İçinde gerçekten pişmanlık olan bir insan, günahlardan vazgeçememesi durumunda ne yapılmalı?

Tarih: 22.02.2019 - 01:55 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Ben tövbe etmek istiyorum ancak dinen her şeyi her konuda detaylarına inceliğine kadar araştırıyorum.
- Benim hayallerim var ben film sektöründe çalışıyorum ve sektörde yeni sayılırım ve çok emek vermem gerekiyor. Ancak sektör gereği alkol gibi haramların tam içindeyim, gerçekten pişmanım Allah’tan korkuyorum cehennem azabından korkuyorum, fakat bazı günahlarımdan hem vazgeçemiyorum hem de onların içinde olduğum için hem günaha giriyorum hem de kendimi tutamıyor günaha giriyorum.
- Tövbe edip bir alim kadar belki daha da bağlı kalmak istiyorum Allah’a. Ama yapamıyorum gerçekten pişmanım, nasıl yapacağım bilmiyorum. 
- Çalıştığım yerde patronuma yeri geliyor rakı da hazırlıyorum nasıl yapacağım kafam çok karışık..
- Her şeyden tövbe edip sıfırdan dini bir hayat kurmak istiyorum ama hem içinde bulunduğum durumda hem de kendi nefsimce bazı günahlardan vazgeçemiyorum.. 
- Ortamımı değiştirmek istemiyorum ama günaha da girmek istemiyorum.
- Zaten ortamı değiştirsem de nefsime bir türlü hakim olamıyorum çok uğraşıyorum ama vazgeçemiyorum..
- Ne olur bir çıkış yolu söyleyin bana...

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İnsanoğlu günah işleyebilen bir varlık. "Benim günah işlemem mümkün değil.” diyebilen hiç kimse bulunmuyor. Her insan, şu veya bu şekilde, az veya çok, günah çukuruna yaklaşıyor, bazen de içine düşüyor.

Hz. Peygamber (asm) "Nefsim kudret elinde olan Zata yemin ederim ki, eğer siz hiç günah işlemeseniz, Allah sizi toptan helak eder; sonra günah işleyen, arkadan da istiğfar eden bir kavim yaratır ve onları mağfiret ederdi."  (Müslim, Tevbe 9) buyurmaktadır.

Nasıl ki ateş, altını bakırdan ayrıştırıyorsa, günahlarla insanın boğuşması imtihanı da insanı tövbeyle geliştirip Allaha yaklaştırıyor. Hz. Peygamber (asm) bunu şöyle dile getirir:

"Her insan hata işler; ama hata işleyenlerin en hayırlısı, çok tövbe edenlerdir." (Tirmizî, Kıyâme 49.)

Tövbede pişmanlığın hissedilmesi yeterlidir. Çünkü günahtan sakınmasına neden olacak ve tekrar günaha dönmemesini gerektirecektir. Bu her iki husus, pişmanlıktan kaynaklanır. (Fethul Bari 13/471)

Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtü vesselâm Rabbinden naklen buyurdular ki:

"Bir kul günah işledi ve 'Yâ Rabbi, günahımı affet!' dedi. 
Hak Teâlâ da 'Kulum bir günah işledi; arkadan bildi ki günahları affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi vardır' buyurdu. 
Sonra kul dönüp tekrar günah işledi ve 'Ey Rabbim, günahımı affet!' dedi. 
Allah Teâlâ da, 'Kulum bir günah işledi ve bildi ki, günahı affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi vardır.' buyurdu. 
Sonra kul dönüp tekrar günah işledi ve 'Ey Rabbim, beni affeyle!' dedi.
Allah Teâlâ da 'Kulum günah işledi ve bildi ki, günahı affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi olduğunu bildi. Ey kulum, dilediğini yap, ben seni affettim.' buyurdu.” (Buhârî, Tevhid 35)

Büyük hadis âlimi İmam Nevevî, bu hadisten şu hükmü çıkarır:

"Günahlar yüz kere, hatta bin ve daha çok kere tekrar edilse de kişi her seferinde tövbe etse, tövbesi makbuldür. Veya bütün günahlar için bir tek tövbe etse bile, yine tövbesi sahihtir."

Birçok ayette af yetkisinin Allah'a ait olduğu, Allah'ın istediğini bağışlayacağı, istediğini azaba çarptıracağı bildirilerek, havf-reca muvazenesine, ümit-korku dengesine dikkat çekilir.

Yine ifade buyurulur:

"Onlar ki, bir kötülük yaptıklarında ya da kendilerine zulmettiklerinde, Allah'ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tövbe-istiğfar ederler. Zaten günahları Allah'tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar, işledikleri kötülüklerde, bile bile ısrar etmezler." (Al-i İmran, 3/135)

Evet, bir mümin günah işler hem de günahın büyüğünü işler ve bu günahlara tövbe eder. Bazen tövbesini bozup aynı günahı tekrar işler, bir daha tövbe eder. Bu yüzden günah işliyoruz diye kesinlikle ümitsizliğe kapılmamalıyız. Sıkça tövbe etmeli ve Peygamberimiz Hz. Muhammed Aleyhisselatü vesselam da günahı olmadığı halde günde yetmiş kereden fazla tövbe-istiğfar ettiğini, (Buhari, Deavat 3) ve Yüce Rabbimizin onca günahımıza rağmen bizi tövbe etmeye davet ettiğini (Tahrîm, 8) unutmamalıyız.

Biz de Peygamberimiz gibi her gün sıkça tövbe-istiğfar etmeliyiz, daima ümit ve korku ortasında olmalıyız. Ümitsizliğe kapıldığımız zamanlarda da Allah’ın şu müjdelerini hatırlamalıyız.

“De ki: Ey nefislerine zulmeden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları affeder. Gerçekten O; Gafurdur, Rahimdir.” (Zümer 39/53)

Demek ki, tövbe ile günahlardan kurtulmaya bizi çağıran Allah’ın kitabıdır: Kuran, Allah’a sığınıldığı, günah itiraf edildiği ve pişman olunduğu sürece Allah’ın bütün günahları affedeceğini müjdeler.

Allah’ın Affetmediği tek bir günah var oda şirk üzere kafir olarak ölmektir:

“Gerçekten, Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise, dilediğini bağışlar.” (Nisa, 4/48)

Tövbenin birtakım şartları var:

1. Önce yaptığı günahtan pişmanlık duyması lazımdır. 

2. Şayet bir daha, nefis, şeytan veya çevre etkisiyle günahın içine düşerse tekrar pişmanlık duyup tövbe-istiğfar etmelidir.

3. Günah işler, sonra tövbe ederim, nasılsa Allah af eder gibi bir düşünceyi aklına getirmemeli.

4. Daima ümit ve korku içinde olma hissini taşımalıdır.

Bediüzzaman Hazretlerinin konuyla ilgili bazı açıklamaları özetle şöyledir:

Bu dehşetli asırda imandan sonra en önemli esas takvadır, ibadettir. Böyle fesat ve günahlar asrında kalpteki Allah korkusu günahlara karşı en büyük bir silâh ve siper hükmündedir.

Bu nedenle, günahların her taraftan insanı serbestçe sardığı bu ahir zamanda farzları işleyen, haramları işlemeyen kurtulur.

Ayrıca bu dehşetli asırda ve ağır şartlar altında az bir salih amel, çok hükmündedir. Hem zaten Allah korkusu ile günahlardan uzak durmakta bir nevî salih amel vardır. Çünkü bir günahı terk etmek farzdır. Bir farzı işlemek, çok sünnetlere bedeldir.

Özellikle böyle günahların sel gibi üzerimize hücum ettiği bir asırda, yalnızca günahlardan korunmak suretiyle, yani az bir irade gösterip yüzlerce günahı terk etmek suretiyle, yüzlerce farz işlenmiş olmaktadır. 

Madem, şimdiki sosyal hayatta her dakikada yüzlerce günahla karşı karşıya kalıyoruz. Elbette Allah korkusunu ve günahlardan sakınmak duygusunu kalbimizde taşıdığımız her an, yüzlerce salih amelin de kapısını çalmış olacağız. (bk. Nursi, Kastamonu Lâhikası, s. 110)

Günahlara karşı en büyük siper tövbe ve istiğfar etmek ve günahlardan vazgeçmektir. Allah’a şirk koşmak hariç olmak üzere, büyük günahları işlemek imansızlıktan gelmediğinden; günah olduğunu inkâr etmedikçe büyük günah işleyen kişi, iman dairesinden çıkmaz. (bk. Nursi, Lem'alar, s. 80)

Her günah içinde küfre gidecek bir yol vardır. Eğer işlenen bir günah istiğfar ile çabuk imha edilmezse, kurt değil, küçük bir manevî yılan olarak kalbi ısırır. Çünkü günah kalbe işlemeye başladığı ve tövbe ile imha edilmediği zaman kalbi karartır ve günahları korkusuzca işlemeye devam etmek kalbin katılaşmasına ve iman nurunun çıkmasına sebep olur. (bk. Nursi, Lem’alar, s. 15)

Patrona içki hazırlama konusuna gelince:

Hayati tehlike söz konusu olmadığı sürece  “Allah'a isyan olan bir yerde kula itaat edilmez.” hükmü esastır. Aksi takdirde bunun mazereti yoktur. Onun için bir Müslümanın dikkat etmesi gereken hassas noktalardan biri çevre meselesidir.

İnsan tek başına yaşayamadığına göre kendisine iyi bir çevre oluşturmalıdır. İyiyi bulamayan ise en az kötü olanı aramalıdır.

Eğer bir günahta ısrar ediliyorsa bu, o günaha teşvik eden çevrenin etkisinin giderilmediğini gösterir. Önce çevre temizliği için çalışmak şarttır. Salih kullarla oturup kalkmak, gıdadan göz temizliğine kadar her alanda helale yönelmek zorundayız.

İlave bilgi için tıklayınız:

Peygamberimiz, günahsız olduğu halde, neden Allah'tan çok kez ...
"İstiğfar eden kimse, günde yetmiş kere de tövbesinden dönse de ...
Günaha Karşı Tövbe.
Günahta ısrarcılar kimdir?
Şeytanın tuzakları nelerdir?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 10.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun