Bir kadın, kocasının istediği harama yakın bir şeyi yerine getirmeli midir?

Tarih: 25.02.2015 - 10:43 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Aşağıdaki yazıyı değerlendirerek doğru hükümlerini sahih kaynaklarla delillendiriniz. Eğer yanlış yerleri varsa yine sahih kaynaklarla delillendirerek tashih ediniz.
- Kocasının haram olmayan bütün isteklerini -bunlar tenzihen ve tahrimen mekruh dahi olsalar- yerine getirmek, kadın üzerine vaciptir.
- Kadın, kocasının tahrimen mekruh isteklerini -mahza Allah böyle hükmettiği için- yerine getirmekle günaha girmez; bilakis Allah’ın hükmünü yerine getirdiğinden dolayı bu fiilleri ibadet hükmüne geçer ve vacip sevabı kazanır.
- Kadının -bu fiiller mutlak manada mekruh olduğu için- bunları işlemekten hoşnutluk duymaması gerekir.
- Fakat kocasının emri gibi hususî bir şart tahtında kerahetin hükmü değişip vücubiyete kalb olmasından dolayı hoşnutluk duyması lazım gelir.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İlgili yazının bütün cümlelerini tek tek inceleyip kaynaklarla karşılaştırarak bir araştırma yapmaya şu andaki vaktimiz izin vermez. Bununla beraber, konuyu genel bir bakış açısıyla değerlendireceğiz:

- İslam’da kabul edilen önemli bir prensip: “Allah’a muhalif olan yerde kula itaat edilmez.” (Kenzu’l-Ummal, h. no: 14413; Mecmau’z-zevaid, h. no: 9143) şeklindeki hadisin gösterdiği düsturdur.

Bu prensibe göre, hiçbir koca karısına Allah’a muhalif olan bir istekte bulunamaz, bulunduğu takdirde ise, karısı ona itaat etmeye mecbur değildir, etmemesi de gerekir.

- Tahrimen mekruh, Hanefi fıkıh alimlerinin ürettiği bir terimdir. Diğer İslam alimlerine göre, olumsuz olan bir şey haram veya mekruhtur. Bu kerahet de tenzihidir. Bunu daha açarsak:

Hanefi mezhebine göre, mekruh iki çeşittir:

Birincisi: Tahrimen mekruhtur: Bu mekruh harama yakındır. Şeriatın kesin olarak yasakladığı “zanni delil” ile bilinen şeydir.

Dini hükmü: (Haramlığını düşünerek) terk edilmesi halinde sevap; yapılmasında da ceza vardır. Yani haramdan farkı, delilinin kesin değil zanni olmasıdır. Yoksa o da aynen haram gibi günahtır. Bu açıdan onu inkâr eden tekfir edilmez.

İkincisi: Tenzihen mekruhtur: Bu tür bir mekruh, şeriat/din tarafından -kesin bir emir şeklinde olmaksızın- terk edilmesi istenilen şeydir.

Bunun hükmü: O işi terk eden için sevap olmakla beraber, onu işleyen kimse “ayıplansa bile” bundan ötürü bir ceza görmez.

- Hanefilerin dışındaki alimlere göre, mekruh yalnız tenzihi olandır; tahrimen mekruh diye bir şey yoktur. Tenzihi mekruh da (Hanefilerde olduğu gibi) terkinde sevap, yapılmasında bir vebal ve günah yoktur. (bk. V. Zuhayli, el-Fıkhu’l-İslami, 1/52-53)

- Bu açıklamalardan anlaşılıyor ki, Hanefi mezhebine göre, tahrimen mekruh da haram içinde mütalaa edilmekte ve yukarıda zikrettiğimiz hadiste yer alan “Allah’a muhalif olan yerde kula itaat edilmez.” şeklindeki prensibe göre, bir kadın kocasının tahrimen mekruh olan isteklerini de yerine getirmekle mükellef değildir. Hatta yapmamakla yükümlüdür.

- Fakat, Dinimize aykırı olmayan konularda kocasının isteklerini yerine getirmek bir kadının sorumluluğu içindedir.

Bununla beraber, bir ailenin huzur ve mutluluğu, yalnız formel hukuk/fıkıh prensiplerine (bir amir-memur ilişkisine) göre değil, karşılıklı tolerans, sevgi, saygı ve hoş görüye bağlıdır.

“Allah’a imandan sonra aklın başı insanlarla iyi geçinmektir." (Kenzu’l-Ummal, h. no: 7171),

“İnsanlarla iyi geçinmek sadakadır.” (Kenzu’l-Ummal, 7172)

anlamındaki hadislere, herkesten daha çok eşlerin, aile fertlerinin kulak vermesi gerekir...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun