Bir kadına, nasıl evlenme teklifinde bulunabiliriz? Ona bakmanın ölçüsü ve sınırı var mıdır?

Tarih: 26.05.2014 - 11:36 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Aleyhissalatü vesselam efendimizden ve sahabiden rivayetlerle, bir kadına helal dairesi içerisinde evlenme teklifinde bulunma veya talip olma veya mektupla evlilik mahiyetiyle helal dairesi içerisinde nikah gayesiyle görüşme talep etmekle alakalı rivayetleri yazar mısınız?

- Bunun günah olmadığını ve örneklerinin olduğunu edepsizlik telakki edilmemesi gerektiğini kanıtlamaktır gayem. (Yazdıklarımın hepsi helal dairesi içerisinde Allah’ın helal kıldığı nikahla alakalıdır, Flört etme sevgili vesaire gibi zinaya yaklaştırıcı fiillerden uzaktır.)

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Fıkıh eserlerinde kız isteme ve nişanlanmayla ilgili hükümlere daha çok nikâh bölümünün başında, ayrıca iddet ve mehir konuları işlenirken değinilir.

Fıkıh terminolojisinde evlenme niyetini açıklama hıtbe, denilmektedir. Kur’ân-ı Kerîm’de bir yerde geçen hıtbe kelimesinin (Bakara, 2/235) hadislerde gerek bu şekilde gerekse fiil kalıpları içinde yaygın biçimde kullanıldığı görülür. (Wensinck, el-Mu’cem, htb md.)

Hıtbe, belirli bir kadınla evlenme isteğini açıklayarak bunu kadına veya ailesine bildirmektir. Bu bildirme doğrudan doğruya evlenecek erkek tarafından yapılabileceği gibi, bu kişinin ailesi veya "dünürcü" denilen üçüncü bir kişi tarafından da yapılabilir. Kızın veya ailesinin olumlu cevap vermesi durumunda "nişanlanma" meydana gelmiş olur.

Evlilik öncesi kız görme, isteme ve nişanlılık gibi bir takım işlemlerin yapılması, evlenecek kişilerin ve ailelerinin birbirlerini tanımalarını sağlar. Bir ömür boyu sürmesi hedeflenen bir evlilik öncesinde böyle bir araştırma ve tanışma devresine tarih boyunca ihtiyaç duyulmuştur.

Evlenme teklifi "falanla evlenmek istiyorum" şeklinde açıkça yapılabileceği gibi, üstü kapalı ve ima yoluyla konuşarak da olabilir. Kıza karşı; "Seninle evlenilir", "Şanslı olan seninle mutlu olur" veya "Senin gibi uygun bir kız arıyorum" gibi sözlerin söylenmesi kapalı evlenme teklifi niteliğindedir.

Evlenmek Niyetiyle Kadına Bakmak

Ergin bir erkeğin, mahremi olmayan yabancı kadının şer'an örtülmesi farz olan avret yerlerine bakması caiz değildir. Bu bakışın şehvetli veya şehvetsiz olması yahut fitneye neden olacak nitelikte bulunup bulunmaması sonucu değiştirmez. Kadının avret yeri el ve yüz dışındaki bütün bedenidir. Ebu Hanîfe buna topuktan aşağı ayakları da ekler.

Ancak, erkeğin yabancı kadına bakma yasağının bir takım istisnaları vardır. İhtiyaç ve zaruret durumları bulununca veya evlenme düşüncesi olunca bakma yasağı kalkar. İhtiyaç ve zaruret konusunda "zaruretler sakıncalı olan şeyleri mubah kılar" prensibi uygulanır. Diğer yandan zaruretler kendi miktarlarınca takdir olunur.

Karşılıklı sevgi ve saygıya dayalı, huzurlu bir yuva kurma hedefinin gerçekleştirilebilmesi ve ileride çıkabilecek problemlerin önlenmesi için tarafların birbirlerini beğenmeleri ve aralarında gerekli yakınlığı kurup kuramayacaklarını araştırmaları önemli olduğundan evlilik akdinden önce müstakbel eşlerin birbirini görmesi tavsiye edilmiştir.

Evlenecek eşlerin birbirini görmesi, iki türlü olabilir.

a) Erkek adına, bir yakınının kızı görmesi. Burada, aracı kadın, dünür gönderilmesi düşünülen kızın niteliklerini damat adayına anlatır. Bu caizdir. Hz. Peygamber (asm) Ümmü Süleym’i bir kadına görücü olarak göndermiş ve onun bacaklarına bakmasını ayrıca ağız kokusunun olup olmadığını anlamaya çalışmasını bildirmiştir." (1)

Kadın da, kendisine talip olacak erkeğe bakması için birisini gönderebileceği gibi, bizzat erkeği kendisinin görme hakkı da vardır.

b) Erkeğin bir aracı koymaksızın, evlenmek istediği kızı bizzat görmesi. Onun, yüz ve beden güzelliğini anlaması için yüz, eller ve boya bakması yeterlidir. Yüz güzelliğe, eller de bedenin zarafetine delalet eder.

Bir hadiste şöyle buyurulur: "Sizden biriniz bir kadınla evlenmek istediği zaman, onun evlenmesini teşvik edecek niteliklerine bakabilirse baksın." Cabir şöyle diyor: "Bir cariye ile evlenmek istiyordum. Gizlice onu gözetledim ve evlenmemi teşvik eden bazı özelliklerini gördüm. Sonra da onunla evlendim." (2)

Mugîre b. Şu'be bir kadınla evlenmek istiyordu. Hz. Peygamber (asm) ona; "Git ve onu gör. Çünkü görmek, birbirine ısınmanız için daha iyidir." (3) buyurdu.

Ebu Humeyd'in naklettiği bir hadiste, evlenme niyetiyle kadına bakılabileceği ve kadının durumu bilmemesinin de sonucu değiştirmeyeceği belirtilmiştir. (4)

Bakmanın ölçüsü ve sınırı var mıdır?

Çoğunluk müçtehitlere göre, erkek evlenmek istediği kadının yalnız yüz ve ellerine bakabilir. Çünkü yüz ve ellerin görülmesi kadının güzelliğini ve bedeninin arzu edilene uygun olup olmadığını anlamak için yeterlidir. Ebu Hanîfe ayakları da görülebilecek yerler kapsamında saymıştır.

Hanbelîlere göre, evlenilmek istenen kadının günlük işleri yaparken açık kalabilen yerlerine bakmak caizdir. Bunlar, yüz, boyun, baş, el, ayak ve diz kapağından aşağı kısmıdır. Çünkü bir kadının fizik yönünün bilinmesi için belirtilen bu yerlerin görülmesine ihtiyaç vardır.

Şafiîlere göre, bakmanın, kızın ve ailesinin haberi olmaksızın yapılması gerekir. Aksi durumda, kız tercih edilmezse ailesi incinmiş olur. Delil; kızın izni olsun veya olmasın, bakmanın caiz olduğunu bildiren hadislerin açık anlamıdır.

Malikîlere göre ise, erkeğin bakışından kızın ve ailesinin haberli olması gerekir. Çünkü kızın, kendisine bakıldığından haberli olmaması mekruhtur. (5)

Sonuç olarak, bir erkek evlenmek istediği kıza, evlenme teklifinde bulunmadan önce İslami ölçüler içinde bakabilir. Aynı şekilde kız da erkeğe bakabilir. Yanlarında üçüncü bir kişi bulunmak veya herkese açık bir yerde olmak şartıyla evlilik tasarlayan müstakbel eşlerin karşılıklı konuşmaları da mümkün ve caizdir.

Nişan bir akit midir?

İslâm hukukunda nişanlanma bir evlenme vaadi olarak kabul edilir ve evlenmeye zorlayıcı bir niteliğinin bulunmadığı belirtilir. Bununla birlikte nişanla ilgili ahlâkî, vicdanî ve örfî anlamda bağlayıcı birtakım hükümler bulunmaktadır. Nikâh akdi yapılmadıkça nişanlanma taraflar arasında mahremiyet açısından bir değişiklik meydana getirmez. Dolayısıyla nişanlılar görüşmelerinde birbirine nâmahrem olanların uymaları gereken sınırlara riayet etmekle yükümlüdür.

Nişanlılık döneminde sırf tarafların bu sınırlara uyma yükümlülüğünü kaldırma amacıyla dinî nikâh kıyılması birçok sakıncayı beraberinde getirebileceğinden İslâm teşrîinin ruhuna uygun görülmemektedir.

Evlenme teklifi yapılan kişiye, başkası teklifte bulunabilir mi?

Kendisine evlenme teklifi yapılmış kadın bunu açıkça kabul etmişse, bu durumu bildiği halde bir başkası ona açık veya üstü kapalı bir evlilik teklifinde bulunmamalıdır. Hz. Peygamber’in (asm) bu konudaki hadisinin (6) zahirini esas alan alimler, evlilik teklifine kadın tarafından henüz bir cevap verilmiş olmasa dahi bir başkasının teklifte bulunmasını câiz görmez.

Hanefî, Mâlikî ve Hanbelîler’e göre, eğer kadının evlilik teklifini kabule yatkın olduğu anlaşılıyorsa ikinci bir teklif haramdır; ancak olumlu veya olumsuz hiçbir işaret yoksa bir başkasının teklifte bulunması câizdir.

Şâfiî mezhebinde tercih edilen görüşe göre ise, kadın henüz açık bir cevap vermemişse birinci teklife meylettiği anlaşılsa bile ikinci bir teklif yapılabilir. (7)

İkinci teklifin haram olduğu durumlarda bu kişiyle evlilik yapılması İslâm hukukçularının çoğunluğuna göre nikâhın geçerliliğine engel teşkil etmez. Mâlikî mezhebinde ise böyle bir nikâhın feshedilmesi gerektiği, feshedilmesinin müstehap olduğu ve zifaf gerçekleşmemişse feshedileceği şeklinde üç görüş vardır.

Vefat iddeti bekleyen kadına üstü kapalı evlenme teklifinde bulunulabileceği (Bakara, 2/235), böyle birine veya bâin talâk sebebiyle iddet bekleyen kadına açık biçimde ve ric‘î talâk sebebiyle iddet bekleyen kadına gerek açık gerekse üstü kapalı bir şekilde evlenme teklifinde bulunulamayacağı hususunda görüş birliği vardır.

Bâin talâkla boşanan kadına iddet içerisinde üstü kapalı teklifte bulunmanın hükmü ise tartışmalıdır. Fakihlerin çoğunluğu bunu câiz görürken Hanefîler’le bir kısım Şâfiî ve Hanbelî fakihi, eşlerin anlaşması halinde yeni bir akidle evlenmeleri mümkün olduğu için böyle bir teklife cevaz vermez.

İslâm hukukunda nişanlılık taraflara evlenme mecburiyeti getirmediğinden nişanlılar sebepli ya da sebepsiz, tek taraflı veya anlaşarak nişanı sona erdirebilir. Ancak genel olarak sözden dönmenin dinen hoş karşılanmaması yanında nişanı bozmanın karşı tarafa vereceği maddî ve mânevî zararın da iyice düşünülmesi ve ona göre hareket edilmesi tavsiye edilmiştir.

Dipnotlar:

1) Ahmed b. Hanbel, 3/231; Şevkanî, Neylü'l-Evtar, 6/110. Bu hadis için bazı eleştiriler yapılmıştır. İbn Hanbel hadise “münker” derken, yaygın olan “mürsel” oluşudur.
2) Ebu Davud, Nikah, 18; Tirmizî, Nikah, 5; A.b. Hanbel, 3/334, 360, 2/286, 299, 5/324. Hadisin ravileri sika (güvenilir) olup, Hakim, hadisin sahih olduğunu ortaya koymuştur.
3) Müslim, Nikah, 74,75; Tirmizî, Nikah, 5; İbn Mace, Nikah, 9; Darimî, Nikah, 5; A. b. Hanbel, IV,245,246.
4) bk. Ebu Davud, Nikah, 18.
5) Zühayli, İslam Fıkhı, 7/24.
6) Buhârî, Nikâh, 45.
7) bk. Muvatta, Talâk, 67; Ebû Dâvûd, “Talâk, 39.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun