Dinimizde fedakârlığın önemi nedir? Bir başkası için kendinden fedakârlık yapmanın yeri nedir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Fedakârlık; insanın sahip olduğu, değer verdiği şeyleri seve seve feda etmesi, her türlü zahmetlere göğüs gererek dâvası uğruna sebat etmesidir. Allah rızası için inandığı değerler uğruna, insanlık adına kendi menfaatlerinden vazgeçmesidir.

İnsan nefsi bencildir. Kendi isteklerini ve çıkarlarını ön planda tutar. Nefsin bu egosunu kırarak, Allah rızası için fedakârlık göstermek insanlık değerleri içerisinde en yüksek hasletlerden birisidir.

İslam tarihinde Mekkeli Müslümanların Mekke'de karşılaştıkları dayanılmaz işkence, tazyik ve sonrasında da mal ve mülklerini bırakıp inançları uğruna hicret etmesi, diğer yandan Medineli Ensarın Muhacirlere kucak açması fedakârlığın güzel bir örneğidir.  

Muhâcirler, yanlarına taşıyabilecekleri çok az menkul eşyayı alabiliyor, evlerini, hayvan sürülerini ve eşyalarının çoğunu terk etmek durumunda kalıyorlardı. Oraya ne zaman dönüleceği de meçhuldü, dönülse bile ev ve eşyalarının akıbetinin ne olacağı da bilinemezdi. Dolayısıyla bu seyahatte Muhâcirlerin malî kayıpları çok fazla idi. Bunlar arasında Suheyb b. Sinan gibi alacaklarını tahsil edemeyenler ve bütün malına el konularak sadece bir canıyla hicret etmek durumunda kalanlar da vardı. Diğer yandan Medineli Müslümanların Mekkeden gelen kardeşlerine mallarını, kazançlarını bölüşmesi de fedakârlığın ayrı bir yönüdür.

Fedakârlık edenler hakkında Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulmuştur:

"Onlar bollukta ve darlıkta sarfederler, öfkelerini yenerler, insanların kusurlarını affederler. Allah iyilik yapanları sever." (Âl-i İmran, 3/134).

"Mallarını Allah yolunda sarfedip sonra sarfettikleri şeyin ardından başa kakmayan ve eza etmeyenlerin ecirleri Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir." (Bakara, 2/262)

Fedakârlık bir fazilettir. İnsan ise; yaratılanların en mükemmeli olduğundan, fedakârlık en evvel insana yakışır ve onda bulunması icab eder.

Bu asırda, küfür ve sefahate karşı mücadele etmek fedakârlık adına en büyük esas ve fazilettir.

Ancak fedakârlığın boyutu ve koordinatları çok geniştir. Zira her şeyden fedakârlık yapılabilir. Fedakâr insanların hâline bakıp da yapamayanların yeise düşmesine mahal yoktur. Çünkü fedakârlık noktasında herkes her fedakârlığı yapamaz, ancak herkes bir çeşit fedakârlık yapabilir.

Mesala; kimileri hayatından, kimileri imkânlarından, kimileri ilminden, kimileri makam ve rütbesinden, kimileri zamanından, kimileri muhabbet ve şefkatinden, kimileri ibadet, evrad ve ezkarından fedakârlık yapabilirler.

Bir üniversite talebesi ise; bulunduğu şartlarda gerek arkadaşlarına, gerek küçüklerine ve gerekse de hocalarına davasını ulaştırma noktasında; yukarıda sayıldığı şekilde bir çeşit fedakârlıkta bulunabilir.

Hiçbir şey yapamaz ise; başarılı, çalışkan ve örnek bir öğrenci olmak dahi, önemli bir fedakârlıktır.

İkramda bulunmak, sevgi ve muhabbetle davranmak, iltifat etmek, uzlaşmacı ve uyumlu olmak, ahlaklı ve faziletli yaşamak, gurur ve enaniyetli olmamak, hürmetli ve saygılı olmak, hemen hemen çoğumuzun yapabileceği fedakârlıklardır.

Bununla beraber, tebligata taalluk eden ve ihtisas gerektiren çalışma ve fedakârlıklar ise; zamanla, eğitim ve tecrübe ile kazanılan özelliklerdir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
14051 kez okundu

Yorumlar

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.