Hz. Peygambere söven cariyenin öldürülmesi nasıl açıklanabilir?

Tarih: 08.11.2020 - 20:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

Bir kadının, Hz. Muhammed'e hakaret ettiğini ve bunu duyan bir adamın kadını öldürdüğünü, Peygamber Efendimizin de adamın Allah katında iyi iş yaptığını söylediği doğru mu?
​Bir hadis duydum, Ebu Davud'da geçiyor muş. Kör bir adam cariyesi olduğunu Hz. Muhammed'e ya da Allah'a hakaret ettiğini duymuş. Bunun üzerine gitmiş öldürmüş. Bunu Peygamberimiz duyunca da adamın yaptığının doğru olduğunu, Allah katında iyi bir iş yaptığını söylemiş. Bu doğru mudur? (Ebu Davud, Hudud 2)
1. Hadisin tamamı nasıldır? Açıklarsanız sevinirim.
2. Bu adam kadının hakaret ettiğini söylüyor ama ya yalan söylüyorsa? Birinin canına kıymak bu kadar kolay mı? Cinayette, recimde hep şahit olması koşulu var ve bu kişiler tarafından değil devlet tarafından uygulanmalı. Bu olay neden şahit gerektirmedi, adamın doğru söylediğini nerden bileceğiz, belki sinirlenip öldürdü sonra da hakaret etti diye yalan söyledi?
3. Ben de çevrem de her gün hakaret eden ateistlerle karşılaşıyorum şimdi onları gidip öldürsem sevap mı oluyor? Kısaca, bana bu cezanın uygulanması için gereken koşulları açıklar mısınız? Biri peygambere hakaret edince o kişiyi kendimiz, şahit getirmeden, hakem önüne çıkmadan öldürsek sevap mı kazanmış olacağız?
4. Hz. Peygambere küfreden kişinin tövbe etmesi halinde tövbesi kabul olur mu, yine öldürülebilir mi?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Soru 1.
Hadisin tamamı nasıldır? Açıklarsanız sevinirim.

Cevap:

Ebu Davud kitabının Hudud bölümünün 2. Babında ilk hadis olarak bu olayı nakletmiştir. Hadise, soruda ifade edildiğinden farklıdır. Doğrusu özet olarak şöyledir:

Görme özürlü olan bir sahabinin, çocuğunu doğurduğu için ümmü-veled olan gayrimüslim bir cariyesi varmış (Ümmü-veled olan cariye satılamaz ve sahibi vefat edince hür olur). Bu kadın sık sık Peygamberimize küfreder, hakaret edermiş. Sahibi olan görme özürlü sahabî onu defalarca uyarmış, azarlamış, menetmiş, fakat kadın vazgeçmemiş, hakaret ve küfre devam etmiş. Bir gece yine küfre başlayınca adam dayanamamış kadını öldürmüş. Bu olay Allah tarafından Peygamberimize bildirilmiş, Peygamberimiz ertesi gün halkı toplamış, ne yaptığını kendisi bilen kişi Allah için ayağa kalksın demiş. Şahıs kalkmış, olayı olduğu gibi anlatmış, Peygamberimiz de “Şahid olun, o kadının kanı hederdir (kısas ve diyet gerekmez)” buyurmuş. (bk. Ebu Davud, Hudud, 2)

Tabii bu konuda tek olay ve hadis bundan ibaret değil, bütün delillere bakan müçtehitlerin tamamı, “Peygamberimize küfür ve hakaret eden kişi Müslüman ise cezası idamdır.” demişlerdir. Bu davranış bir irtidat, dinden çıkma sayıldığı için bazı müçtehitlere göre idamdan önce tövbe etmesi teklif edilir.

Peygamberimize küfreden gayrimüslim ise Ebu Hanîfe gibi bazı müçtehitlere göre idam edilemez, engelleyici tedbirler ve cezalar uygulanır.

Soru 2:
Bu adam kadının hakaret ettiğini söylüyor ama ya yalan söylüyorsa? Birinin canına kıymak bu kadar kolay mı? Cinayette, recimde hep şahit olması koşulu var ve bu kişiler tarafından değil devlet tarafından uygulanmalı. Bu olay neden şahit gerektirmedi, adamın doğru söylediğini nerden bileceğiz, belki sinirlenip öldürdü sonra da hakaret etti diye yalan söyledi?

Cevap:

Eğer olayı Peygamberimiz bir çeşit vahiy ile bilmemiş olsaydı mahkemesiz, şahitsiz öldürme kabul edilemezdi.

Soru 3:
Ben de çevrem de her gün hakaret eden ateistlerle karşılaşıyorum şimdi onları gidip öldürsem sevap mı oluyor? Kısaca, bana bu cezanın uygulanması için gereken koşulları açıklar mısınız? Biri peygambere hakaret edince o kişiyi kendimiz, şahit getirmeden, hakem önüne çıkmadan öldürsek sevap mı kazanmış olacağız?

Cevap:

Bir kimsenin işlediği suç, hangisi olursa olsun idamı veya başka bir cezayı gerektiriyorsa usulüne göre muhakeme edilir, infazı da devletin görevlisi yapar. Kendi başına hükmedip infaz etmek caiz değildir, yapan ceza görür.

Soru 4:
Hz. Peygambere küfreden kişinin tövbe etmesi halinde tövbesi kabul olur mu, yine öldürülebilir mi?

Cevap:

Bazı müçtehitler bu suçu işleyenlerin tövbesi kabul edilmez demişlerdir, ama az önce de dediğimiz gibi kabul edilir diyen müçtehitler de vardır.

Hanefi mezhebine göre, devlet dahi kutsal değerlere küfreden zimmi veya gayrimüslimlere ölüm cezası veremez, bunun yerine herhangi bir tazir cezası verebilir. Çünkü içinde bulundukları küfür hali, yaptıkları hakaretten Allah katında daha büyük bir suçtur. (bk. Şevkânî, Neylü’l-Evtâr, 9/235-238; Seharenfuri, Bezlü’l-Mechûd, 12/423-426; Abbâdî, Avnu’l-Ma’bûd, s. 1892-1893)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun