İncil ve Tevrat dışında, başka hangi dinlerde Hz. Peygamberin geleceği müjdelenmiştir?

Soru Detayı

- Hinduizm de bile olduğu söyleniyor, doğru mudur?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

“Bu Kur’ân’a, elbette öncekilerin kitaplarında da işaret edilmişti.” (Şuara, 26/196),

“Bu, elbette önceki sahifelerde, İbrâhim ile Mûsâ’ya verilen sahifelerde de bildirilmiştir.” (Ala, 87/18-19)

mealindeki ayet ve benzerlerinde, eski kitap ve suhuflarda Kur’an’a ve Hz. Peygamber (asm)'e işaretlerin olduğu açıkça ifade edilmektedir:

- Bediüzzaman Hazretlerinin ifade ettiği gibi, “Nass-ı Kur'anla; Tevrat, İncil, Zebur ve Suhuf-u Enbiyanın, nübüvvet-i Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm'a dair verdikleri haber…(ler vardır).” (Mektubat, s. 162)

- Hz. Peygamber (asm)'in geleceğinin müjdesi Tevrat ve İncil’in yanında, Zebur’da da yer almıştır: Mesela:

a) Zebur’da şöyle denilmiştir:

“Allah’ın kendisini zaferden zafere koşturduğu, salihleri kerametlerle şereflendirilen bir ümmet seçtiğinden dolayı, Yüce Yaratıcının bu lütuflarıyla kıvanç duymalıdır. Ki onlar yanları üzerinde Allah’ı tesbih ederler, yüksek sesle tekbir getirirler…”

Görüldüğü gibi, Zebur’un bu ifadesi, İslam ümmetinin bazı vasıflarını açıklamaktadır. Zaferden zafere koşmaları, yüksek sesle tekbir getirmeleri gibi..

Beş vakit namazda yüksek sesle ezan okuyan ve tekbir getiren sadece İslam ümmetidir. Ayrıca yolculuk esnasında yüksek tepelere çıktıklarında tekbir; alçak yerlere indiklerinde tesbih getirdikleri sahih hadislerde yer almaktadır. (bk. İbn Teymiye, el-Cevabu’s-Sahih Li Men Beddele Dine’l-Mesih, Daru’l-Asıme, 1419/1999, 5/226-233)

b) Zebur’da şöyle bir ayet vardır: “Allah’ım! Fetretten sonra bize 'Mukimu’s-sünnet'i gönder.” “Mukimu’s-sünne” unvanı Hz. Peygamber (asm)'in bir ismidir. (bk. Nursi, Mektubat, s.165)

c) Zebur'da Yetmiş İkinci Babında şu âyet var:

"Bahrden bahre mâlik ve nehirlerden, Arz'ın makta' ve müntehasına kadar mâlik ola ve kendisine Yemen ve Cezayir Mülûkü hediyeler götüreler ve padişahlar ona secde ve inkıyad edeler ve her vakit ona salât ve her gün kendisine bereketle dua oluna ve envârı Medine'den münevvir ola ve zikri ebed-ül âbâd devam ede onun ismi, şemsin vücudundan evvel mevcuddur. Onun adı, güneş durdukça münteşir ola..."

İşte bu âyet, pek aşikâr bir tarzda Fahr-i Âlem Aleyhissalâtü Vesselâm'ı tavsif eder.” (Mektubat, s. 168-169)

- Eşıya peygamberin açıkça Hz. Peygamberin “Muhammed” ismini zikrederek onun geleceğini müjdelemiştir. (bk. İbn Teymiye, a.g.e, 5/257)

- Hazakyal ve Daniyal peygamberlerin de Hz. Peygamberi (asm)müjdelemeleri söz konusudur. (bk. İbn Teymiye, a.g.e, 5/272-278)

- Eski kitap ve suhuflarda daha pek çok müjdeler vardır.[bk. İbn Teymiye, a.g.e; Hüseyin Cisri, Risale-i Hamidiye (Tercüme: Manastırlı İsmail hakkı); Bediüzzaman, Mektubat, On Dokuzuncu Mektup]

-Hind Mukaddes Metinlerindeki İşaretler:

Paru 8, Khand 8, Adhya 8 ve Shalok 5-8 gibi Hind mukaddes metinlerinde, Efendimizden (a.s.m) şöyle bahsedilmektedir:

“Arkadaşlarıyla birlikte bir mellacha (yabancı dil konuşan veya yabancı bir ülkenin mensubu) olan ruhi bir terbiyeci gelecek ve ismi Muhammed olacaktır. Onun gelişinden sonra Raja, Pencap ve Ganj nehirlerinde yıkanır... Ona der 'Ey sen! Beşeriyetin iftiharı, arap ülkesinin sakini, şeytanı öldürmek için büyük bir güç topladın...'” (bk. Prof. Dr. Muhammed Hamidullah, Kur'an-ı Kerim Tefsiri)

Yukarıdaki ifadede Efendimizin (asm) has isminin aynen belirtilmiş olması, son derece dikkat çekicidir. Aynı satırlarda geçen “beşeriyetin iftiharı” kelimeleri ise, Peygamberimiz (asm)'in "fahr-i âlem" şeklindeki ismiyle aynı manadadır.

Buda (gautama buddha) kendisinin ölümünden sonra dünyayı şereflendirecek olan bir yüce kişiden bahseder. Palice lisanında adı “matteya”, sanskritçede “maitreya”, burmacada ise “armidia” olarak geçen bu kişi müşfik ve iyi kalpli olup, insanları doğru yola çağıracaktır. Budanın çok önceden vermiş olduğu bu haberde geçen isimlerin manası da, ”rahmet” demektir. Bilindiği gibi peygamberimiz için, Kur'an'da Enbiya Suresi'nin 107. Ayetinde, “Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik.” buyurulmaktadır.

Bu yazmalardan birinde, şu ifade geçer:

“Buda şöyle dedi: Ben dünyaya gelen ilk Buda (yol gösterici) değilim, son da olmayacağım. Belli bir zamanda dünyaya bir başka kişi gelecektir. O da kutsi, aydınlanmış ve idarede fevkalade kabiliyetli olan biridir. O benim size öğretmiş olduğum aynı ebedi gerçekleri öğretecektir...

Ananda sordu: O nasıl bilinecek?

Buda cevapladı: O, maitreya (rahmet) olarak bilinecek.”

Pali ve Sanskrit yazılı metinlerinde, ileride gelecek olan o yüce kişinin isimleri Maho, Maha ve Metta olarak geçer. Bu isimlerden ilk ikisi, “Yüce Aydınlatıcı” sonuncusu ise “inayetli” manasına gelir ki, bunlardan her ikisi de peygamberimizin sıfatlarıdır. Zaten dikkat edilecek olursa, başka kutsi metinlerde geçen Efendimiz (asm)'in has ismini gösteren Mohamet veya Mahamet adının,Maha ve Moha kelimelerinden teşekkül ettiği açıkça görülecektir. [Bilgi için bk. Doğu Kutsal Metinlerinde Hz. Muhammed (Zerdüşt, Hindu, Budist), A. H. Vidyarthi; Çeviren: Kemal Karataş, İnsan Yayınları; İstanbul, 1997]

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR