Çaresi bulunamayan hastalıklarda ne yapmalı?

Tarih: 28.05.2020 - 20:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Çaresi bulunamayan hastalıklarda ne yapmalı, nasıl dua etmeli?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu gibi sorular, soran kişinin karakteri, hayata bakış açısı, imanı, kader anlayışı ile bire bir ilişkili olabiliyor.

Bir Müslüman olarak, her dersin çaresinin olduğunu biliyoruz. Nitekim,

 "Allah Teâlâ Hazretleri hastalığı da ilacı da indirmiştir. Ve her hastalığa bir ilaç var etmiştir. Öyleyse tedavi olun..." (Ebu Dâvud, Tıbb 11)

anlamındaki hadis bunu açıkça ifade etmiştir.

Şu halde, Allah verdiği her derde, her hastalığa, her probleme, bir ilaç bir deva bir çözüm yolu da var etmiştir. Bize düşen görev, onu bulmak için çalışmak, hem fiili hem de sözlü dua etmektir.

Bu nedenle çaresi olmayan hasatlık yoktur. Bu açıdan soruda geçen “çaresi bulunamayan” ifadesi güzel olmuş, tebrik ederiz. Demek ki, henüz çaresini uzmanlar bulamamış olabilir, ama bu durum asla bulunmayacağı veya bulunamayacağı anlamına gelmez.

O halde her Müslüman üzerine düşeni yaptıktan sonra şifayı Allah’tan bekler ve o ümit içerisinde olur.

Diğer taraftan bir müminde, bütün maddi sebeplerin ötesinde hakimi ezeli ve ebedi olan, gücü her şeye yeten bir Kadiri Hakim’in kulu olarak ne olursa olsun bir umut ufku, bir beklenti ufku olmalı bulunmalı.

İşte mümini başkalarından ayıran en önemli fark da burada. Mümin ümidin asla yitirmemeli, ne olursa olsun, ondaki bu umut fikri onun gönlünün genç kalmasını, kalbinin sürekli her zaman yanı başında olan, her derdine muttali olan, her şeye hakim ve hükmeden bir Sultan-ı Ezeli'nin yanında olduğunu düşünerek, hayatını umut içerisinde geçirmesini netice veriyor.

Böylece gönlü o umudu, o enginliği gönlüne salan bir varlığın olduğu şuuruyla geçen hayatı, bu dünya uykusu geçer geçmez ötede ayrı bir sultanlık ile neticeleniyor.

Bir de zaman değişiyor, teknoloji son sürat koşuyor, sağlık alanındaki çeşitli yazılımlar, teknolojiler, buluşlar, keşiflerle akıl almaz yenilikler, şifalar, çözüm yolları bulunuyor. Bedensel rahatsızlıklar ve engeller için giyilebilen kıyafetler, yazıcılar tarafından çok ucuza mal edilen takma uzuvlar, beyinsel rahatsızlıklar için yine çeşitli aletler, ilaçlarla ciddi çareler bulundu, bulunuyor.

Bütün bunlar ortada iken bu anlamda umutsuzluğa düşülmemeli. Bir yandan bu yolları kullanarak şifa aranırken, bir yandan da geçici dünya hayatında bize uygun görülen, bir sıkıntı, bir dert, bir hastalıktan da şikayet edilmemeli. Sabırla, duayla mukabele edilerek fani hayatı bir şekilde noktalandırıp, sınavı geçmenin derdiyle öbür ebedi hayatta rahat etmenin yolları aranmalı.

Biz madem kuluz, madem bizi bir yaratan var, madem bir yaprak bile onun izni ve emri olmadan düşmüyor...  O halde bizim başımıza gelen bu çaresizlik gibi görünen durumumuzu da bize o uygun görmüş. Bu durumda yapılacak şey sabır ve şükürle hayatı idame ettirerek yaşamaya bakmak, bulunduğumuz hâl içerisinde yaşamaktır. Zira hiçbir derdi olmadığı hâlde, bir sürü maddi ve manevi zenginliklerin içinde olduğu halde hayatı zehir gibi gören yüz binlerce insan da biliyoruz.

Dememiz şu ki, mutsuzluk ve mutluluk insanın içinde olan bir şeydir.

Ayrıca unutmayalım ki dünya hayatı geçici, ahiret hayatı ise ebedidir. Bizim burada karşılaştığımız çaresizlik durumu sadece bu dünya içindir. Esas hayat olan ahiret hayatında çaresizlik yoktur.

Bununla beraber, dünya hayatında çekilen sıkıntılar ve hastalıklar ahiret hayatı için nimetler olabilir.

Nitekim bir kudsi hadiste haber verildiğine göre, Yüce Rabbimiz şöyle buyurmuş:

“Ben kulumun iki sevgilisini (yani iki gözünü) almakla imtihan ettiğimde, o buna sabrederse iki göze bedel olarak ona cenneti veririm.” (Buhari, Merda, 7)

Peygamber Efendimiz de buyurmuşlar:

“Mümin bir kişiye bir ağrı, bir yorgunluk, bir hastalık, bir üzüntü isabet etse, hatta ayağına bir diken batsa… Bunlar, müminin günahlarına kefaret olur.” (Müslim, Birr, 57)

 Sara Hastalığı Olan Kadın

Siyahi bir kadın bir gün Hz. Peygamber’e (asm) gelir ve “Beni sara hastalığı tutuyor ve bu durum başıma geldiğinde üstüm başım açılıyor. İyileşmem için Allah’a dua eder misiniz?” der.

Hz. Peygamber (asm), “Eğer sabredeyim dersen, sana cennet vardır. Ama yine de istersen, sana şifa vermesi için Allah’a dua ederim.” diye cevap verir:

Bunun üzerine kadın: “Ben (hastalığıma) sabrederim. Ancak sara tuttuğu zaman üstümün başımın açılmaması için dua buyurunuz.” isteğinde bulunur.

Hz. Peygamber de sadece bu kadarı için ona dua eder. (Buhari, Merdâ, 6; Müslim, Birr, 54).

Bu sara hastalığı nasıl bu kadının cennete gitmesini garantilemişse, bizlerin de her türlü hastalığımız da sabırlı hatta şükürlü olduğunuz takdirde inşallah ebedi hayatımızın kurtuluşuna vesile olacaktır.

Özetle, üzerimize düşen maddi ve manevi görevleri yerine getirdikten sonra, sonucu Allah’ın rahmetine bırakmak, ona güvenmek, sabır ve şükür içinde olmalıyız. Rabbimiz bizim için neyi nasıl uygun görmüşse, içinde nice hikmetler olduğunu bilmeli gönül huzuru içinde olmaya gayret etmeliyiz.

Son olarak İbrahim Hakkı Hazretleri gibi deriz:

"Hak şerleri hayreyler,
Zannetme ki gayreyler,
Ârif anı seyreyler.
Mevlâ görelim neyler,
Neylerse güzel eyler..." 

İlave bilgi için tıklayınız:

Hastalık ve sıkıntılara dayanmak, başımıza gelen bela ve ...
Dua hastayı iyileştirir mi iyileştirmez mi?
Kur'an-ı Kerim'de bulunan şifa ayetleri nelerdir? Bunların hükümleri ...
Yarına sağ çıkalım diye dua etmek gereksiz bir dua mı? 
Duadaki ince sır nedir? Her dua kabul olur mu?
“Kime dua kapısı açılmış ise ona rahmet kapıları açılmış demektir ...
En güzel dua nasıl edilir?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 500+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun