İbda ve inşâ ne demektir? İbda-i mahz ve İbda-i cüz'î açıklar mısınız?

Tarih: 05.05.2020 - 14:41 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İbda', hiçten icattır. Eşyaya hiçten ve yoktan vücut verilmesi, ona lâzım olan her şeyin yoktan yaratılmasıdır. İnşâ ise, eşyanın mevcut elementlerden toplanmak suretiyle icat edilmesidir.

İki türlü ibda' vardır: Birincisi, ibda'-ı mutlak yahut ibda'-ı mahz ve küllidir. Yani, tamamen yoktan ve hiçten icat etmek, diğeri ibda'-ı cüz'îdir.

Kâinatın ilk yaratılışı ibda'-ı mutlak ve ibda'-ı mahz iledir. Yâni, kâinatın ilk yaratılışında her şey, sırf hiçten ve yoktan icat edilmiştir. Daha açık bir ifadeyle, misâl ve nümûne olarak alınacak hiçbir kanun, madde, müddet, asıl, suret yokken, varlık âleminin örneksiz, mukayesesiz, taklitsiz, emsalsiz olarak yoktan ve hiçten icadıdır.

İbda-i Mahz Nedir?

Kanun, madde ve müddet henüz mevcut değilken, zerrelerin taklitsiz, mukayesesiz ve misâlsiz yaratılması "ibda'-ı mahz"dır. Kâinatın teşekkülü yâni, yer küresinin, ayın, güneşin ve yıldızların kendilerine mahsus keyfiyet, şekil ve hususiyetleriyle yaratılmaları ibda-i mahz olduğu gibi, bütün bitki ve hayvanların ve insanın ilk modelinin yaratılması da "ibda'-i mahz"dır. Bütün nevi'ler bu ilk modellerden yaratılmışlardır.

Kâinat ve onu ortaya getiren atomlar, ibda'-i mahz ile yaratıldı. Bu ilk yaratılıştan sonra ibda'-i mahz kapısı kapatıldı. Artık şu anda her varlık mevcut atomlardan yaratılmaktadır. Çünkü âlemde her şeye hükmeden bir denge mevcuttur.

Cenâb-ı Hak denge kanunu ile her varlığı o kadar ince bir nizâm ve o derece hassas bir ölçü ile tanzim etmiştir ki, hilkatte abes ve israf olmadığı gibi, adaletsizlik ve dengesizlik de yoktur. Evet, bu denge ve nizam kanunu, kandaki alyuvar ve akyuvarlardan, bütün canlıların doğum ve ölümlerine kadar, atom sistemindeki dengeden tâ sema burçlarına, feza sistemlerine kadar her şeye hükmetmektedir. Mademki kâinatta bir umumî nizam ve denge kanunu vardır, her şey gibi bu âlemin temel taşları hükmünde olan unsurlar da bu kanunun dışında kalamaz.

 Yaratılan her şeyin model ve suretlerinin ilm-i İlâhîde hazır olması, O Zât'ın ilminin sonsuz ve her şeyi içine aldığını gösterdiği gibi, her şeyin asılları olan atomların önceden yaratılıp dengelenerek istif edilmesi de, O'nun sonsuz tedbirini gösterir.

Evet, bu hâl O'nun her şeyi mükemmel mizan ile plânlayıp hazırladığının ve hiçbir şeyi şaşırmadan, unutmadan ve ihmal etmeden güzelce idare ve tertip ettiğinin ve bir atomu bile israf etmediğinin delilleridir.

Cüzlerde, parçalarda görünen bu denge kanununun küllerde, bütünlerde de cereyan etmesi hikmetin gereğidir. Evet, insanın her bir uzvu, vücuduna göre nasıl bir ölçü ile ayarlanmış ise, kâinatı ortaya getiren manzume ve sistemler de aynı ölçü ile tanzim edilmiştir.

Elhâsıl, Cenab-ı Hak (CC), ibda'-i mahz ile yarattığı ve hazırladığı atomları iplik gibi istimal etmekte ve bütün mahlûkatı bir kumaş gibi dokumaktadır. İşte, bu ipliklerin hiç yoktan yaratılması ibda-i mahz, onların bir araya getirilmesiyle muhtelif eşyanın dokunması, yaratılması ise inşâ'dır.

İbda-i Cüz'î Nedir?

Bu inşâ ile ortaya çıkan yeni yeni şekiller, desenler, motifler, tezyinatlar, keyfiyet ve mahiyetler de ibda'-i cüz'îdir.

Başka bir ifade ile ibda'-i cüz'î, ibda' ve inşâ'nın birlikte tahakkuku ile ortaya çıkmakta ve kâinatta her an cereyan etmektedir. Meselâ, şu anda yaratılan her bir mevcudun, tâbiri caiz ise, plân ve programı ibda'dır. Bu plân ve programa göre atomların toplanıp eşyanın ortaya çıkışı ise inşâdır. Eşyanın vücud sahasına çıkması ile onlara takılan sayısız sıfatlar, hususiyetler, ahvaller ise yine ibda' hakikatini göstermektedir. Demek ki, kâinatta her an ibdaya dayanan yeni bir inşâ görülmektedir.

İbda' ve inşâ hakikatlerini daha iyi kavrayabilmek için şöyle bir misâl verelim:

Mimarlık san'atı ve estetik yönünden dünyada bir şaheser olan Selimiye Camii taşlardan yapıldığı halde, hiç kimse bu san'at eserine "taştır" veya "taş yığınıdır" diyemez ve böyle bir iddiada bulunamaz. Hiç şüphesiz bu taşlarla ortaya çıkan san'at, maharet, itina, ihtimam, tenasüp, harika plân, güzel nakş ve motifler, dakik tezyinat ve manidar ihtişam. Hülâsa bu camideki bütün hususiyetler elbette taşlardan ayrı olarak ustasının fikir ve mütalâasından ortaya çıkan, tabiri caiz ise, yeni yeni ibda'-misâl maharetlerdir.

İşte, bu caminin taşlardan tedricen yapılması inşâ hakikatine, onun sayısız sıfat, meziyet ve hususiyetleri yâni, taşlardan başka her şeyi ise ibda' hakikatine güzel bir misâldir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun