İslama girmekten kaçınırlarsa onlarla savaş, hadisi bir zorlama değil mi?

Soru Detayı

- Burada bazı siyer kitaplarında Halid bin Velid Necrana giderken Peygamberin ona verdiği bir emir var:
- Resûl-i Ekrem Efendimiz bu tarihte Hz. Halid bin Velid'i dört yüz mücahidle Yemen civarındaki Necran'da oturan Haris bin Ka'boğullarına gönderdi.(İbni Hişâm, Sîre, 4:239; İbni Sa'd, Tabakât 1:339; Taberî, 3:156) Resûlullahın Halid bin Velid'e emri şöyleydi:
"Onları üç gün İslâma dâvet et, icâbet ederlerse, gerekeni yap. Şayet icabet etmekten kaçınırlarsa onlarla SAVAŞ!" (İbni Hişâm, Sîre, 4:239; İbni Sa'd, Tabakât, 1:339)
- Burada Peygamber diyor ki müslüman olmazlarsa onlarla savaş. Siz demiştiniz islamda kimse zorla müslüman edilemez. Bu rivayet uydurma değil mi?
-  Ayrıyeten bu rivayet Bakara 256. ayetle ve Mümtahine 8. ayetle çelişmiyor mu?
- Benim sorum siyer kitaplarında geçen bu rivayet sahih midir?
- Kütübi sittede böyle bir rivayet yok, bu rivayet islamın hoşgörüsüyle çelişmiyor mu?
- Bugün IŞİD denen örgüt bu rivayeti kullanarak saldırılar yapıyor. Peygamberimiz gerçekte ne demiş olabilir gerçek durum nedir?
- Peygamberimiz aynı tarihlerde Hz. Ali'yi de Necran Yemen bölgesine serriyeler olarak göndermiştir. Ona da mı aynı emirleri vermiştir?
- Açıklayabilir misini?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Evet, ilgili rivayet kaynaklarda geçmektedir. (bk. İbn Hişam, es-Sire, 2/592; İbn Sad, et-Tabakat, 1/255).

- Bu rivayetin sıhhati konusunda bir değerlendirmeye rastlayamadık.

- Hz. Peygamber (asm)'in en büyük görevi İslam’ı insanlara tebliğ etmektir.

“Ey Peygamber! Rabbinden sana indirilen buyrukları tebliğ et! Eğer bunu yapmazsan risalet vazifesini yapmamış olursun.” (Maide, 5/67)

mealindeki ayet ve benzerlerinde bu görev açıkça bildirilmiştir.  

Bu görevi bazen bizzat kendisi yapar, bazen de kendi arkadaşlarını göndererek bu görevi yerine getirir. Hz. Halid’in Necran’a gönderilmesinin sebebi de bu tebliğ görevinin ifa edilmesidir.

- Ancak İslam’ı tebliğ ederken karşı taraftan sert tepki gelip bir savaşa neden olabilir. Bunun içindir ki, hadiste mümkün olduğunca üç defa (belki de üç gün boyunca) tebliğ vazifesine devam edilmesi, karşı tarafın bütün kışkırtmalarına rağmen savaşa girişilmemesi tavsiye edilmiştir.

Üç defa -insanların akıl ve gönüllerine girecek şekilde ikna edici bir üslupla- tebliğ/İslam’a davet yapıldığı halde bu süre içerisinde tebliği reddeder ve düşmanlıklarını ortaya koyarlarsa, Müslümanların da onlara karşılık vermeleri dışında bir çareleri zaten kalmaz...

- Hadisten anlaşılması gereken husus; karşı tarafı zorla değil, isteyerek imana gelmelerini sağlamak için her şeyden önce ikna edici bir şekilde tebliğde bulunmaktır. Nitekim, bu olayda da Necran halkı Halid b. Velid’in davetine icabet etmiş ve hepsi kendi özgür iradeleriyle Müslümanlığı kabul etmişlerdir. (bk. İbn Hişam, İbn Sad, a.y)

Savaş, insanları zorla İslam’a sokmak için değil, o günkü şartların zorunlu kıldığı bir durumdur. Çünkü

“Dinde zorlama yoktur. Doğru yol, sapıklıktan, hak batıldan ayrılıp belli olmuştur. Artık kim tağutu reddedip Allah’a iman ederse, işte o, kopması mümkün olmayan en sağlam tutamağa yapışmıştır. Allah her şeyi işitir, bilir.” (Bakara, 2/256)

mealindeki ayette insanlara zorla dini kabul ettirmek açıkça yasaklanmıştır.

- Allah’ın emriyle insanları İslam’a davet etmekle görevli olan Hz. Peygamber (asm)'in, bu ilahi emrin gerçekleşmesi için halkı zorla İslam’a girmekten alıkoyan baştaki reisleri etkisiz hale getirmek ve halkın doğrudan kendi isteğiyle İslam’ı seçip seçmeme özgürlüğünü sağlayan bir ortam hazırlamak da savaşın diğer önemli bir hikmetidir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR