Bir savaş sonunda kimler esir alınabilir?

Tarih: 12.12.2013 - 11:46 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Sadece savaşa gelmiş olanlar mı esir alınır, yoksa bir yerde yaşayan herkes esir alınabilir mi?

- Esir alınan kadınların ilişkiyi reddetme hakkı var mıdır?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Peygamberimiz (asm) ve onun raşid halifeleri savaşa giden komutanlara ve askerlere “Kadınlara, çocuklara, savaşa katılmayan ve yardımcı olmayan din adamlarına, işinde gücünde olan çiftçilere, çobanlara…” dokunulmamasını, atış yaparken onların hedef alınmamasını emretmişlerdir.

Savaş meydanında bulunan kadınlar ve çocuklar tabii olarak esir edilirler. Esirlere insanca muamele edilir. Daha sonra ne olacaklarına devleti yönetenler karar verirler, ama savaşan erkekler dışında kalanlar öldürülmezler ve köleleştirilmezler.

Bu konularda kabileler arası savaşlarla devletler arası savaşları birbirinden ayırmak gerekir. İkinci alanda genellikle uluslararası antlaşmalara uyulur. Bir misal olarak Fatih’in İstanbul’u fethini alalım:

Bu fetihten sonra savaşanlar dışındaki İstanbul ahalisi ne esir oldu, ne paraları, evleri, dükkanları ellerinden alındı, ne de köle ve cariye oldular.

İstanbul bütünüyle mülk ve yönetim hakkı bakımından Fatih devletin oldu, lakin dediğimiz gibi halkı ganimet muamelesi görmedi.

Fethi anlatan bir kaynakta şu ifade yer almıştır:

“…Nihayet 53 gün süren kuşatmanın ardından 54. gün şehir Türklerin eline geçince Topkapı’dan törenle şehre giren Fatih, At Meydanı’nı geçip Ayasofya önüne geldi ve burada toplanan halka can ve mallarının emniyette olduğunu söyleyerek onları teskin etmeye çalıştı.." (Tarih Dergisi, Sayı 66 (2017 / 2), İstanbul 2017, s. 63-76)

- Bediüzzaman Hazretleri de bu konuya bir münasebetle temas etmiş ve kâfilerin çoluk çocuklarının da esir alınabileceğine işaret etmiştir. İlgili sözleri şöyledir:

“Cihad-ı dinî de olsa, kâfirlerin çoluk-çocuklarının vaziyetleri aynıdır. Ganîmet olabilir. Müslümanlar, onları kendi mülküne dâhil edebilir. Fakat İslâm dairesinde birisi dinsiz olsa; çoluk-çocuğuna hiçbir cihetle temellük edilmez, hukukuna müdahale edilmez... Fakat kâfirin çocukları, gerçi ehl-i necattırlar; fakat hukukta, hayatta pederlerine tâbi' ve alâkadar olmasından, cihad darbesinde o masumlar memluk ve esir olabilirler.” (Emirdağ Lahikası-I, s. 40)

Hangi dinden veya dinsizlikten olursa olsun, savaşa katılmayan kadın ve çocukların esir alındıktan sonra öldürülmesi, âlimlerin ittifakıyla caiz değildir. Savaşa fikren veya fiilen katılan çocuk ve kadınların öldürülmesi, -başka bir çare kalmamışsa savaş esnasında caizdir. Savaşta sonra esir alındıkları takdirde ise, hanefilere göre öldürülmeleri caiz değildir; fakat diğer alimlere göre caizdir. (Zuhayli, VI/470)

- İslam’da savaş esiri kadınlarla iki şekilde sahip olunabilir: Ya -İslam’dan önce var olan ve bütün dünyada uygulandığı için İslam tarafından bir anda kaldırılması mümkün olmayan- o günkü evrensel savaş hukukunun ön gördüğü kurallar çerçevesinde cariye olarak alınır yahut ilgili esir kadın azat edilerek hürriyetine kavuşturulur ve normal bir evlilik akdiyle eş olunur. Bu kural, konuyu işleyen bütün İslam hukuk kaynaklarında mevcuttur.

- İster cariye olsun, ister nikahlı eşi olsun, bir kadının kocasını veya sahibini meşru bir özrü olmadığı sürece -cinsi ilişki konusunda- reddetmesi caiz değildir.

EK BİLGİ:

- Önce şunu belirtelim ki, günümüzde hiçbir değer ifade etmeyen “kölelik / cariyelik” statüsünden ziyade, vaktimizi daha faydalı bilgilere harcamamızın daha isabetli olduğunu düşünüyoruz. Öncelik sırasını düşündüğümüz zaman, bu konu en son sıralarda yer alacaktır.

- Hz. Peygamber (asm), etrafa asker gönderirken yalnızca muharip statüsünde olanlarla savaşmalarını hedef göstermiştir:

"Yaşlılara, kadınlara, çocuklara, kendisini ibadete vermiş ruhbanlara ve mabetlere ilişmeyiniz! Ağaçları yakmayınız! Hayvanlara dokunmayınız! Ve servetleri heder etmeyiniz." (Ahmed b. Hanbel, 1/300; Ebû Davud, Cihad 90, 121)

- Peygamberimiz (asm)'in savaşlarda kadın ve çocukların öldürülmesini yasakladığına dair Buhari’de de bir rivayet vardır. (Buhari, Cihad, s. 147-148)

- Peygamber Efendimiz (asm)'in, ordu komutanlarına verdiği emirler içinde bu yasakla ilgili olarak şu sakındırıcı ifadeler yer almaktadır:

"Askerlerinizin bozgunculuk (fesat) yapmasına engel olun! Çünkü fesat çıkaran her ordunun kalbine Allah bir korku salar. Askerlerinizi hıyanetten sakındırın! Çünkü hıyanette, çalıp çırpmada bulunan her ordunun başına Allah bir başka belayı gönderir. Yine askerinizi zinadan alıkoyun! Çünkü Allah, zina yapan her askere ölüm ve salgın musallat eder." (Mâverdi, Ebu'l-Hasen Ali b. Muhammed, el-Ahkâmu's-Sultâniyye, Beyrut ts., s. 54)

İlave bilgi için tıklayınız:

Kölelik ve cariyelik müessesesinin geri gelme olasılığı nedir?

Günümüzde cariyelik sistemi tatbik edilebilir mi?..

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
Okunma sayısı : 5.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun