Neden kadınlar İslam’da kocalarına itaat etmelidir?

Tarih: 12.10.2017 - 00:09 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Allah katında herkes eşitse kadın neden bir yere giderken kocasına hesap vermeli, görüştüğü kişiler için kocasından "izin almalı"dır? Üstelik erkek ikinci eş için bile karısından izin almıyorken...
- İslamiyetin hoşgörülü ve adaleti sağlamaya yönelik bir din olması gerekçesiyle erkeğe yüklenen aile reisliği görevi benim yaşadığım ve inandığım islamiyetin gerçekten çeliştiğine inanıyorum. Eşler birbirinin her konuda yanında, sırtını yaslayabileceği kimseler olmalı ve birbirlerini memnun etmelidirler hadislere bakılırsa. Ancak kadının çalışmak için, dışarı çıkmak için kocasından izin alması erkeği sadece koruyuculuk yönüyle üstün yapan bir ifade değil. Resmen erkeği eşinin "veli"si, babası gibi yapıyor.
- Ayrıca kadın dövme ayetiyle ilgili sürekli baktığım açıklamalar beni asla tatmin etmiyor:
1. gerekçe: hırçın bir kadın dövülebilir. hımm hırçın kadın... kime göre, neye göre?
- Kocası alim bir zat mı da kadının serkeş, hırçın olduğuna karar verip ona "öğüt verme" yetkisi ona verilmiş?
- Akabinde zaten yatak ayırma ve (hafifçe) dövme var. Yüze vurulmayacak, kızarıklık yapmayacak demişsiniz ve otorite sembolü olduğunu savunmuşsunuz... Çok mantıklı. Evet adamın karşısında 5 yaşında çocuğu var çünkü, ona öğüt verecek bilge bir şekilde, ve dövecek. Çünkü dayak çaredir, acıtmadan dövecek çünkü patronun kim olduğunu göstermek için.
- Burada insani haklar ve eşitlik nerede?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

a)  “Örf dairesinde kadınların kocalarına karşı hak ve ödevleri olduğu gibi, erkeklerin de eşlerine karşı hak ve ödevleri vardır.” (Bakara, 2/228) manasına gelen ayette ifade edildiği gibi, bir ailede formel hukuk kuralları ancak kavga-gürültünün olduğu zamanda uygulanır.

Nitekim, İslam âlimleri aile hayatını değerlendirirken, formel hukuka göre değil, insani erdemlere göre değerlendirirler.

Bediüzzaman Hazretlerinin şu ifadesi de bunu göstermektedir:

“Bir ailenin saadet-i hayatiyesi; koca ve karı mabeyninde bir emniyet-i mütekabile (karşılıklı güven) ve samimî bir hürmet ve muhabbetle devam eder.” (bk. Lem'alar, s.197)

b) Kur'an’ın hiçbir ayetinde erkeklerin kadınlardan üstün olduğuna dair bir ifade yer almamıştır.

Dine karşı ön yargılı bazı kimselerin en çok istismar ettikleri ayetin -geniş- meali şöyledir:

“Erkekler kadınlar / kocalar eşleri üzerinde yönetici ve koruyucudurlar. Bunun sebebi, Allah’ın bazı insanlara bazılarından daha fazla nimet vermesi ve bir de kocalarının mehir verme, evin masraflarını yüklenmeleri gibi malî yükümlülükleridir. O halde iyi kadınlar: itaatli olan ve Allah kendi haklarını nasıl korudu ise, kocalarının yokluğunda, onların hukuklarını koruyan kadınlardır. Dikbaşlılığından yıldığınız kadınlara gelince: Onlara evvela öğüt verin, vazgeçmezlerse yatakta yalnız bırakın ve bunlarla da yola gelmezlerse onları hafifçe dövün. Şayet size itaat ederlerse, onlara yüklenmek için bir sebep aramayın. Unutmayın ki üstünüzde çok yüce ve büyük olan Allah vardır.” (Nisa, 4/34)

c) Bununla beraber, İslam alimleri ayetin bu ifadesinden farklı şeyler  anlamışlardır:

- Mesela, Zeyd b. Eslem, bundan “erkeğin emrine itaati” anlamışken, Şa’bi bunu “erkeğin kadına mehir vermekle yükümlülüğünü” anlamıştır.

Mucahid’e göre, bu ifadeden maksat, mirastaki farklılık ve cihatla mükellefiyettir.

İbn Abbas ise, bundan “erkeğin kadına karşı daha toleranslı davranmasını; örneğin kendisinin kadına karşı sorumlu olduğu  hakkını tastamam yerine getirmekle beraber, onun kadının üzerindeki hakkı kadın tarafından noksan bırakıldığı takdirde bunu müsamaha ile karşılamasını” emreden bir kriter olarak anlamıştır. (bk. Maverdi, ilgili ayetin tefsiri)

Razi, erkeğin değişik yönleri itibariyle kadından daha güçlü olduğunu, kadının Allah’ın ona bir emaneti olduğunu belirttikten sonra, bu ifadenin erkekler için ciddi bir tehdit ve kadınlara haksızlık etmemeleri yönünden onlara ciddi bir uyarı niteliğinde olduğunu ifade etmiştir. (bk. Razi, ilgili ayetin tefsiri)

Görüldüğü gibi, ilk etapta erkeğe farklı bir üstünlük derecesi, ayrıcalıklı bir hak gibi görünen bu ifadenin tamamen kadının lehinde, erkeğin aleyhinde bir kriter olarak kabul edildiği anlaşılmaktadır.

Ayetteki ilgili kavramları şöyle açıklayabiliriz:

d) Kavvam: Ayette erkekler için “kavvamdır” deniliyor. Bu kelime, hâkim manasına değil, yönetici, gözetmen, sorumlu manasına gelir.  Bununla beraber, İslam’da reis olmak hizmetkâr olmak anlamına gelir.

Üstünlük: Ayette erkeğe bu sorumluluğun verilmesinin gerekçesi olarak gösterilen “erkeklerin üstünlüğü” fazilet üstünlüğü değildir. Ayette belirtilen üstünlük, aile geçimini sağlama noktasındaki üstünlüktür. Yani, erkek kuvvette, sabırda, aile geçimini temin etmede kadından daha üstündür/daha kabiliyetlidir/daha dayanıklıdır demektir. Nitekim, ayetin ilgili ifadesinin özetle meali şöyledir:

“Kocalar eşleri üzerinde kavvamdır / yönetici ve koruyucudurlar. Bunun sebebi, Allah’ın bazı insanlara bazılarından daha fazla nimet (maddi-manevi güç-kuvvet) vermesi ve bir de kocalarının mehir verme, evin masraflarını yüklenmeleri/evi geçindirmeleri gibi malî yükümlülükleridir.”

Fazilet üstünlüğü:  İslam’da gerçek üstünlük, fazilet, kıymet ve değer üstünlüğüdür. Yoksa, bir çok hayvanın insanlardan güç kuvvet bakımından daha üstün olduğu bilinmektedir.  Nitekim,

“Allah katında en değerli/ en üstün olanınız Allah’a karşı en çok saygılı olanınızdır.” (Hucurat, 49/13)

mealindeki ayette üstünlük kriteri (erkeklik-kadınlık değil), Allah’a karşı gösterdikleri saygı olduğu ifade edilmiştir.

Evin Reisi: Bir evde hiçbir reis olmazsa anarşi olur. İki reis olursa kavga olur. Kadın reis olursa, riyasetin temel özelliği olan kuvvet, metanet, sözünü dinletmek gibi konularda -şefkat kahramanı olan birer anne oldukları için-otoriteyi kurmalarının zor olduğuna insanlık tarihi ve insanlık ailesi şahittir. Demek ki bir evde sözü dinlenen bir büyük, bir reis olmazsa  o ailede anarşi kol gezer. Böyle sözü dinlenir bir büyüğün büyük çoğunlukla ancak erkelerden olabilirliği herkesin bildiği bir realitedir. Çocukların -yüzde doksanın üzerinde bir oranda- anneden ziyade babadan çekindikleri, onun sözünü daha fazla dinledikleri gerçeği, gün gibi ortadadır.

- Bu durumda siz olsanız evin sorumluluğunu kime verirsiniz?

Demek ki, evin reisi olmak, daha üstün olmak anlamına değil, aile huzur ve barışını ve de geçimini temin etmek manasına gelir.

İtaat: Kadınların erkeklere itaat etmesi, onlar için bir küçüklük değildir. Evde bir erkeğin makul olan sözlerini yerine getirmenin ne zararı vardır. Evde sözü dinlenecek bir kimseye ihtiyaç olduğuna göre ve bu kişi de erkek olduğuna göre, çocuklara örnek olma adına kadının kocasına itaat etmesi kadar makul bir durum olamaz. Dairede çalışan kadınların yabancı erkelerin emirlerini harfiyen yerine getirdikleri ortada iken, kendi eşine karşı duyarlı davranması kadar doğal bir şey olabilir mi?  

İlginçtir, çalışan bir kadın, elin yabancısından (müdüründen) emir alıyor, izin istiyor, saygı gösteriyor ve itaat etmeyi şeref sayıyor. Sıra kendi kocasına gelince egosu kabarıyor. Bu çelişkiyi izah etmek mümkün değildir.

Bununla beraber, bu itaat kavramı, bir amir-memur durumunu çağrıştırmamalıdır. Çünkü, İslam’da evvela İslam’a aykırı, bir emir ve rica olamaz. Allah’a muhalif olan yerde kula itaat edilmez. Bu sebeple bu itaat, aile içerisinde kadının-huzursuzluk ve kavgaya sebebiyet verecek şekilde- kocasının dediklerine karşı çıkmaması, dik kafalılık etmemesini ön gören bir kavram olarak görülmelidir.

e) İslam’da kadının ikinci sınıf  bir vatandaş/bir varlık kabul edildiğini gösteren hiç bir delil yoktur.

- Kur’an’da, “Nisa, Mümtahine, Mücadele, Talak” gibi kadınlarla ilgili sureler vardır. Fakat hiçbir erkekle ilgili hususi bir sure yoktur. Bu da Kur’an’da kadınlar için “pozitif ayrımcılık” yapıldığının göstergesidir.

- Cahiliye döneminde kızlara hor bakan cahiller Kur’an’da şöyle kötülenmiştir:

“Birisine bir kız çocuğu müjdelenirse, üzüntüsünden yüzü simsiyah kesilir..." (Nahl, 16/58 )

- Hz. Peygamber (asm): "Üç, iki, hatta bir kız çocuğunu, haklarını koruyarak yetiştiren babanın, Cennette kendisiyle beraber olacağını” ifade buyurmuştur.” (İbn Mace, Edep 3)

İlave bilgi için tıklayınız:

Nisa 34. ayetteki, vedribûhünne kelimesine, kadınları dövün anlamı ...
Kadınların dövülmesi / aile içi şiddetle ilgili âyet var mı, bunun ...
Kadın-erkek eşitliği söz konusu mudur?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 50.000+

Yorumlar

Meraklibirinsan

"Bu sebeple bu itaat, aile içerisinde kadının-huzursuzluk ve kavgaya sebebiyet verecek şekilde- kocasının dediklerine karşı çıkmaması, DİK KAFALILIK etmemesini ön gören bir kavram olarak görülmelidir."

Hep de her yerde iş yerinde başkalarının altında çalışıp saygı duymasını, ama kocasına saygı duymamasını yazmışsınız sadece benim soruma değil. Hem "amir memur ilişkisi değil" diyorsunuz hem de "altında çalıştığı adamlara aşırı saygılıysa kocasına karşı da EGOSU kabarmamalı" diyorsunuz. Pekala o altında çalıştığı adamların bir gün üstü olabilir, genel müdür olabilir veya o tarz bir makam. Ve o adamlar bu kez ona saygı ifadeleri kullanmaya başlar. Burada tuhaf olan sadece erkek olduğu için kocasına itaat etmek zorunda olması yani dik başlılık yapmaması gerektiğidir. Zaten eşi Allaha karşı gelen bir şey yaptırmak istese ona ELBETTE karşı çıkmalıdır. Ben burada herhangi bir görüş ayrılığından bahsediyorum. Sürekli "kadınların lehine" demeniz cidden tuhaf. Birine sadece cinsiyetinden yola çıkılarak, fıtrata vs hiç bakılmadan ötekine sadece kadın olarak doğduğu için ötekine uyum sağlama emri veriliyorsa bu siyahi doğduğu için birinin dışlanmasıyla aynı şey gibi görünüyor. "Kadın fıtratı zayıftır" gibi cevaplar istemiyorum artık çünkü komik görünüyor. Her kadını zayıf yapıp her erkeği çelik gibi yapıyorsunuz çünkü bu durumda...

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
cebelislam

Ayette haklarda bir derece erkeğin üstünlüğünden bahsediliyor. Bu üstünlük değilmidir? Ben olayı erkekler amelde(Hak ve ödevlerde) kadınlardan üstündür. Fakat takvada eşittirler diye anlıyorum. Doğru mu anlıyorum. Zaten burda üstün olan değil, fıtratının hakkını veren kazanıyor değil mi? Kadınların Erkeklere karşı direnişleri(nankörlükleri, vefasızlıkları), kedinin aslana karşı direnişi kadar manasız, anlamsız ve ahmakçadır. Boşuna eksik akıllı (Duygusal ağırlıklı) değiller.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sumeyye190307

Hem diyorsunuz ki kadın dik başlılık yapmasın kocasina itaat etsin sürekli bunlardan bahsediyorsunuz sonra da asla kadın ikinci sınıf değildir diyorsunuz peki neden bu konuyu bu kadar uzun ele alıyorsunuz kadınlar şöyle yapmamalı böyle yapmamalı neden bu kadar üstünde duruluyor
Kadınlar yön verilmesi gereken sürekli yardıma düzeltilmeye ihtiyacı olan varlıklar mi
Erkekler ayrıca kadının maddi yönden eksiklerini gideriyor olabilirler ama ben bu durumdan şikayetçi olmayan bi erkek neredeyse hic gormedim
Sürekli üstlerinde çok yük olmasindan rahatsızlıklarını dile getiriyorlar
Bir kadın da düşünebilir ve ne yapıp ne yapmayacağına karar verebilir
Kendini erkeklerden koruyabilir
Üzerini yeterli şekilde örttukten sonra neden dışarı çıkamasın ki
Asıl erkekler ona bakmasınlar
Neden erkekleri ehlillestirmeye değil de kadınları kısıtlamaya bu kadar çok yogunlasiyorsunuz
Sürekli kadınlar kısıtlanıyor
Hayatta bir yere gelmeleri engelleniyor
Istediklerini yapmaları engelleniyor
Kadınlar hayvan değil
Hicbir şekilde mantığına yatmıyor
Siz hemen egomuzu düşündüğümüzü söylemişsiniz
O zaman siz de istediğinizi yapan egoistlersiniz
Size de evde kalın kadına itaat edin denilse ne yapacaksınız
Bu fıtratta olmayı biz istemedik
Egoistlik özgürlük istemekse evet egoistim
Biz her dediğimiz yapılsın biz ustunuz demiyoruz
Biz sınırlamaların olmasından rahatsızlık duyuyoruz
Bu egoistlik olamaz
Kadınlar süs bitkisi degil

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun