İnsan takvasını her zaman nasıl koruyacak?

Tarih: 11.08.2011 - 04:21 | Güncelleme:

Soru Detayı
Bir insan, yıllarca takvalı bir hayat sürerken, bir de bakmışsınız günahın en derin çukuruna batmıştır. - Takvamızı her zaman nasıl koruyabiliriz?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

Soruda da işaret edildiği üzere, genel olarak hiç kimseye takva dairesinde yaşama garantisi verilmemiştir. Kim olursa olsun herkes her zaman imtihandadır. İmtihanın varlığı sürekli takva dairesi zırhında tutulmaya engeldir. İlahî lütfun bir atası/vergisi olarak bazıları korunma altına alınırsa da bunlar istisna teşkil etmektedir.

Kur’an’da “Muhlisûn” (kendi çabalarıyla ihlası kazananlar)  ve “Muhlesûn” (Allah tarafından ihlas dairesinde tutulanlar) kavramları vardır. Bu her iki vasıf da kişiyi takva dairesinde tutan hasletlerdir. Ancak, birinci vasfa sahip olanların garantisi yoktur. İkinciler ise korunma altındadır. Fakat onlar da -genel olarak- korunma altında olduklarını bilmezler. Bu yüzdendir ki, aklı başında bütün müminler, her zaman takva dairesinde bulunamadıklarından, kötü akıbetten korkmuş ve korkmaktadır.

Takva, Allah’a ve ahirete sağlam iman etmekle, özellikle Allah’ın büyüklüğünü, azametini yakından tanımakla paralel gelişen, devam eden bir vasıftır. İmanı güçlendirmek, özellikle Allah’ın azametini gereği gibi kalbe yerleştirmek için Allah’a hakkıyla kulluk etmeye devam etmek gerekir. Özellikle günde beş defa -bir angarya gibi değil, ulvî bir görev olarak- namaz kılmak imanı güçlendiren en önemli bir faktördür.

Takva dairesinden günah çukuruna düşmek bir anlık bir şey değildir. Çünkü bu iki basamak arasında çıkılması, inilmesi gereken pek çok basamak vardır. Günah ve isyan dairesinden bir anda takva mertebesine çıkılmadığı gibi, takva mertebesinden günah derekesine düşmek de bir anlık değildir.

Demek ki, nefis ve şeytan insana takla attırmak için bu işi -saman altından su yürütür gibi- yavaş yavaş yürütür, takvadan uzaklaştırılar. Bunun anlamı şudur; hiç önem vermediğimiz iyi işler/sevaplar zamanla birer nuranî basamak olup bizi takva derecesine yükselteceği gibi, aynı şekilde önemsemediğimiz küçük küçük günahlar zamanla zulmanî (karanlıklı) birer basamak olup bizi fıskın derekesine düşürebilir.

Zaten takva demek, manevî yürüyüşte yoldaki dikenlere basmamak için çok dikkatli davranmak, ayağımızın yerinin düzgün olduğunu gördükten sonra adım atmak manasına gelir. Takva dairesi bunu gerektirir.

Bir de sürekli Allah’a yalvarmak, kötülüklerden korunmak için (daima takva dairesinde olmak için) onun inayetini ve himayesini istemek çok önemlidir. Samimi bir şekilde Allah’a karşı saygı ve sevgi içinde olan bir kimsenin, takva dairesinden çıkıp ilahî himayeden mahrum olması çok zayıf bir ihtimaldir.

İmtihanın temel esprisi olan “korku-ümit” dengesinin devam etmesi için, ortada bir garanti bir açık çekin olmaması gerekir. Allah’a karşı olması gereken; iman-amel, saygı-sevgi, tövbe-istiğfar, korku-ümit sistemini sadece akıl ve vicdanımıza değil, hayal ve tasavvurlarımıza da yerleştirmeye çaba göstermek durumundayız.

İlave bilgi için tıklayınız:

Takva nedir, müttaki kime denir?

Bakara 2. ayeti neden "Huden li'l-muttekîn" (takva sahipleri için tarifsiz bir hidayettir) diye biter? Muttakiler için hidayet sözünün anlamı nedir?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun