Erkekler kadınlardan neden üstün olsun? Erkekler serkeşlik ederse ne yapmalıyız?

Tarih: 20.11.2014 - 00:36 | Güncelleme:

Soru Detayı

“Nisa/34 Erkekler kadınlar üzerinde hakim dururlar. Bir kere Allah birini diğerinden üstün yaratmıştır... serkeşlik etmelerinden endişe duyduğunuz kadınlara gelince, önce nasihat edin,sonra yattıkları yerde terk edilmiş bırakın, yine dinlemezlerse dövün.”

Bu cümleleri okuyunca bir kadın olarak kendimi kötü hissettim. sitenizde konuyla alakalı yazıları okumama rağmen istediğim cevabı tam anlamıyla bulamadım. (Erkeklerde akıl ve mantık ön plandadır kadında ise duygu öne çıkar ya da koruma bakımından erkekler kadınlardan daha uygun özelliklerle donatılmışlardır vsvs).
- Ben erkekle kadın arasında farklılık olduğunu kabul ediyorum ama üstünlük meselesine gelince işler değişiyor. Erkeklerde akıl ve mantığın önde olması ya da fiziksel olarak güçlü olmaları onları kadından farklı kılar üstün kılmaz. Kadın ve erkeği karşılaştıracaksak ikisinin de birbirinden farklı ve güzel özellikleri var.
- Peki ya erkeği üstün kılan nedir? Uçabiliyorlar mı?
- Ayrıca serkeşlik etmesinden korkulan bir kadını yalnız bırakmak ve hafifçe dövmek suretiyle cezalandırıyorsak ya serkeşlik eden ya da etmesinden korktuğumuz bir erkeğe neler yapmalıyız?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Kur’an’ın hiçbir ayetinde erkeklerin kadınlardan üstün olduğuna dair bir ifade yer almamıştır.

Soruda belirtilen hususları maddeler halinde cevaplayalım:

Hâkimlik: Ayette erkekler “kavvamdır” deniliyor. Bu kelime, hâkim manasına değil, yönetici, gözetmen, sorumlu manasına gelir. Bununla beraber, -biraz sonra da ifade edileceği üzere- İslam’da reis olmak hizmetkâr olmak anlamına gelir.

Üstünlük: Ayette erkeğe bu sorumluluğun verilmesinin gerekçesi olarak gösterilen “erkeklerin üstünlüğü” fazilet üstünlüğü değildir. Ayette belirtilen üstünlük, aile geçimini sağlama noktasındaki üstünlüktür. Yani, erkek kuvvette, sabırda, aile geçimini temin etmede kadından daha üstündür / daha kabiliyetlidir / daha dayanıklıdır demektir.

Nitekim, ayetin ilgili ifadesinin özetle meali şöyledir:

“Kocalar eşleri üzerinde kavvamdır / yönetici ve koruyucudurlar. Bunun sebebi, Allah’ın bazı insanlara bazılarından daha fazla nimet (maddi-manevi güç-kuvvet) vermesi ve bir de kocalarının mehir verme, evin masraflarını yüklenmeleri / evi geçindirmeleri gibi malî yükümlülükleridir.”

Fazilet üstünlüğü: İslam’da gerçek üstünlük, fazilet, kıymet ve değer üstünlüğüdür. Yoksa, birçok hayvanın insanlardan güç kuvvet bakımından daha üstün olduğu bilinmektedir. Nitekim,

“Allah katında en değerli / en üstün olanınız, Allah’a karşı en çok saygılı olanınızdır.” (Hucurat, 49/13)

mealindeki ayette üstünlük kriteri (erkeklik-kadınlık değil), Allah’a karşı gösterdikleri saygı olduğu ifade edilmiştir.

- Evin Reisi: Bir evde hiçbir reis olmazsa anarşi olur. İki reis olursa kavga olur. Kadın reis olursa, riyasetin temel özelliği olan kuvvet, metanet, sözünü dinletmek gibi konularda -şefkat kahramanı olan birer anne oldukları için- otoriteyi kurmalarının zor olduğuna insanlık tarihi ve insanlık ailesi şahittir.

Demek ki bir evde sözü dinlenen bir büyük, bir reis olmazsa o ailede anarşi kol gezer. Böyle sözü dinlenir bir büyüğün büyük çoğunlukla ancak erkelerden olabilirliği herkesin bildiği bir realitedir. Çocukların -yüzde doksanın üzerinde bir oranda- anneden ziyade babadan çekindikleri, onun sözünü daha fazla dinledikleri gerçeği, gün gibi ortadadır.

Demek ki, evin reisi olmak, daha üstün olmak anlamına değil, aile huzur ve barışını ve de geçimini temin etmek manasına gelir.

İtaat: Kadınların erkeklere itaat etmesi, onlar için bir küçüklük değildir. Evde bir erkeğin makul olan sözlerini yerine getirmenin ne zararı vardır. Evde sözü dinlenecek bir kimseye ihtiyaç olduğuna göre ve bu kişi de erkek olduğuna göre, çocuklara örnek olma adına kadının kocasına itaat etmesi kadar makul bir durum olamaz.

Dairede çalışan kadınların yabancı erkeklerin emirlerini harfiyen yerine getirdikleri ortada iken, kendi eşine karşı duyarlı davranması kadar doğal bir şey olabilir mi?

- Bununla beraber, bu itaat kavramı, bir amir-memur durumunu çağrıştırmamalıdır. Çünkü, İslam’da evvela İslam’a aykırı bir emir ve rica olamaz. Allah’ın emir ve yasaklarına aykırı olan bir konuda hiçbir kimseye itaat edilmez. Bu sebeple bu itaat, aile içerisinde kadının dik kafalılık etmemesini ön gören bir kavram olarak görülmelidir.

Bu açıklamadan, erkeğin hanımına itaat etmemesi diye bir anlam da çıkarılmaz. Nitekim, Peygamberimiz (asm), meşhur Hudeybiye olayında, kurbanların kesilmesini istediği halde, sahabeler vaziyetin şaşkınlığından ötürü yerlerinden kımıldamamışlardır. Ve bu durumu eşi Hz. Ümmü Seleme ile istişare etmiş ve dediklerini yerine getirmiştir.

İslam’ın bu karşılıklı anlayışları benimsediğini çok iyi bilen Bediüzzaman Hazretleri: Ailenin huzur ve mutluluğunu “hürmet-i mütekabile = karşılık saygı” erdemine bağlamıştır.

Dayak: Peygamberimiz (asm)’in Veda haccında konuyla ilgili olarak söylediği şu sözleri, ilgili ayetin de bir nevi açıklaması durumundadır:

“Kadınlar hakkında Allah’tan korkun. Onlar, Allah’ın yanınızdaki avaneleridir, emanetleridir (bu emanetlere riayet edin). Onların da sizin hoşlanmadığınız / istemediğiniz kimseleri evinize almamaları sizin onlar üzerindeki hakkınızdır. Şayet öyle bir şey yaparlarsa (istemediğiniz kimseleri evinize alırlarsa), -onların canını yakmadan- dövebilirsiniz. Memleketin örfüne göre onları giyindirmek, yedirip içirmek sizin görevinizdir.” (Müslüm, hac,147; İbn Kesir, Nisa 34. ayetin tefsiri)

- Görüldüğü gibi bu hadis-i şerifte “kadını dövme ruhsatı”, erkeğin istememesine rağmen kadının bir kimseyi eve alması gerekçesine bağlanmıştır. “Erkeğin istemediği, hoşlanmadığı kimse”, şüphe uyandıran bir konumda olan kimse anlamına gelir. Bu ise erkeği çileden çıkaran bir husus olduğu ortadadır. Bu ökesini hafif bir dayakla atlatması en uygun bir psikolojik tedavi bile sayılabilir.

- Aslında evin içerisinde kadının kendisine terettüp eden görevlerini yapmaması da “nüşuz / serkeşlik” anlamına gelmekle beraber, bunun en kritik noktası, erkek açısından şüphe uyandıracak davranışlarda bulunma halidir. Öyle anlaşılıyor ki, ayette söz konusu edilen “nüşuz / serkeşlik” de ailenin huzurunu içten dinamitleyen “şüpheli ortam” anlamına gelir.

Aslında, ilgili ayette (Nisa, 4/34) -meal olarak- yer alan: “O halde iyi kadınlar (…) kocalarının gıyabında / yokluğunda, onların hukuklarını, onurlarını koruyan kadınlardır.” cümlesinden de böyle bir işareti görmek mümkündür.

(Kur’an’ın, bu ailevî “kaba davranışı”, zor sezinlenebilecek “çok kibar” bir kalıpta anlatması, onun ifade inceliğini ve nezaketli üslubunu göstermektedir.)

- İşte, böyle bir ortamı hazırlayan bir kadının -hadiste ifade edildiği şekilde- hafifçe dövülmesi, şişirilmiş balon haline gelen erkeğin şak diye patlamaması, yuvayı bir anda dağıtmaması için, hikmetli bir sübap görevini yapacak ve  adamın kafatası tenceresinde kaynayan türlü, türlü şeytanî telkinlerden uçuşan buharların yavaş yavaş beyni terk etmesine imkân sağlayacaktır.

Bununla beraber, ayette “önce öğüt, sonra uzak-küs durma, en son çare olarak da dövmenin” sahneye konulmasının ön görülmesi, Allah’ın adalet, ilim ve hikmetine inanan kimselerin üzerinde uzun uzadıya düşünüp kavramaya çaba göstermeleri gereken bir hikmet tablosudur.

- Bazı alimlerin de ifade ettikleri gibi, Hz. Peygamber (asm)’in bu “dövme” ruhsatını asla kullanmaması ve “Eşini döven sizin hayırlınız değildir.” diye buyurması, -caydırıcı bir unsur olarak Kur’an’da yer almasına rağmen-, bu ruhsatı kullanmanın uygun olmadığının bir kanıtı olarak değerlendirilebilir. (krş. İbn Aşur, Nisa, 4/34. ayetin tefsiri)

- Serkeş Erkek: Bir erkeğin serkeşlik etmesi durumunda onun da kadın tarafından hafifçe dövülmesini tavsiye etmek, herhalde hikmetten uzak olduğu izahtan vabestedir. Çünkü, genel olarak kadının böyle bir şey yapması mümkün değildir. Çünkü, genel olarak erkeler kadınlardan daha güçlüdür. Zayıf olan birini, kendisinden daha güçlü olan birisini dövmekle terbiye etmeye tahrik etmek, bilerek veya bilmeyerek zayıf olan kişiye açıkça fenalık etmek manasına gelir.

Bu hikmeti çok iyi bilen Rabbimiz, erkeğin serkeşlik yapması durumunda “kadının onu dövmesini” tavsiye etmemiştir. Bilakis en makul ve hikmetli ve olabilirliği her zaman mümkün olan “sulh ve barışma”yı tavsiye etmiş ve şöyle buyurmuştur:

“Eğer bir kadın, kocasının nüşuzundan / geçimsizliğinden, yahut kendisinden yüz çevirmesinden endişe ederse, (karşılıklı bazı feragatler yapıp anlaşarak) aralarını düzeltmelerinde bir sakınca yoktur. Sulh (her zaman ayrılmaktan daha) hayırlıdır. Her ne kadar (erkek ve kadındaki) nefisler aşırı cimriliğe hazır duruma getirilmiş (kendi arzularını karşı tarafın arzularından daha fazla öncelemeyi ön gören bir yapıya sahip kılınmış olmakla beraber, yine de) eğer (siz ey erkekler / ey eşler!) güzel geçinip (kadınlara veya birbirinize eziyet etmekten) sakınırsanız, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Nisa, 4/128)

- Demek ki erkek dik kafalılık ederse, bunu önlemenin çaresi barıştır. “Yumuşak dil yılanı deliğinden çıkartır.” prensibini kullanmak özellikle kadınlara düşer.

- Bununla beraber, eğer erkek karsınıa zarar veriyorsa, kadın, kendini korumak, eşinin verdiği zararı engellemek ve gerekirse cezalandırılması istemek için mahkemeye müracaat edebilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun