"...O halde nereye dönerseniz orada Allah'ın yüzü vardır." ayetine dayanılarak, kıbleden farklı bir yönde namaz kılınabilir mi?

Tarih: 07.10.2014 - 02:09 | Güncelleme:

Soru Detayı

"Doğu da batı da yalnız Allah'ındır. O halde nereye dönerseniz orada Allah'ın yüzü vardır."

- Bu ayete dayanılarak kıbleden, farklı bir yönde namaz kılınabilir mi?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Diğer semavî dinlerdeki gibi İslâm inancına göre de Allah mekândan münezzeh olmakla birlikte özellikle sembolik birtakım bedenî hareketlerin söz konusu olduğu bazı ibadetlerde yön tasavvuru, ibadetin belli bir yöne dönmek suretiyle ifası, gerek ibadet disiplini gerekse kişinin mânevî bir merkezle bütünleşmesi açısından gerekli görülmüştür. Bu durum, insanın mutlak ve aşkın olan Allah’la içte ve mânevî planda bütünleşmesi için önemli bir vasıta olduğu gibi bu bütünleşme ve birliğin (tevhid) dışta ve sosyal alandaki tezahürü de aynı mânevî merkeze yönelen insanların (ümmet) birliğini temsil aracı olarak büyük önem taşır. Hz. Peygamber (asm)’in,

“Sizden biri kıbleye yöneldiği zaman Allah’a yönelmiş olur.” (Müsned, III, 24; Ebû Dâvûd, “Śalât”, 22) ve,

“Kim bizim namazımızı kılar, kıblemize yönelir, kestiğimiz hayvanın etini yerse, o Allah’ın ve Resulünün güvencesi altındaki Müslümandır; Allah’ın verdiği güvenceyi bozmayın.” (Buhârî, “Śalât”, 28)

meâlindeki hadislerinden ilki kıblenin iç ve mânevî, diğeri de dış ve maddî alandaki işlev ve önemini ortaya koymaktadır. Son hadis ve aynı muhtevadaki diğer bazı hadisler (bk. Buhârî, a.y.), Resûl-i Ekrem’in davetini kabul eden Müslümanları diğer din bağlılarından ayıran ve İslâm ümmetine mensubiyetin görünürdeki işaretleri olan belli başlı davranışları açıklamakta, namazın bir şartı ve parçası olduğu halde kıblenin ayrıca zikredilmesi de ona atfedilen önemi göstermektedir (İbn Hâcer, III, 52-53).

İster farz ister nâfile olsun namaz kılarken kıbleye yönelmek (istikbâl-i kıble) namazın geçerlilik şartlarından biri olup bazı zorunluluk ve ruhsat halleri dışında bu şarta uyulmazsa namaz sahih olmaz. Dört mezhebe göre de Mescid-i Harâm’da namaz kılan kimsenin yüzünü ve yönünü bizzat Kâbe binasına çevirmesi şarttır. Bu sebeple Mescid-i Harâm’da cemaatle namaz kılınırken saflar Kâbe’yi çevreler; düz bir saf oluşması halinde Kâbe hizasında olmayanların namazı geçersizdir.(Ahmet Özel, DİA, Kıble Md., XXV, 367)

"Doğu" ve "batı" kelimelerinden maksat, yeryüzünün tamamı, hatta yeryüzüyle birlikte orada bulunan bütün varlıklardır.(Taberî, 1,5030.) Dolayısıyla yer­yüzü Allah'ın eseri ve mülkü olduğundan şu veya bu yönün diğerine göre herhangi bir üstünlüğü yoktur; yeryüzü bütünüyle bir mâbed gibi olup aslolan ibadetin Allah için yapılmasıdır. İbadet esnasında zorunlu olarak bir tarafa yönelmekse an­cak sembolik bir anlam taşır. Nitekim müslümanlar, başlangıçta kutsal bir mekân olarak Kudüs'teki Beytülmakdis'e yönelerek ibadet etmişler, daha sonra bu sûre­nin kıbleyi belirleyen 144. âyetinin inmesi üzerine Kabe'ye yönelmeye başlamış­lardır. Her ne kadar 115. âyetin 144. âyetle neshedildiğini savunanlar olmuşsa da (bk.Taberî, I, 502; Râzî, IV, 18-19), bu iki âyet arasında nesihle izahı gerektiren bir uyumsuzluk söz konusu değildir. 115. âyet, her yerde ve her yöne yönelerek Allah'a ibadet ve dua edilebileceğine, yani konunun özüne işaret etmekte, 144. âyet ise namazla ilgili özel uygulamayı belirlemektedir.(Kur’an Yolu, Diyanet Tefsiri, I/115-116).

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun