Diyarbakır fethedilince, esir-köle muamelesi yapılmış mı?

Tarih: 26.12.2021 - 16:56 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Hz. Halid bin Velid Diyarbakır’ı fetih edince Diyarbakır’daki insanları esir alıp köle cariye muamelesi yapmış mıdır ve mallarını da ganimet olarak almış mı?
- (Kaynak belirtir misiniz)

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Diyarbakır, çevresiyle beraber Diyar-i Bekr’dir. Bu sınırlar Siirt'e kadar uzanır. Asıl adı Amid Şehri yahut Amid kalesidir.

Müslümanların Amid kalesini kuşatmaları beş ay kadar sürmüştür. Halid bin Velîd, Bâb’ül-Mâ’ (Yeni Kapı) tarafından kuşatmaya memur idi ve her gün devriye gezerek fırsat kolluyordu. Çadırında nöbet beklerken ekmeğini hizmetkârı (ismi Hemmâm şeklindedir) temin ediyordu. Üç gün süresince ekmeği kendine ulaşmayınca, hizmetçisine sordu ve o da ekmeğin getirildiğini söyledi.

Hizmetçisi Hemmam dördüncü gün nöbet tutunca, bıraktığı ekmeği bir köpeğin aldığını ve su kanalından şehre girdiğini Halid bin Velid’e haber verdi. Halid bin Velid “Allahu Ekber” diyerek ashabı çağırdı ve durumu onlara da aktardı.

Şehre su kanalı yoluyla askerin girebileceğinde ittifak edilince Hz. Halid bin Velid şu konuşmayı yaptı:

“Şehre su kanalından gireceğiz. Kendini Allah ve Resulüne feda edecek 100 kişi istiyorum. Dünya azığını alabilen için ümit diyarıdır; anlayabilene kurtuluş yeridir. Siz de bu kazanca katılın ve rahmet kârı edinin, cennetle mükafatlanın. Kim bu fani dünyadan haşir gününe kadar azık talep ediyorsa, bu kârlı ticarete girsin. Ben nefsimi Allah’a satıyorum. [Yüce Allah müminlerden nefis ve mallarını bedeli cennet olmak üzere satın alıyor. (Tevbe, 9/111)]. Kim satmak isterse gelsin, korkmasın. Buluşmamız kıyamet gününe olsun. Temiz geçmişinize uyunuz. Haydi, Allah yardımcımız olsun.”

Sonra da seçtiği 100 kişi silahlandılar. Öncü kuvvetler komutanı Hz. Halid bin Velid hemen komutan Iyaz bin Ganem’e varıp durumu arz etti ve “Tekbir duyduğunda hazır ol.” dedi. O da “Allah sizi muzaffer kılsın.” diye dua eyledi.

Öncü kuvvetler komutanı Hz. Halid bin Velid 100 asker ile su kanalına kadar geldiler; sanki surdaki nöbetçiler ilahî bir emirle uyutulmuş gibiydi. Su kanalından ilk giren Halid bin Velid idi. Onu takiben;

1. Amr bin Ahvas,
2. Huzeyfe bin Sâbit,
3. İmrân bin Bişr,
4. Selâme bin Yaʻsûb,
5. Mâcid bin Talha,
6. Müsennâ bin Âsım,
7. Sâlim bin Adî,
8. Mâlik bin Hafs,
9. Hattâb bin Câbir,
10. Eflah bin Sâʻide,
11. Süleyman bin Hâlid,
12. Abdullah bin Mikdâd.

Ve benzeri büyük sahabeler girdi. Bedeni büyük olanlara giremediklerine üzüldüler.

Amid içinde 30 sahabe oldu. Silahlı idiler. Sabah olup da düşman onları öğrenince sahabeleri taş yağmuruna tuttular. Hz. Halid bin Velid on kişi ile kapıya yüklendiler ve kırarak açtılar. Iyaz bin Ganem dışarıdan bekliyorlardı. Şehir ahalisi önce surlara yığıldılar ve sonra göğüs göğüse savaş başladı. Hz. Halid bin Velid kerr ü ferr yani vur-kaç harbi yapıyor ve Iyaz da şöyle haykırıyordu:

“Düşmanın önündeki koruma sebebleri kesildi. Artık sonları geldi. Allah’a sığınıp hatalardan ve usanmaktan kaçınınız. İşte Halid bin Velid yanınızda ve harp meydanında.”

Sabaha doğru Halid bin Velid’in neşe sesleri şehri dolduruyordu. İslam bayraklarının ışıkları her tarafı aydınlatıyordu.

Amidliler durumu görünce Melikeleri Meryem’i aradılar. Ancak o, Dar’ül-İmare’yi terkederek Dağ Kapısından yol bularak kaçmıştı. Bunun üzerine teslim oldular ve Başkomutan Iyâz da silahların terkedilmesini emretti. Şehrin meydanında Müslüman askerler toplanınca şöyle bir hitabede bulundu:

“Yüce Allah bizi muzaffer kıldı. Eğer Rabbimiz Rahmet Peygamberini peygamberimiz kılmasaydı ve müminlerin kalbine sekine indirmeseydi, sizleri kaybedebilirdik. Rabbimiz bize öfkeyi bertaraf edip affa dayanmamızı emretti. [Öfkesini yutabilenler ve insanları affedebilenler. Allah ihsan sahiplerini sever. (Âl-i İmrân, 3/134)]. Ey Amid ahalisi! Mallarınız ve evlatlarınız bize helaldir. Kim Müslüman olursa onları kendilerine teslim ederiz. Kim Müslüman olmamakta direnirse, sizin hakkınızda dinimizin bize verdiği yetkilerle karar veririz.”

Şehir ahalisi bunun üzerine ileri gelenleriyle görüşen Komutan Iyaz’a teslim oldular. Şehirdeki Yahudi Hahamı da teslim oldu. Sanki İslamiyeti ve Kur'an’ı öven bir konuşma yapınca Komutan Iyâz “Allah Afüvdür; affı sever.” diyerek şehir ahalisini affetti. Âmid şehrinin çoğu ahalisi Müslüman olurken, olmayanlara da zimmî sıfatıyla cizye vergisi konuldu.

Komutan Iyaz, 12 gün şehirde kaldıktan sonra Sasa bin Sûhan el-Abdî’yi emir tayin ederek 500 atlıyla beraber şehri onlara teslim eyledi. Kendisi diğer kalelerin fethine devam eyledi.

Kaynaklar:

- Vâkıdî, Târihu Fütûh’ul-Cezîre vel-Habur ve Diyârbekir ve’l-Irâk, Şam, Dâr’ül-Beşair.181-187.
- İbn’ül-Esîr El-Cezerî. (1980). El-Lübâb fî Tehzîb’il-Ensâb, Bağdad, Mektebet’ül-Müsennâ, 1/534.
- Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, Diyâr-I Bekr’in Müslümanlar Tarafından İlk Fethi, Dicle Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi; DÜSBED, Haziran-2021 Yıl: 13 Sayı: 27.
- Abdurrahman Acar, Âmid (Diyarbakır) Şehrinin Fethi (Vakıdî’ye Göre), Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 1999, cilt: I, s. 195-204.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun