Hz. Ali, ahirete inanmayan birine, "Eğer yoksa benim kaybedecek bir şeyim olmaz. Ya varsa sen ne yapacaksın?'' demiş midir?

Tarih: 25.09.2012 - 00:09 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Hz. Ali (ra)’nin inanmayan bir komşusu vardı. Ona ''Allah'a, ahirete inanıyorsunuz. Peki ya yoksa?” demiş. Hz. Ali (ra) ise ''Yoksa benim kaybedecek bir şeyim olmaz; ya varsa sen ne yapacaksın?'' der.
- Bu rivayetin kaynağı nedir; mantığını nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Hz. Ali (ra)’ye nisbet edilen sözün doğrusu şudur:

Müneccim ve tabip ikisi de dediler ki: "Ölüler diriltilmez." (yani ahiret yoktur); dedim:

"Bakın; eğer sizin dedikleriniz doğru ise benim bir zararım olmaz ya benim dediğim doğru ise, o zaman siz çok zarar edersiniz.”

Fahruddin Razi, bu manzum sözü “şair dedi” diyerek belirtmiştir. (Razî, 17/199)

İmam Gazali ise bu sözün Ebu’l-Ala el-Maarrî’ye ait olduğunu söylemiştir.(İhya, 4/59)

Bu şiiri belirttikten sonra Gazali şunları da ilave etmiştir.

“Bunun içindir ki, Hz. Ali  gerçekleri kavrayacak durumda olmayan bazı aklı kısa olanlara şöyle demiştir:

“Eğer senin dediğin doğru ise hepimiz kurtuluruz. Fakat eğer benim dediğim doğru ise, o takdirde ben kurtulurum, ama sen helak olursun.” (İhya, a.g.y)

Ünlü müfesssir İbn Aşur ise, “Hz. Ali’ye nispet edilen şiir” ifadesiyle bu şiire yer vermiştir. (İbn Aşur, et-Tahrir ve’t-Tenvir, 16/114)

- Bunun mantığı şudur:

Şayet ahiret -haşa- yoksa, bu durumda ahirete iman eden kişinin iman etmeyenlerden farklı olarak bir zararı olmaz; hepsi de beraber yok olup giderler. Ama eğer varsa, bu takdirde ona iman etmeyenlerin zararı pek çoktur. Çünkü onlar cehenneme girecekler.

Demek ki bu söz, Allah’a ve ahirete iman edenlere bir şüphe vermek değil, aksine iman etmeyenlerin düşünmelerini sağlamak ve akıllarını daha iyi kullanmalarına yardımcı olmak için söylenmiştir.

Bunun genel mantık penceresi ise şudur: Akıllı insan, -hiç bir tehlike ihtimali olmayan- en emin yoldan gitmeyi tercih eder.

- Burada Bediüzzaman Hazretlerinin şu sözleri de bu mantık perspektifine işaret etmektedir:

“Bir yolda dokuz ihtimal-i helâket, tek bir ihtimal-i necat varsa; hayatından vazgeçmiş mecnun bir cesur lâzım ki, o yola sülûk etsin. Şimdi, yirmi dört saatten bir saati işgal eden namaz gibi zaruriyat-ı diniyenin imtisalinde yüzde doksan dokuz ihtimal-i necat var; yalnız gaflet, tembellik haysiyetiyle, bir ihtimal zarar-ı dünyevî olabilir. Halbuki feraizin terkinde, doksan dokuz ihtimal-i zarar var. Yalnız gaflete, dalalete istinad eden tek bir ihtimal-i necat olabilir. Acaba, dine ve dünyaya zarar olan ihmal ve feraizin terkine ne bahane bulunabilir? Hamiyet nasıl müsaade eder?” (bk. Mesnevi-i Nuriye, Hubab, s. 101)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun