiliriz.

c. Öncelikle dinimizi kendimiz bileceğiz. Başkasını ikna etmek için önce kendimizi ikna etmemiz gerekir. Başkasına imanı, salih ameli tavsiye ederken, öncelikle onların nakışları üzerimizde uzaktan görülecek şekilde parlak olsun.

d. Başkasına bir hakikati anlatırken, sırf Allah için anlatmalıyız. İhlaslı olmayan, başkasına gösteriş olsun diye bilgimizi ve faziletimizi satmaya çalışırsak, söylediklerimizin olumlu bir etkisi olmadığı gibi, riyakârlığın cezasını da çekeceğiz. Bu cezalardan biri de dünyada olur ki, o da karşı tarafın bunu hissetmesi ve bize karşı olan itimadını kaybetmesidir.

e. Karşı tarafın enaniyetine dokunmamak ve damarına basmamak özellikle bu firavuncuklar asrında son derece önem arz etmektedir.

f. Hiç bir zaman dini konuları -diyalektik- bir mücadele şekline getirememek gerekir. Fikir alış verişin adabına uygun olarak karşı tarafı iyice dinlemek ve bildiğini de yumuşak bir  üslupla anlatmak.

g. Altından kalkamadığımız konuyu -hiç çekinmeden- bilmediğimizi vurgulamalıyız. Hiç kimse her şeyi bilemeyeceğine göre biz de onlardan biriyiz. Bilmediklerimizi itiraf etmek samimiyetimizi gösterdiği için karşı tarafın itimadını daha da arttıracaktır.

h. Gerekirse “bu konuyu arkadaşlarımız çok iyi bilir, onlarla konuşalım” gibi referans vermek, karşı tarafın imanını güçlendirecektir.

ı. Böyle bir durumda konunun uzmanı olan kişilerle konuşmaya davet edebileceğiniz gibi (ki böyle bir görüşme çok faydalı olur), sorularını sitemize sormasını da temin edebiliriz.

Özetle bu işin formülü şudur: “İçte tezahür eden İhlas, dışa yansıtılan samimiyet ve şefkat, hakikati ortaya koyan doğru bilgi, gönülleri çeken güzel üslup, karşılıklı anlaşmayı sağlayan hikmetli ortam, nefsimize peyk olmadığımızı deklere eden tevazu ve hasbiliğimizi gösteren güzel tavır” gibi insani davranışlar, Allah’ın muvaffak kılmasını cezbeden unsurlar olduğunu unutmamak gerekir.

Bilgi için tıklayınız:

Tebliğ ve Peygamberimiz'in (s.a.v.) tebliğ metodu hakkıında bilgi verir misiniz?

Tebliğde üslubumuz nasıl olmalıdır? İslami değerleri küçümseyen insanlara nasıl tebliğde bulunmalıyım?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun