Ezan ve namaz Yahudilikle aynı mı?

Tarih: 13.05.2020 - 14:27 | Güncelleme:

Soru Detayı

İslam dininde diğer dinlere benzememek için bazı şeyler yapılıyor yani bizim İslam'ı reddeden bir kavme benzemememiz lazım. Buraya kadar tamam. Sorum şu: Ezan konusunda ibadete çağırmada Hristiyanlarla aramızda fark var onlar Çan bizim sözlü Ezanımız var. Ama neden Yahudilikle benziyor onların da Ezanı var. Ayrıca namaz da aşırı şekilde benzer.. Bu durum nasıl açıklanabilir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Kuran’ı Kerim’de Hz. Muhammed’den (asm) önceki peygamberlerin de namaz ibadetiyle mükellef kılındıkları belirtilmektedir.

Kuran-ı Kerim’den hemen bütün ilahi dinlerde namaz ibadetinin mevcut olduğu anlaşılmaktadır.

Nitekim:

- Hz. adem, Nuh ve İbrahim’den sonra namazı terk eden nesillerin geleceği (Meryem 19/59),
- Hz. Zekeriyya’nın namaz kıldığı (Al-i İmrân 3/39),
- Hz. İsa’nın beşikteki mucizevi konuşmasında namaz vecibesine atıfta bulunduğu (Meryem 19/31),
- Hz. İbrahim’in yanı sıra Lut, İshak ve Yakub’a namaz emrinin vahyedildiği (Enbiyâ 21/73),
- Hz. İsmail’in halkına/ailesine namazı emrettiği (Meryem 19/55),
- Hz. Lokman’ın oğluna namazı hakkıyla kılmasını öğütlediği (Lokman 31/17),
- Hz. İbrahim’in namazı yalnız Allah rızası için kıldığını söylediği (Enam 6/162),
- Hz. İbrahim’in kendisini ve neslini namazı dosdoğru kılan kullarından eylemesi için dua ettiği (İbrahîm 14/40),
- Hz. Musa’ya Allah’ı anmak üzere namaz kılmasının emredildiği (Taha 20/14)
- Allah’ın İsrâiloğulları’ndan yerine getirme sözü aldığı görevler arasında namazın da yer aldığı (Bakara 2/83; Mâide 5/12)

ifade edilmektedir.

Yine Ashab-ı Kehf kıssası anlatılırken mescid kelimesinin zikredilmesinden o dönemde namaz ibadetinin var olduğu sonucunu çıkarmak mümkündür. (bk. Kehf 18/21)  

Demek ki, namaz ibadetinin sadece Hz. Muhammed (asm) ümmetine has olmayıp, önceki ümmetlerde de var olduğu anlaşılmaktadır.

Yine aynı şekilde, önceki ümmetlerin namazlarında da kıyam, rüku ve secde gibi temel rükünlerin var olduğu bildirilmekle birlikte, namazın kılınışına dair detaylı açıklamalar mevcut değildir.

Bu itibarla namaz ve diğer ibadetlerle ilgili önceki dinlerde benzer uygulamaların bulunabilmesi mümkündür. Meallerini verdiğimiz ayetlerden de anlaşıldığı üzere esas itibarıyla diğer peygamberler de namaz kılmakla mükellef kılınmışlardır.

Namaza çağrılma hususunda ise önceki ümmetlerde farklı yöntemler uygulandığı, ezanın ise sadece Hz. Peygamber’in (asm) ümmetinin namaza çağırma şekli olduğu bilinmektedir.

Müslümanlar başlangıçta zaman zaman bir araya toplanıp namaz vakitlerini gözetirlerdi. Bir süre namaz vakitlerinde sokaklarda “es-salâh es-salâh” (namaza namaza!) diye çağrıda bulunulduysa da bu yeterli olmuyordu. Namaz vaktinin geldiğini haber vermek üzere bir işarete ihtiyaç duyulduğu aşikârdı. Bunun için nâkūs (Hristiyanlarca şimdiki çan yerine kullanılan, üzerine bir çomakla vurularak ses çıkarılan tahta parçası) çalınması, boru öttürülmesi, ateş yakılması veya bayrak dikilmesi şeklinde çeşitli tekliflerde bulunulduysa da nâkūs Hristiyanların, boru Yahudilerin, ateş Mecusilerin adeti olduğu için Resûlullah tarafından kabul edilmedi.

Ancak bu sırada ashaptan Abdullah b. Zeyd b. Salebe’ye rüyada ezan öğretilmiş, Abdullah da ertesi gün Hz. Peygamber’e gelerek durumu haber vermişti.

Bunun üzerine Resûl-i Ekrem Bilal’e ezan cümlelerini ezanda ikişer, ikamette ise birer defa okumasını emretti.

Bu arada Hz. Ömer Resûlullah’a gelip aynı rüyayı kendisinin de gördüğünü, ancak Abdullah b. Zeyd’in daha erken davrandığını bildirmiştir (Buhari, Ezan, 1; Müslim, Salat, 1; Ebû Davud, Salat, 27)

Hz. Bilal, yüksek bir evin üstüne çıkıp ilk olarak sabah ezanını okudu. (Ebu Davud, Salat, 3)

Böylece ezan hicrî 1. (622) veya bir rivayete göre 2. (623) yılda meşru kılınmış oldu. Daha sonra Mescid-i Nebevî’nin arka tarafına ezan okumak için özel bir yer yapıldı.

Ezan sünnet yoluyla meşrû kılınmakla birlikte Kuran-ı Kerîm’deki,
“Namaza çağırdığınızda onu alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu davranışları onların düşünemeyen bir toplum olmasından dolayıdır.” (Mâide 5/58);
“Ey inananlar! Cuma günü namaza çağrıldığı zaman hemen Allah’ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın.” (Cum‘a 62/9) mealindeki ayetlerle de teyit edilmiştir.

Demek ki, namaz bütün hak dinlerde de vardır, ancak ezan sadece Ümmet-i Muhammed’e özel olarak verilmiştir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun