Hırsızlık yapanın elinin kesilmesi, her eli kesik olanın hırsız sanılmasına sebep olmaz mı?

Soru Detayı

Kuran’da hırsızlık yapanın elinin kesilmesi, her eli kesik olanın hırsız sanılmasına sebep olmaz mı? Örneğin trafik kazasında elini kaybetmiş birine onu bilmeyenlerin kötü gözle bakması yani onu utandıracak bakış atabilme ihtimali bile o kişinin hakkına girmek olmaz mı?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Önce şunu belirtelim ki, her bir muamelede bazı yan etkiler olabilir. Trafik kazasında elini kaybeden adamın meseleyi bilmeyenler tarafından yanlış anlaşılması endişesi, Allah’ın açık hükmünü rafa kaldırabilir mi?

Kaldı ki, bu tür cezalar, çok nadirdir. İslam eğitimini alan, kalbinde Allah korkusu olan insanlar kolay kolay hırsızlık etmez.

- Bununla beraber, trafik kazasında kesilen elin durumu, onu tanıyanlar tarafından zaten bilinir. Tanımayanların böyle bir düşüncede olmasının ise çok fazla bir kıymeti yoktur.

Ayrıca, İslam “su-i zannı” da yasaklamıştır. Samimi müminler, rastgele eli kesik olan bir kimseye hırsız nazarıyla bakamazlar. Diğer taraftan, bu konuda devlet tarafından iki olayı ayıracak bir formül de bulabilir.

- Hırsızın elinin kesildiği yerlerde hırsızlık olayı sona erebilir.  İslam tarihinden aldığımız bilgiye göre, Asr-ı saadet ve ardından gelen iki asır dahil yaklaşık 300 yıl içerisinde sadece altı el kesilmiştir. Yani hırsızlık olmamıştır. Çünkü, bu ağır müeyyidenin uygulandığını görenler, canlarını sokakta bulmadıklarını bilir ve ona göre davranırlar.

Bu konuda Bediüzzaman hazretlerinin verdiği bir misalde bu gerçeğin altı çizilmiştir: Uzunluğu ile  beraber konuyu tamamen vermekte fayda vardır:

“Bir zaman bir adam, bir sahrada, bedeviler içinde ehl-i hakikat bir zatın evine misafir olur. Bakıyor ki, onlar mallarının muhafazasına ehemmiyet vermiyorlar. Hatta ev sahibi, evinin köşesinde paraları oralarda açıkta bırakmış. Misafir, hane sahibine dedi: "Hırsızlıktan korkmuyor musunuz, böyle malınızı köşeye atmışsınız?" Hane sahibi dedi: "Bizde hırsızlık olmaz."

Misafir dedi: "Biz paralarımızı kasalarımıza koyduğumuz ve kilitlediğimiz halde çok defalar hırsızlık oluyor."

Hane sahibi demiş: "Biz emr-i İlahî namına ve adalet-i şer'iye hesabına hırsızın elini kesiyoruz."

Misafir dedi: "Öyle ise çoğunuzun bir eli olmamak lâzım gelir."

Hane sahibi dedi: "Ben elli yaşıma girdim, bütün ömrümde bir tek el kesildiğini gördüm."

Misafir taaccüb etti, dedi ki: "Memleketimizde her gün elli adamı hırsızlık ettikleri için hapse sokuyoruz. Sizin buradaki adaletinizin yüzde biri kadar tesiri olmuyor."

Hane sahibi dedi: "Siz büyük bir hakikatten ve acib ve kuvvetli bir sırdan gaflet etmişsiniz, terk etmişsiniz. Onun için adaletin hakikatını kaybediyorsunuz. Maslahat-ı beşeriye yerine adalet perdesi altında garazlar, zalimane ve tarafgirane cereyanlar müdahale eder, hükümlerin tesirini kırar. O hakikatın sırrı budur: Bizde bir hırsız elini başkasının malına uzattığı dakikada hadd-i şer'înin icrasını tahattur eder. Arş-ı İlahîden nâzil olan emir hatırına gelir. İmanın hassası ile, kalbin kulağı ile, kelâm-ı ezelîden gelen ve "hırsız elinin i'damına" hükmeden

اَلسَّارِقُ وَ السَّارِقَةُ فَاقْطَعُوا اَيْدِيَهُمَا  (HIrsızlık yapan erkek ve hırsızlık yapan kadının ellerini kesin) ayetini hissedip işitir gibi iman ve itikadı heyecana ve hissiyat-ı ulviyesi harekete gelir. Ruhun etrafından, vicdanın derin yerlerinden, o sirkat meyelanına hücum gibi bir halet-i ruhiye hasıl olur. Nefis ve hevesten gelen meyelan parçalanır, çekilir. Git gide o meyelan bütün bütün kesilir. Çünkü yalnız vehim ve fikir değil, belki manevî kuvveleri -akıl, kalb ve vicdan- birden o hisse, o hevese hücum eder. Hadd-i şer'îyi tahattur ile ulvî zecr ve vicdanî bir yasakçı o hissin karşısına çıkar, susturur.”

“Evet iman kalbde, kafada daimî bir manevî yasakçı bıraktığından fena meyelanlar histen, nefisten çıktıkça "yasaktır" der, tardeder kaçırır.”

“Evet insanın fiilleri kalbin, hissin temayülatından çıkar. O temayülat, ruhun ihtisasatından ve ihtiyacatından gelir. Ruh ise, iman nuru ile harekete gelir. Hayır ise yapar, şer ise kendini çekmeğe çalışır. Daha kör hisler onu yanlış yola sevkedip mağlub etmez.” (Hutbe-i Şamiye, 75 - 78)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
161 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun