Ehli sünnetin kölelik cariyelik konusundaki görüşleri güvenli mi?

Tarih: 31.10.2020 - 21:05 | Güncelleme:

Soru Detayı

Soru aşağıdadır.
1. Ben ehli sünnetin kölelik cariyelik konusundaki görüşlerine güvenmiyor, bu bağlamdaki hadislerin Emevi dönemindeki despot yönetimden nasibini almış olabileceğini düşünüyorum.
2. Nisa suresi 3. ayette "yetinin" ifadesi olmadığı halde ayete Sünniler ekleme yapıyorlar. Halbuki Arap dili açısından o cümlenin yüklemi ayette belirtildiği üzere "Fenkihu" yani nikahlayın ifadesidir. Nitekim bir sonraki ayette bir ayrım yapmadan "kadınlara mehirlerini verin" denmektedir.
3. Hem nikahsız ilişkidense köle kadınları nikahlayıp özgürlüğüne kavuşturmak onlar için daha hayırlı değil midir?
4. Bir başka husus esirler ile ilgili hüküm Muhammed suresi 4. ayette belli iken; “Ya iyilik edersiniz ya da fidye alır bırakırsınız” derken, size kim köleleştirme ya da öldürme ruhsatı veriyor?
- Kuran'dan referansınız varsa bilmek isterim. Eğer yok ise size şu iki ayeti hatırlatırım; Ahzap 36 ve Nur 51.
- Belki de siz haklısınızdır bilmemek değil öğrenmemek ayıptır…

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Cevap 1:

İlmin verileri, kişilerin sübjektif düşüncelerinin ürünü olamaz. Koca bir İslam devleti olan Emevi devletinin bütün ahalisini ve alimlerini bilerek İslam dinine hıyanet ettiğini söylemek mesnetsiz bir iftiradır. Başta İmam-ı Azam olarak pek çok İslam alimi o dönemde yaşamıştır. 

Yezid ve Velid gibi bazı kötü yöneticilerin bulunması, bütün bir toplumu suçlu duruma düşürmez. Eğer böyle toptancılık yapılırsa, birileri kalkıp “Kur'an da Emeviler vasıtasıyla bize intikal etmiştir. O halde onda da tereddüt etme hakkımız vardır.” derse, bu hatalı varsayımın vebalini kim yüklenecektir?

İlave bilgi için tıklayınız:

Hadislerin birçok raviden geçtiğini dikkate alırsak, hadislere neden ...
Emevilerin İslam'a çok zarar verdiği iddiasına ne dersiniz ...

Cevap 2:

Bu soruda yer alan “Nisa suresi 3. ayette 'yetinin' ifadesi olmadığı halde ayete Sünniler ekleme yapıyorlar.” ifadesi, ciddi bir cehaletin ürünüdür.

İlgili ayetlerin meali şöyledir:

Yetimlere mallarını verin, temizi pis olanla değişmeyin, onların mallarını kendi mallarınıza katarak yemeyin; zira bu büyük bir günahtır.  Yetimlerin hakkına riayet edemeyeceğinizden korkarsanız, beğendiğiniz kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâhlayın. Haksızlık etmekten korkarsanız tek kadın veya mülkiyetinizde bulunan cariye ile yetinin; bu, adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır.” (Nisa, 4/2-3)

İlgili ayette yer alan “fenkihû” fiilinin yükleminin bulunduğu cümle, “ve in hıftüm” (Eğer korkarsanız) cümlesinin başına kadardır. Bu ise bir şart cümlesidir. Şart cümlesinin filu'ş-şartı “hıftüm” fiilidir; cezaü’ş-şartı ise başında “Fa-i cezaiyeyi” almış “Fe vahideten” kelimesidir. Bu kelimenin mansup / üstün olması, onun yükleminin mahzuf / mukadder olduğunu gösterir. Bu yüklem, önceki cümlede de yer alan “fenkihû” kelimesidir.

Bu cümlenin manası şöyledir:

“Haksızlık etmekten korkarsanız tek kadın (Fe vahideten) veya mülkiyetinizde bulunan cariye ile yetinin.”

Mealdeki bu ifadenin aslı açıkladığımız tarzıyla “fenkihû vahideten / yalnız bir taneyi nikahlayın” şeklindedir. Türkçedeki “bir tane ile yetinin” ifadesi, “bir taneyi nikahlayın” ifadesinin dengidir.

Demek ki burada fazladan bir ekleme yoktur. (krş. Kurtubi, ilgili ayetin tefsiri) 

Cevap 3:

Kölelik müessesesi, İslam’dan binler sene evvelinden devam edip gelen bir kurumdur.

İslam, birtakım zaruretler sebebiyle her ne kadar ortadan kaldırmamışsa da, onu tamamen hürriyete yol açabilecek şekilde ıslah etmiştir.

Nikah akdi, ikisi de hür olan (bu sebeple vücutlarına da malik bulunan) bir erkekle bir kadının, karşılıklı olarak bir aile kurma ve cinsî yönden birbirinden yararlanma konulu -şartlarına uyarak yaptıkları- bir sözleşmeden ibarettir.

Cariyeye sahip olmayı sağlayan akit ve tasarruf da (satın alma, miras, ganimet veya bağış yoluyla elde etme…) bir hukuki işlemdir ve bu hukuki işlem, sahibi ile cariye arasında karı-koca gibi yaşama hakkını da vermekte, nikah akdinden daha güçlü ve kapsamlı olarak onun yerine de geçmektedir.

İlave bilgi için tıklayınız:

İslamiyet'in köleliği kaldırmak için tedbirler aldığını söylediniz; bu ...
Peygamber'imizin köleliği ortadan kaldırmak istediği iddiası ve ...

Cevap 4:

İlgili ayetin meali şöyledir:

“Kâfirlerle savaşa girdiğinizde hemen öldürücü darbeyi vurun, nihayet onları çökertince esirleri sağlam bağlayın (kaçmamaları için tedbir alın). Sonra ya karşılıksız bırakırsınız yahut bedel alarak; ta ki savaş ağır yüklerini indirsin (sona ersin). İşte böyle; Allah dileseydi onları bizzat cezalandırırdı, fakat sizleri birbirinizle denemek istiyor. Allah, yolunda öldürülenlerin amellerini asla boşa çıkarmayacaktır.” (Muhammed, 47/4)

“Esirleri sağlam bağlamak”tan maksat, kaçmamaları için gerekli tedbiri almaktır. Bundan sonra onlara ne yapılacağı konusunda yetkililere iki seçenek gösterilmektedir: Ya bedelsiz, bir lütuf olarak salıvermek ya da bir Müslüman esir ile değişmek, salmaya karşılık maddî menfaat sağlamak, bu manada bir bedel karşılığında serbest bırakmak. Ayette esirlere yapılacak başka bir muameleden söz edilmiyor. Bu sebeple büyük hukukçulardan Ata ve Hasan-ı Basri, “Esirin öldürülmesi câiz değildir, devlet başkanına böyle bir yetki verilmemiştir.” demişlerdir; biz de bu görüşe katılıyoruz.

Müçtehitlerin çoğunluğu ise esirlerin öldürülmesinin de caiz olduğu kanaatindedir. Buna dayanak olarak ayetin başını (yani kafirleri öldürün ifadesini) ve bazı uygulamaları delil gösteriyorlar. (bk. Kur’an yolu, ilgili yer)

Görüldüğü gibi burada bir ekleme veya bilerek bir yanlış yapmak söz konusu değildir. Bilakis ayetin içerisinde yer alan “kafirleri öldürün” ifadesine dayanarak yapılan bir yorumdur. Alimlerin büyük çoğunluğunun tercih ettiği bu yorumu art niyetli yapılmış gibi lanse etmek büyük bir haksızlıktır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yazar:
Sorularla İslamiyet
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun