Cennete gideceği bu dünyada belli olmadığından, insan neye göre huzurlu olacak?

Tarih: 11.11.2016 - 12:12 | Güncelleme:

Soru Detayı

- İnsan sürekli imtihanda olduğundan ve imtihanın sonucu hiç belli olmadan insan nasıl huzurlu olabilir?
- Biz şu dünyaya imtihan edilmek üzere geldik ve ergenlikten itibaren sürekli ve her an imtihandayız. Burada benim merak ettiğim şu: biz her an imtihanda olduğumuzdan ve o anki imtihan olduğumuz olay veya durumu istenilen şekilde, rızasını kazanarak veya kazanamayarak cevapladığım veya Allah'ın kabul edip etmediği bu dünyada belli olmadığından dolayı insan neye göre huzurlu olacak?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İnsanı en fazla mutlu eden tatlı hayallerdir. Hayallerin gerçekleşme ihtimali ne kadar kuvvetli ise, huzur ve mutluluk o nispette artar.

Dünyada bir hayat süren her insan, ya Kuran’ın ve diğer vahiylerin dediğine iman edip mümin oluyor, ya da inanmayıp kâfir oluyor. Her insan bu iki şıktan birini seçmek durumundadır.

Şimdi bakalım; bu zorunlu yol kavşağında bulunan insan, inanmakla mı, yoksa inanmamakla mı daha mutlu olur?

İnanmayan kimse tabiatıyla bir imtihanda olduğunu düşünmediği için bu yönden bir sıkıntı çekmiyor gibidir. İmtihana inanan mümin ise, her an bu imtihanda başarılı olup olmayacağını düşünüp üzülmekte ve endişe duymaktadır.. Bu basit ve yüzeysel bir mantık ekranında görünen budur. İnkâr edenler iman edenlerden daha mutludur.

Ancak, derinlemesine bir analiz yapıldığında, iman edenlerin imanının gücü nispetinde huzurlu ve mutlu olduğu, aksine inkârcıların da inançsızlıktaki derecesi -deist, ateist gibi- ne kadar kuvvetli ise, onun huzursuzluğu ve mutsuzluğu o nispette artacağı görülmektedir.

Çünkü, iman ve küfrün yalnız ahiret hayatı üzerinde değil, dünya hayatı üzerinde de büyük etkisi vardır.

İster istemez bu dünyaya gelen her insan;

- Değişik sıkıntılar çeker,
- Musibetlere maruz kalır,
- En sevdiği yakınlarının ölümüne şahit olur,
- Bir ömür boyu biriktirdiği servetinin bir gecede bir deprem veya bir hırsız tarafından yok edildiğini görür ve hakeza...

Şimdi bu sıkıntıları yaşamış bir kimse, Allah’a ve ahiret gününe iman etmekle mi, yoksa inkâr etmekle mi bir huzur ve mutluluk sağlayabilir?

Bunun cevabı malumdur. Çünkü, Allah’a ve ahirete iman eden kimsenin düşünce dünyasında, hiç bir şeyi kaybolmamıştır:

- Yok olan, çalınan, talan edilen bütün serveti ahirette ona fazlasıyla iade edilecektir.

- Yakınlarıyla birlikte diriltilecek ve  cennette yeniden buluşacaktır.

Buna mukabil, inkârcının zihin dünyasında serveti yok olmuş, yakınları idam edilmiştir. Kendisi de birkaç gün sonra idam edilecektir. Ve en sevdikleriyle asla görüşemeyecektir.

Bunun bu huzursuzluğu, iman eden kişinin imtihanda aldığı sıkıntıyla karşılaştırılabilir mi?

Bu konuyu iyi kavramak için Risale-i Nur’u okumayı tavsiye ederiz ve aşağıdaki sözleri de bir örnek olarak takdim ederiz:

“Acaba yüzde bir ihtimal-i helâket bulunan bir tehlike yolunda gitmemek için, bir tek muhbirin sözü nazara alınsa ve onun sözünü dinlemeyip o yolda giden adamın, endişe-i helâketten gelen elem-i manevî, onun yemek iştihasını kaçırdığı halde; böyle yüz binler sadık ve musaddak muhbirlerin yüzde yüz ihtimal ile dalalet ve sefahet göz önündeki kabir darağacına ve ebedî haps-i münferidine kat'î sebeb olduğunu ve iman, ubudiyet yüzde yüz ihtimal ile o darağacını kaldırıp, o haps-i münferidi kapatıp, şu göz önündeki kabri, bir hazine-i ebediyeye, bir saray-ı saadete açılan bir kapıya çeviriyor diye ihbar eden ve emarelerini ve âsârlarını gösterdikleri halde, bu acib ve garib ve dehşetli ve azametli mes'ele karşısında bulunan bîçare insan ve bahusus müslüman eğer iman ve ubudiyeti olmazsa, bütün dünya saltanatı ve lezzeti bir tek insana verilse; acaba o göz önündeki, her vakit oraya çağrılmasına nöbetini bekleyen bir insana verdiği o endişeden gelen elîm elemi kaldırabilir mi? Sizden soruyorum.” (bk. Sözler, s. 143)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun