Deccal neden gelecektir?

Tarih: 30.03.2022 - 20:03 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Ahir zamanda Deccal’in geleceği söyleniyor, fakat neden ne için geleceği veya neden kafir olduğu bilgi bulunmuyor. neden acaba sadece gelecek deniliyor?
- Peki kim bu neden gelecektir veya neden kafirdir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Deccal, lügat manası itibariyle yalancı, kandırmacı, nifak ve şikak huylu bir hilebaz adamdır. “Yalancı, iki yüzlü, şaşı gözlü, küfür özlü, nifak huylu” bir sarhoştur. 

Şimdi sorudaki noktalara bakalım:

a) “Deccalın ne için geleceği bilinmiyor”:

Bu dünyanın en önemli gayesinden bir tanesi, sonucu cennet veya cehennem olan bir imtihanın icra edilmesidir. Bu husus birçok ayette zikredilmiştir.

Bu sebeple insanoğlu, söz konusu iki sonuca götüren iki yol, iki soru şeklinde düzenlenmiştir. Bu iki soru hayatın tamamını kapsayan faaliyetleri ihtiva eder ve uygulamalı olarak yapılır. Bir yandan imtihan salonu olan dünya aynı zamanda bu iki sorunun izlediği iki yolun da kavşağı hükmündedir.

Bu kavşakta bulunan insanoğlu hem birey olarak hem sosyal / toplumsal bir varlık olarak belli zaman dilimlerinde farklı seviyelere göre, farklı imtihan soruları ile karşılaşırlar. 

Çocukluk devresi, ilkokul, orta-lise ve üniversite ortamlarında yapılan imtihan şekilleri farklı olduğu gibi, genel olarak insanlık camiası, sosyal bir varlık olarak toplumsal istidat ve kabiliyetlerle orantılı olarak imtihanlar yapılagelmiştir. 

Bu imtihanı kazanmak veya kaybetmek meselesi, insanın benliğine bağlanan egonun / enaniyetin akışına ve anlayışına bağlı olarak tahakkuk eder. Yanlış bir anlayışın neticesi hatalı bir sonuçtan başkası değildir.

Bu konuyu biraz daha açmak için Bediüzzaman Hazretlerinin sesine kulak vermek gerekir

"Ene"nin iki vechi vardır. Bir vechini nübüvvet almıştır. Bir vechini de (materyalist) felsefe almıştır. 

"Birinci vecih, ubudiyet-i mahzaya menşedir. Mahiyeti harfiye olup, müstakil değildir. Vücudu tebaî olup, aslî değildir. Mâlikiyeti vehmî olup, hakikî değildir. Vazifesi, Hâlık'ın sıfâtını fehmetmek için bir mizan ve bir mikyas olmaktır. Enbiya (Aleyhimüsselâm) enaniyetin bu vechine bakmakla, mülkü tamamen Allah'a teslim ederek ne mülkünde, ne rububiyetinde, ne uluhiyetinde şeriki olmadığına hükmetmişlerdir. Ene'nin bu vechinden Cenab-ı Hak şecere-i tûbâ-i ubudiyeti inbat edip; dal ve budakları kâinat bahçesinde enbiya, evliya, sıddıkîn gibi mübarek semereleri vermiştir."

"İkinci vechi alan felsefe, enenin vücudunu aslî ve kendisini müstakil ve mâlik-i hakikî olduğunu zu'metmişlerdir (iddia etmişlerdir). Vazifesi de yalnız hubb-u zâtıyla tekemmül-ü hayattır. Ene'nin bu siyah yüzünden envaen şirkler, dalaletler çıkmıştır…” (bk. Mesnevi-i Nuriye, s. 200)

İşte insanlar ilk çağlarda ilkokul ve orta öğrenim çağında oldukları için melek / ilham destekli nebevi sorular da şeytan / vesvese destekli nefsanî sorular da farklı farklı olmuştur. Örneğin, ahir zaman peygamberi, Hz. Muhammed (asm) en büyük peygamber, en büyük muallim, en büyük mürşid olmuştur. Ulema, evliya, asfiya, müceddidler arasında da en son veli, en son müceddid olan Hz. Mehdi en büyük mürşid olmuştur.

Buna mukabil, diğer soruların takip ettiği yolda da binlerce firavun, fasık, münafık ve decal gelmiştir. Fakat en büyük kâfir, en büyük münafık, en büyük aldatıcı zalim ahir zamandaki deccaldir. Her asırda farklı evliyalar olduğu gibi, farklı decaller de olur. Yalnız işin merkezinde olan deccaller en büyük olanlarıdır. 

Her ne kadar ahir zamanda ortaya çıkacak büyük deccalin fitnesi farklı olsa da kaynaklarda ondan önce onun misyonunu temsil eden deccallerin farklı dönemlerde ortaya çıkacağı haber verilmektedir. Hadis kaynaklarında bu deccallerin sayısıyla alakalı otuz (bk. Buhari, Fiten, 25; Menakib, 22.), otuzdan fazla (bk. Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 4/504; 10/70) ve yetmiş (bk. Ebû Yala, el-Müsned, 7/108) rakamları telaffuz edilmiştir.

İbn Hacer, yetmiş deccalin olduğuyla alakalı rivayetin zayıf olduğunu ifade etmiştir. (bk. İbn Hacer, Fethu'l-Bârî, 14/596)

Başka bir rivayette deccalin sayısının 27 olduğu ve bunlardan dördünün kadın olduğu haber verilmiştir. (bk. Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 38/380)

İşte bu açıklamalarda deccalin ve deccallerin niçin geldiği / geleceğinin nedenlerini görmek mümkündür. 

b) “veya neden Deccalin kafir olduğuna dair bilgi bulunmuyor”

Bu konuda da bilgiler mevcuttur.

Klasik kaynaklarda deccal, “Ahir zamanda ortaya çıkıp göstereceği hârikulade olaylar sayesinde bazı insanları dalâlete sürükleyeceğine inanılan kişi” diye tarif edilmiştir. Alnında “kâfir” yazılıdır.

Hadis literatüründe deccalle ilgili önemli vasıflarından birisi alnındaki kâfir yazısıdır. Buna göre deccalin iki gözü arasında alnının ortasında herkesin rahatlıkla okuyabileceği açık harflerle k-f-r yazısı bulunmaktadır. (bk. Buhari, Fiten, 24)

Sahih hadis kaynaklarında bu yazının her mümin tarafından rahatlıkla okunabileceği ifade edilmişken, başka bir rivayette ise sadece deccalin icraatından hoşnut olmayan kimselerce bu yazının okunabileceği haber verilmiştir. (bk. Müslim, Fiten 95; Ebû Dâvud, Melahim, 14; Tirmizi, Fiten, 56)

Bu gibi hadisler müteşabih olarak kabul edilir. Bu tür rivayetlerin yorumunda iki temel yaklaşım dikkati çekmektedir. Bir görüşe göre deccalin alnındaki bu yazının hakiki manada yazılı olduğu şeklindedir. Allah, deccalin küfrüne, yalancılığına ve insanları aldatmasına bir karine olsun diye, onun iki alnı arasında küfür alameti yerleştirmiştir. Okuma yazma bilen bilmeyen herkes bu yazıyı okuyabilir. Nitekim Kadı Iyaz’a göre hadisteki bu yazı, deccalin ortaya çıkacağına dair bir alamet olmaktadır. (bk. İbn Hacer, Fethu‟l-bârî, 14/612)

Diğer bir görüşe göre, bu yazı hakiki değil de mecazîdir. Örneğin, Buhari şarihi İbn Mulakkin, deccalin alnındaki yazıyı zahiri ve hakiki manada anlamanın imtihan sırrına uygun düşmeyeceğini, dolayısıyla da bundan başka bir mananın kastedildiğini ifade etmiştir. (İbn Mulakkın,  et-Tavdîh li Şerhi‟l-Câmii’s-sahih, 14/599)

Muasır dönem yorumcularından Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri de deccalin alnındaki yazıyla ilgili ikinci yaklaşımı benimsemiştir. Ona göre bu yazı maddi bir yazı olmayıp, deccalin başına konulan bir küfür alametidir. (bk. Said Nursi, Şualar, s. 490)

Kötü yolun başını çeken decallerin mümin olmaları zaten düşünülemez. İnsanları küfür ve dalalete düşürmeye çalışan kimsenin küfründen elbette şüphe edilmez. 

Fitneyi en büyük koz olarak kullanan Deccal, medeniyetin zevk ve eğlencelerini, nefsin hoşuna gidecek her şeyi taraftarlarının, dostlarının önüne serer, onları makam, mevki ve maddi imkânlarla el üstünde tutar, refah ve saadet sunar, yani onlara bir nevi cennet hayatı yaşatır. Kendini tanımayan kimseleri yokluk, azap, işkence ve sıkıntılara atar, hayatlarını zindana çevirir. Hapishaneler onun zamanında bir nevi cehenneme döner. (bk. Nursi, Mektubat, s. 54; Şualar, s. 503, 509)

İlave bilgi için tıklayınız:

Deccal kimdir, yeryüzüne gelişi nasıl olacaktır? Ondan korunmamız ...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun