Hz. Ömer ve Hz. Abdullah bin Mesud neden cünüpken su bulamadığınızda teyemmüm etmeyin diyor?

Tarih: 14.02.2020 - 20:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

Peki, Hz. Ömer (ra) ve Hz. Abdullah bin Mesud (ra) neden Müslümanlara cünüp olduğunuz zaman su bulamadığınızda teyemmüm etmeyin diyor?
​Allah (c.c) diyor ki: Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayın; başlarınızı meshedip, topuklara kadar ayaklarınızı da (yıkayın). Eğer cünüp oldunuz ise, boy abdesti alın. Hasta, yahut yolculuk halinde bulunursanız, yahut biriniz tuvaletten gelirse, yahut da kadınlara dokunmuşsanız (cinsî birleşme yapmışsanız) ve bu hallerde su bulamamışsanız temiz toprakla teyemmüm edin de yüzünüzü ve (dirseklere kadar) ellerinizi onunla meshedin. Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez; fakat sizi tertemiz kılmak ve size (ihsan ettiği) nimetini tamamlamak ister; umulur ki şükredersiniz. (Maide Suresi, 5/6)

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Abdullah b. Mesud’un bazı meselelerde içtihad ederken, bugün İslam hukukunun kaynaklarından birisi olarak kabul edilen sedd-i zerai prensibi ışığında hüküm vermiş olduğunu söylemek mümkündür.

Örneğin, İbn Mesud'un cünüp olan kişinin teyemmüm etmesinin caiz olup olmadığı ile ilgili verdiği hükmü bu bağlamda değerlendirmenin yerinde olacağı kanaatindeyiz.

Buna göre İbn Mesud ve Hz. Ömer, cünüp olan bir kişinin teyemmüm etmesinin caiz olmadığı ve bunun gusül yerine geçmeyeceği kanaatindeydi.

İbn Mesud, bu şekilde görüş belirtmelerinin sebebi olarak “eğer buna izin verilirse insanların suyun soğuk olduğunu düşündüklerinde de abdesti bırakıp teyemmüme yöneleceklerini” (1) söylemiştir.

Hem Hz. İbn Mesud’un hem de Hz. Ömer’in naslarda geçen ifadelerin buna cevaz verdiğini kabul etmelerine rağmen, böyle bir hüküm ortaya koymalarını insanların basit bahanelerle abdesti bırakıp, teyemmüme yönelmelerine engel olmak amacıyla olduğunu söylemek mümkündür.

Bu kısa bilgiden sonra konunun detayına gelince:

Teyemmüm, abdest alınamadığı veya gusül yapılamadığı durumlarda, büyük ve küçük hükmî kirliliği (hades) gidermek amacıyla, temiz toprak yahut yer cinsinden bir maddeye elleri sürerek yüzün ve iki kolun mesh edilmesidir. (2)

Su bulunmadığı veya su bulunup da, kullanılmasında bir engelin bulunduğu zamanlarda teyemmüm etmek konusunda görüş birliği mevcuttur.

Bununla beraber cünüp olan bir kişinin gusül abdesti almak için su bulamaması durumunda teyemmüm edip edemeyeceği konusunda görüş ayrılıkları vardır.

Ashabın büyük çoğunluğu Hz. Peygamber’den nakledilen; “Hz. Peygamber, namaz kılmayıp cemaatten ayrı duran bir kişiye, neden namaz kılmadığını sorduğunda adam, cünüp olduğunu ve su bulamadığını söylemiş, bunun üzerine Hz. Peygamber; “Teyemmüm et, o sana yeter.” demiştir.” (3) şeklindeki hadise dayanarak kullanılabilecek su bulunmaması durumunda gusül abdesti yerine teyemmüm etmenin yeterli olacağı düşüncesindeydiler.

Ancak Hz. Ömer ve İbn Mesud, diğer sahabilerin aksine teyemmümün gusül abdesti yerine geçmeyeceğini, dolayısıyla da cünüp olan kişinin gusül abdesti yerine teyemmüm edemeyeceğini ve ister yolculukta ister kendi yaşadığı yerde (mukîm) olsun kişinin, su bulup gusül abdesti alıncaya kadar namaz kılmayı bırakması gerektiğini söylüyorlardı. (4)

İbn Mesud ve Hz. Ömer bu görüşleri ile diğer fakih sahabilerden farklı görüş ortaya koymuşlardır ve onların dışında hiç kimsenin bu şekilde bir görüş belirtmediği ifade edilmiştir. (5)

Nevevi, ilk zamanlarda Hz. İbn Mesud ve Hz. Ömer’in teyemmümün gusül yerine geçeceğini söyleyen sahabenin dayandığı bu hadisten habersiz olduklarını ifade etmiştir.

Buna göre onlar, Kuran-ı Kerim’deki “Eğer cünüp oldunuz ise, boy abdesti alın.” (Maide5/6) ve “Cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın.” (Nisa, 4/43) mealindeki ayetleri açıklarken, ayetleri zahirine dayanarak, cünüplüğü “Hasta, yahut yolculuk halinde bulunursanız, yahut biriniz tuvaletten gelirse, yahut da kadınlara dokunmuşsanız ve bu hallerde su bulamamışsanız temiz toprakla teyemmüm edin” (Maide5/6) ayetinde belirtilen, su bulunamaması durumunda teyemmümün geçerli olduğu durumlar arasına dahil etmemişlerdir. (6)

Nitekim, İbn Mesud, ayette geçen  اللمس kelimesini cinsel ilişki olmadan el ile dokunmak anlamında açıklamış ve bunu abdesti bozan şeyler arasında kabul etmiştir. (7)

Netice olarak, Dahhak, Abdullah İbn Mesud’un çok geçmeden ilk görüşünden dönerek, cünüplükte teyemmümün caiz olduğu görüşünü kabul ettiğini nakletmiştir. (8)

Hz. Ömer ile ilgili rivayet ise şöyledir:

“Bir adam gelerek Hz. Ömer’e: Ben cünüp oldum, su da bulamadım, demiş. Hz. Ömer de ona: Namaz kılma, cevabını vermiş.

Bunun üzerine Ammar: Hatırlar mısın ey Müminlerin Emiri! Hani seninle bir seriyyede idik ve ikimiz de cünüp olmuş fakat su bulamamıştık. Sen namaz kılmadın ben toprakta yuvarlanmak suretiyle (teyemmüm yapıp) namaz kılmıştım. Bu yaptığım işi (daha sonra) Hz. Peygamber’e arz ettim de O da: “Sana sadece ellerini yere vurman, sonra da (ellerine bulaşan toprağın) üzerine üfledikten sonra onunla (iki avucunla) yüzüne ve kollarına mesh etmen yeter.”  buyurmuştu, demiş.

Hz. Ammar’ın anlattığı bu olaya karşı Hz. Ömer, Allah’tan kork ya Ammar demiş. Ammar da istersen bunu hiç rivayet etmeyeyim deyince de, Hz. Ömer, (Ammar’a), “hayır üzerine aldığın mesuliyeti elbette sana bırakırız, cevabını vermiştir.” (9)

Hz. Ömer’in söz konusu cevabı, Ebu Davud’daki rivayette ise şöyledir:

“Hayır, Allah’a yemin olsun ki, üzerine aldığın mesuliyeti elbette sana bırakırız” (10)

Bu rivayetten Hz. Ömer’in Ammar’ın anlattığı olayı hatırlayamadığını dolayısıyla Ammar’ın dikkatli davranmasını istediğini anlamak mümkündür. Demek ki, Hz. Ömer, böyle bir şey hatırlamıyordu.

İmam Nevevî bu konuda şunları söylemiştir:

Hz. Ömer Ammar'a “Allah'tan kork, ey Ammar” demekle, aslında şunu kastetmiştir: Anlattığın bu olay hakkında Allah'tan korkup meseleyi iyice araştır. Belki de sen, bu olayı unuttun veya karıştırıyorsun. Elbette ben seninle birlikteydim. Ama böyle bir şey hatırlamıyorum.

Ammar'ın sözü ise şu anlama gelir: “Eğer maslahat gereği bu olayı anlatmamam anlatmamdan daha uygunsa, sana tabi olurum ve bu olayı anlatmaktan vazgeçerim. Zira ben tebliğ ettim. Artık üzerimde bir sorumluluk yok.”

Hz. Ömer'in “seni kendi haline bırakıyoruz” demesi ise şu manaya gelir: Benim bu olayı hatırlamamam, bu olayın gerçekleşmediği anlamına gelmez. Dolayısıyla, senin bu olayı anlatmana engel olmaya hakkım yok. (11)

Bununla beraber, Kurtubi, Hz. Ömer’in de guslü gerektiren bir durumda teyemmümün câiz olmadığı şeklindeki ilk görüşünden dönerek, sahabenin çoğunluğunun görüşünü kabul ettiğini ifade etmiştir. (12)

Kaynak:
1) Buhari, Teyemmüm, 7.
2) Kalacî, el-Mevsûa, 1/606; Zuhaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 1/406)206.
3) Buharî, Teyemmüm, 5; Nesâi, Tahâret, 182.
4) Kurtubî, el-Câmi, 5/103, 104; Nevevî, Mecmu, 2/241; İbn Hazm, el-Muhallâ, 2/144; Muhammed Tâhir b. Aşûr, Tefsîrü’t-tahrîr ve't-tenvîr, Tunus ty., 5/69; et-Taberî, Câmiü'l-beyân, 7/421, 422; ‘Abdürrezzâk, el-Musannef, 1/242; eş-Şevkânî, Ebû ‘Abdullâh Muhammed b. ‘Alî, Fethü’l-Kadîr: el-Câmi‘ beyne fenneyi’r-rivâye ve'd-dirâye min ‘ilmi’t-tefsîr, Beyrut ty, 1/470; Akyüz, İbadetler İlmihali, 1/306.
5) İbn Aşur, a.g.e., 5/70; Şevkânî, a.g.e., 1/470.
6) Nevevî, Mecmu, 7/491.
7) Abdürrezzâk, a.g.e., 1/133; İbn Ebî Şeybe, el-Kitabü'l-musannef, 9/249; es-Suyûtî, ed-Dürrü’l-mensûr, 2/167; İbn Kesir, Tefsirü’l-Kur’âni’l-Azim, 2/315.
8) Tirmizi, Taharet, 92; Abdürrezzâk, el-Musannef, 1/241; İbn Kudâme, el-Muğnî, 1/335.
9) bk. Müslim, Hayz, 112; Nesaî, Taharet, 195; Ahmed b.Hanbel, Müsned, 4/319.
10) Ebu Davud, Taharet, 123/321.
11) Nevevî, Şerhu Müslim, ilgili hadisin şerhi.
12) Kurtubî, el-Câmi‘ li-ahkami’l-Kuran, 6/104.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun