Babamın tarafına gidince annem kızıyor, nasıl bir yol izlemeliyim?

Tarih: 02.08.2021 - 10:14 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Sıla-i Rahim konusunda kararsızlık
- Benim sülalemde, anne ve baba tarafım hep birbiriyle sıkıntı içerisinde yaşadılar (arkalarından gıybet ettiler, iftira ettiler vs.).
- Ben küçükken bile babamın tarafı ben doğduğumda (nasıl bir husumetse), doğduğum zaman, kutlamak için bile gelmek istememişler. Zaman içerisinde bu dargınlık büyümüş (diğer sebeplerden de dolayı) ve akraba bağımız iyice mahvolmuş.
- Ben şu an 20 yaşımdayım ve bir abim var. Bayramlarda sıla-ı rahim için amcamlara, dedemlere gitsek annemiz bize kızıyor ("bana yapılan haksızlıklara rağmen nasıl gidersiniz?" şeklinde), gitmesek babam üzülüyor, barış ortamı olsun istiyor.
- Bu durumda nasıl bir yol izlemeliyiz abimle birlikte?
- Yani babam tarafının bizimle derdi yok, sadece annem ile dertleri var.
Not: Babam ile annem boşanmış durumdalar.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

1)  Allah’ın rızasını kazanmak için yakın akrabaları ziyaret etmeyi sürdürün

Yüce Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de akrabalık ve diğer ilişkilerin önemiyle ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:

“Allah'a kulluk edin, ona hiç bir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabalara, yetimlere, düşkünlere, yakın ve uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve size hizmet eden kimselere iyilik edin.” (Nisa, 4/36)

Bu çerçevede dinimiz, akrabalarla yakın ilişki kurmayı Allah’ın merhametine vesile olarak görür. Aksi durumda ise, Allah’ın rahmet ve ihsanının kesilmesine neden olacağından dolayı insanları uyarır.

Nitekim Peygamber (asm) Efendimiz, şöyle buyurur:

“Kim akrabalık bağını korursa, Allah ona merhamet eder. Kim onu koparırsa, Allah da ondan ihsan ve rahmetini keser.” (Müslim, Birr, 18)

“Akrabasıyla ilgisini kesen kimse cennete giremez.” (Müslim, Birr, 19)

Görüldüğü gibi yakınlarımızla iyi münasebetler geliştirmemiz, ziyaret etmemiz ve onların sıkıntılarını paylaşmamız, Allah'a bize verdiği en önemli sorumluluklarımızdan birisidir. Allah’ın emrettiği bu vazifeyi, kulların yasaklaması dinen kabul edilir bir şey değildir.

Şu halde, Allah’ın rızasını kazanmak için yakın akrabalara ziyaretlerini sürdürün.

2) Kendi huzurunuzu korumak adına bile olsa, yakın akrabalarınızla ilişkilerinizi devam ettirin

Yapılan psiko-sosyal araştırmalar göstermektedir ki, akraba ziyaretleri insanların ruh dünyasını daha güçlü yapıyor. Nasıl bir bitki köklerinden koparıldığında yavaş yavaş kuruyorsa, insanın da genetik kökleri olan, kan bağı bulunan yakın akrabalarıyla ilişkisini koparması onu manen huzursuz eder ve soldurur.

Yakın çevrenize baktığınızda, akrabaları ile küs olan, kavgalı olan insanların kendileriyle de küs olduklarını, en azından huzursuz olduklarını görürsünüz.

Bundan dolayı, kendi huzurunuzu korumak adına bile olsa yakın akrabalarınızla ilişkilerinizi devam ettirin.

3) Annenizin davranışına hak vermeyin, ama onu anladığınızı da ifade edin

Türkiye’de evliliklerin boşanma ile sonuçlanmasının en başında gelen nedenlerinden biri, eşlerin karşı tarafın ailesiyle yaşadığı sorunlardır. Bu süreçte taraflar birbirini ciddi anlamda yaralamakta ve tamiri çok zor psikolojik sorunlara itebilmektedir.

Anneniz de muhtemelen bu kısır döngünün içine girmiş ve psikolojik olarak yara almıştır. Bundan dolayı annenizin kırgınlıklarına ve kızgınlıklarına hak vermeseniz de onu anlayın ve anladığınızı da kendisine sözlü olarak söyleyin. Örneğin, “Seni anlıyorum anneciğim, kendini çok kırılmış, çok üzülmüş, çok yaralanmış, aşağılanmış, terk edilmiş hissetmişsin.” diyebilirsiniz.

Bu şekilde onun duygularına ayna olmanız, onu hem rahatlatacak hem de sizin baba tarafından akrabalarınızla ilişkinize karşı daha toleranslı yapacaktır.

4) Baba tarafından akrabalarınızı ziyaret etmenizin bir tercih olmadığını anlatın

Boşanmış ebeveynlerin en büyük yanlışı, çocuklarını taraf tutmaya zorlamasıdır. Bunu bazen, karşı taraftan intikam almak, ona ceza vermek için yaparlar, bazen de bunun, kendileri ile diğer eş arasından yapılmış bir tercih olduğunu zannederler.

Anneniz de muhtemelen sizin, kendisini değil de babanızı ve onun kardeşlerini tercih ettiğinizi düşünmektedir.

Oysaki sizin konumunuz ondan farklı. Çünkü sizin her iki tarafla da kan bağınız var, dini ve hukuki bağlarınız var. Sizin için, yakın akrabalarınızla ilişkilerinizi sürdürmeniz, bir tercih değil, bir gerekliliktir. Ziyaretleriniz Allah’ın emri, babanıza karşı da bir vefa borcunuzdur. Yoksa bir tarafa hak vermek veya bir tarafın yanında olmak değildir.

Amcanızı ve halanızı ziyaret etmeniz, annenizin acılarını hissetmediğiniz, onu sevmediğiniz ve yanında olmadığınız anlamına gelmez.

Kısaca bunun bir tercih olmadığını annenize açıklayın.

5) Akraba ziyaretlerinizi annenize ayrıntılı olarak anlatmayın

Akraba ziyaretlerinde haliyle muhabbet ortamı olacaktır. Zaten, akrabalarla bir araya gelmenin bir anlamı da budur.

Ancak, annenizin duygularını da hesaba katarak, bu ziyaretlerde yaşadıklarınızı ayrıntılı olarak annenize anlatmayın. Çünkü bu durumda duyguları rencide olacağından size engel olabilir.

6) Yetişkin bir birey olarak ilişkilerini kendiniz belirleyin

Anne-babalar bazen iyi niyetle, bazen de çeşitli psikolojik dinamiklerin etkisiyle ölünceye kadar çocuklarını yönlendirmek, onların kararlarına müdahale etmek isteyebilirler. Ama yetişkin çocuklara düşen şey, artık diğer insanlarla ilişkilerini kendilerinin belirlemesidir. Anne babalarından da bu konuda onların kararlarına saygı duymalarını istemeleridir.

Bu ve benzeri konularda başkalarının müdahalesine karşı sınırınızı koruyamazsanız sürekli sınır ihlali yaşarasınız. Bu da sonuçta sizi ruhen yıprattığı gibi, uzun vadede anne-babanızla ilişkilerinizi de daha gergin hale getirir. Örneğin evlendiğinizde eşiniz ve eşinizin ailesi ile ilişkilerinize de müdahale edebilirler.

Özetle, anne-babanızın haklarına özenle riayet edin, her ikisine de gereken saygıyı, hürmeti ve ilgili gösterin. Ancak, anne-babanıza itiraz etmeden, kınamadan, aleyhte konuşmadan, Allah’ın emirlerine uygun olarak akrabalarınızı da ziyaret edin.

7) İsyan etmeyin, ama itaat de etmeyin

Unutmamak gerekir ki, isyan etmek başkadır, itaat etmemek başkadır.

Allah’ın merine uygun olmayan işlerde kimseye itaat edilmez, ama isyan etmeniz de gerekmez. Örneğin "Namaz kılma." diyen anneye bir şey demeden namaz kılmaya devam edilir.

Diğer konular da buna göredir...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun