Hayat nedir ve insan hayattan neden korkar?

Tarih: 16.05.2020 - 20:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Hayattan çok korkuyorum, ne önerirsiniz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Hayat nedir ve insan hayattan neden korkar?

Hayat, aslında sevmek, sevilmek, sevindirmek için var edilmiştir. Bu anlamda hayattan korkmak bu istikamette gitmesi gereken rotayı kaybetmek, istikameti şaşırmak anlamı da taşımaktadır. Hayattan korkmak ona, onda olmayan, şart, usul ve kaideler yüklemekten geçmektedir.

İlk günden son güne kadar bütün din bilginleri, bütün kutsal kitaplar hayatın bir sınav, bir imtihan oluşundan bahsederler. Bu anlamda bu sınav için sabır ve gayretle çalışmanın gerekliliğinden ve öneminden bahsederek insanları bu sınava hazırlamaya, bu önemli güne hazır olmaya teşvik ederler.

Hepimiz öğrencilik yapmışız, okullar bitirmiş, sınıflar atlamış, bunun için de yıllarca birçok sınavlardan geçmişiz. Çok iyi biliyoruz ki dersine çalıştığımız ve kendimizi çok iyi hissettiğimiz derslerin sınavlarından asla korkmaz ve bir an önce başarımızı göstermek için heyecanla sınavın olmasını isteriz. Gerçekten de sınav olduğunda en güzel şekilde bildiklerimizi sınav kağıdına aktarırken yer yüzünün en mutlu insanı gibi hissederiz.

Ancak çalışmadığımız derslerin sınavları bize âdeta işkence gibi gelir, kendimizi iyi hissetmeyiz, sınav, vize, final haftalarında stresten dolayı midelerimizde yanmalar, gastrit ve ülserler başlar ve bu da bizim hayat kalitemizi etkiler ve hayata karşı endişeli bir hal almamıza yol açar.

Demek ki, hayatı verenin belirlediği şartlara ve kurallara göre yaşayınca, hayat korkulmaması, aksine son derece sevilmesi gereken ilahi bir fırsattır.

Hayattan korkmanın bir başka sebebi de kişinin adına umut dediğimiz ve yaşam sevincini artıran duygusunu kaybetmesi, kendisini kötü hissetmesi, hayatta tutunacak dalının, dertlerine karşı çarelerinin kalmaması demektir.

Bu da bize ayrı bir imtihan sebebimiz, imtihanımızın şiddetini ve gerçekliğini gösteren başka bir varlığın etkisi ile içine düştüğümüz ve dinin asla kabul etmediği hayatla ilgili bir başka durumdur.

Bunun sebebi şeytandır, şeytan en küçük olumsuz durumlarda bile insanın içindeki kendisine ayrılan iletişim kanallarından insan ruhuna verdiği olumsuz telkinler, yönergeler ile bunu yapmaya çalışıyor. Bu telkinlerin ne kadar zayıf, geçersiz olduğunu bilmeyen bazı insanlar bunun etkisinde kalarak umutsuzluğa kapılıyor. Çünkü yüce kitabımızda onun bu durumu, hiçliği, zayıflığı, sanallığı şöyle ifade ediliyor:

 “... Şüphesiz, şeytanın hilesi pek zayıftır.” (Nisa, 4/76)

Oradan da açılan ve belki yine şeytan tarafından yönlendirilen korkuya evrilerek en güzel şekilde yaşanması gereken hayatı korkudan yaşanılmaz bir hale getiriyor.

Böylece bütün bir hayatı lezzet almadan, Allah’ın kainatın her bir köşesine sırf insan kalbine, gönlüne, bakışına neşe versin diye yarattığı sayısız varlığı, güzelliği görmemesine yol açıyor.

Hayat kainatta canlı, büyük-küçük bütün varlıkların var olması, yaşam sahibi olması demektir. Bütün varlıklara bir hayat takdir eden Hay ve Kayyum olan Zat, yani her şeye gücü yeten Allah, bu anlamda herkese bir hayat ve hayatını geçireceği yer ve bir zaman dilimini de uygun bulmuştur.

Yeryüzünde hiçbir hayat sahibi akıllı, akılsız varlık kendi iradesiyle var olmamış, hayata gelmemiştir. O halde hayattan ayrılıp gitmesi de yine kendi elinde değildir.

Sevgi hayatı güzelleştirirken, korku da yaşanılmaz hale getirir

Korku insan içindir ve olmalıdır, hayatta herkes bir şeylerden korkar, bu son derece de normaldir. İnsan depremden, yılandan, karanlıktan, yalnız kalmaktan, yükseklikten, kalp krizinden, fare, kedi, köpek gibi bazı hayvanlardan, uçağa binmekten korkabilir.

Bütün bunlar gibi anlayışla karşılanan ve adına fobi denilen korkularımızın olması son derece normal. Bunların hepsi, Allah’ın bize emaneti olan hayatı korumak için verilmiş birer nimettir.

Ama hayatı bütünüyle sekteye uğratacak, insanın kolunu kanadını kıracak, çeşitli umutsuzluklara, sıkıntılara, ümitsizliklere sokarak kişiyi en sonunda getirip bir uçurumun kenarına koyacak olan hayatın da kendisinden korkmak çok normal bir şey değil.

İnsanı yaratan, insanın fıtratına adına sevgi ve korku dediğimiz iki muhteşem dinamizm koymuş. İçe yerleştirilen bu iki dinamik âlet, duygu insan fıtratının olmazsa olmazıdır. Yani insanın hayatında korku ve sevgi var ve olacak, bundan kaçınmanın yolları yok. O zaman yapılacak olan şey bunlarla gerçek anlamda yüzleşme olmalıdır.

Sevgi, hayatı güzelleştirirken, korku da maalesef yaşanılmaz hale getirebilmektedir.

Peki, Allah tarafından verilen ve hayatı acılaştıran bu korku duygusu insanlara neden verilmiştir?

Hiç şüphesiz hayatı yaşanmaz kılmak için, acılaştırmak, hayattan bezdirmek için olmasa gerek. Tam aksine hayatı korumak ve en güzel şekilde yaşamak için verilmiştir.

Hayatı korumak için verilen bir duygunun hayatı zehir etmesine, evrilmesine, tam tersi bir yöne gitmesine sebep olup olmamak da bizim elimizde.

Keskin bir bıçak gibi düşünelim ve hayat karşısında bakış açımızı değiştirelim. Bir insana son derece gerekli olan, zor durumlarda kendisini hayatta tutacak olan bıçağı, kişinin kendini yaralamak, canına kıymak için kullanmaya çalışmasını düşünelim. Hayatını korumak için verilen şeyi, kişi hayatına son vermek için kullanıyorsa, kimseye diyecek bir şeyi de olmamalı.

O zaman hayatı korumak için son derece gerekli olan bu duyguyu yine onun iyileştirilmesi, dünyada ve ahrette güzel neticeler elde etmek için kullanmanın yollarını aramalı insan.

Bütün korkular az-çok ele geçirdiği kişinin hayatını zorlaştırır, yaşanmaz kılar, içinden çıkılmaz noktalara götürür. Madem onsuz olmuyor, o zaman onun yönünü iyiye, doğruya çevirerek problemle yüzleşerek, ne için verildiğini unutmayarak, veriliş amacının dışına çıkmadan kullanıp onu ehilleştirerek, munis bir arkadaş, bir yoldaş haline getirerek ondan en iyi şekilde istifade ederiz.

Korku aslında bütün insanlık için bütün insanların kalbine yerleştirilmiş bir işaret taşı, günümüz ifadesiyle bir navigasyondur. Yol alırken, hayatı yaşarken insana aklını kullanmayı, nelerden kaçıp korunman gerektiğini, nelere ne kadar yaklaşman gerektiğini gösteren bir kılavuzdur.

Korku bu anlamda; insanı korktuğu şeylerden, yine korkuyu da korkulan şeyleri de yaratanın kucağına atan muhteşem bir duygudur. Bu istikamette yol alanlar, yolda kalmazlar, yol alırken hep güzelliklere odaklanır, sıkıntı anlarında da yine rablerine yönelir böylece iyide de, kötüde yine ona yönelerek istikametten şaşmaz huzur içerisinde bir hayat yaşarlar.

Hayat bu, acı da olacak, tatlı da zor da olacak, kolay da ölüm de olacak hayat da açlık da olacak, tokluk da yokluk da olacak varlık da. Bütün bunların varlığı ile insan hayatın anlamını anlayabilir. Hep iyi, güzel, hoş, tatlı gibi hayatın bir tarafındaki şeylere talip olup, ancak onlarla tatmin olmak aslında hayat değil, hayatı anlamamaktır. İnandığımız asıl hayat, asıl diyar olan ahiret yurduna bir şey götürmemek, her güzelliği dünyada tüketmek demektir.

Hayattan çok korkuyorum, ne önerirsiniz?

1. Kendini tanımak, hedeflerini koymak, ben kimim, ne için yaratıldım, hayat benden ne istiyor, benim hayattan beklentilerim ne? Ne yaparsam bu beklentilerime kavuşur, neleri nasıl yaparsam hedeflerime ulaşırım?

Bütün bu soruların cevaplarını samimiyetle aramaya koyulan insan mutlak anlamda elinden tutan yardımcılar bulacaktır karşısında. Kişi kendini tanıma yolunda adımlar attıkça, hayatta ona gerçek anlamda sıkıldığı, içinden çıkılmaz haller alan konularda akıl almaz kurtuluş noktaları açar.

2. Bütün dert ve sıkıntıların misafir olduğunu bilip, bu şuurla hayata devam etmek, tutunmak.

3. İnsan sadece maddeden ibaret değildir, insanın bedeni ve midesi olduğu gibi, kalbi ruhu da vardır. Ve insanı asıl hayata bağlayan, mutlu, huzurlu olmasını temin eden şey de kalp ve ruh sağlığıdır.

Nasıl ki insan günde beş on defa midesini, bedenini doyurmaya çalışıp, kendisini beslediği gibi kalbini, ruhunu ve beynini de beslemeli, onu içten ve dıştan gelebilecek her türlü negatif etkiye karşı ancak böyle koruyabilir.

4. Olumsuz düşüncelerden, olumluya kaçmalı, kişi kendisini meşgul etmeli, bir işle, bir uğraş veya faydalı bir hobi, güzel bir kitapla meşgul etmeli ki başka şeyler ona ilişmesin, kalbini meşgul etmesin.

5. İyi insan ve iyi çevrelerde bulunmanın, iyi huylarla, güzelliklerle süslü, bezeli güzel insanlarla bir arada kalmakta kişiyi hayattan zevk almasına yardımcı olur.

6. Hayattan sürekli iyi, güzel, tatlı, olumlu şeyler beklemek, aşırı bir beklenti içinde olmak kişinin konfora düşkünlüğü gibi özellikler, onun mutsuzluğunu tetikleyen en önemli şeylerden biridir. “Güzel gören, güzel düşünür, güzel düşünen hayattan lezzet alır.”, hakikatini de akıldan çıkartmadan, güzelliklere yakın yerlere otak kurmanın da bir yolunu bulmak lazım.

7. Yaralarının iyileşmesini isteyen, başkalarının yaralarına merhem olmalı, iyilik yapmalı. İşe yaramalı insan, bir dudağa su, bir ağza lokma, bir çaresize çare olmalı ancak böyle yaşadığının, hayatının anlama dönüştüğünü anlayabiliyor.

Sadece ben diyen, kendini düşünen, kendine iyilik eden, kendini giydiren, doyuran insan kendisine sadece kötülük etmiş olur.

8. Hamd ve şükür kapısı: Bu muhteşem kapı kişinin olmazsa olmazlarındandır.

Kişi mutlu olmak, hayattan kâm almak istiyor, korkularından azade olmak istiyorsa her durumda hayatı kendisine verene minnettarlık duygusu içerisinde olmalı. Bu bütün hak dinlerde var ve insanların içlerine fıtraten konulmuş en güçlü özelliklerden biridir.

Bunlardan yoksun yürekler, ne yaparlarsa yapsınlar mutluluğu asla yakalayamazlar.

9. Huzur veren listeler hazırlamak, huzur veren insanlar, kitaplar, şarkılar, türküler, ilahiler, manevi okumalar, filmler, sürekli iyiyi, güzeli, faydalı ve hayırlı olana odaklanmayı, negatif düşünceleri silen etkileri olan şeylerle meşgul olmak.

10. Sizi olumsuz etkileyen, kötü hissetmenizi sağlayan, eylem, söylem ve kişilerden uzaklaşmak, onların dediklerine takılmamak, ehemmiyet vermemek de sizin hayata bakış açınızı değiştirecek, korkularınızı iyiye, hayra, güzele yönlendirerek, sizi sahili selamete çıkaracaktır inşallah.

İlave bilgi için tıklayınız:

Dünyada, insanın başına gelebilecek şeylerden korkması günah ...
Allah'tan korkmak nasıl olmalıdır? Nasıl Allah'ın rızasını kazanabiliriz ...
Sadece Allah'tan korkmalıyız, ama bazen hiç sebepsiz insanlardan ...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 500+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun