Bir hadiste "İnsanların kötülüklerini niye anlatmıyorsunuz, neden diğer insanlar kötü olduklarını bilmesinler?.." diyor. Bu hadisi gıybetle nasıl bağdaştırırız? Bir hadiste "birisi hakkında doğru konuşulan laf gıybet, yalan konuşulan laf da iftara olduğu"

Tarih: 16.12.2011 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Büyük muhaddis Zeynu'l-Irakî "Tahricu ahadisi'l-İhya" adlı kitabında bu hadisi değerlendirmiş ve zayıf olduğunu söylemiştir. (bk. İhyau'l-Ulum, III/149).

Gıybet haramdır. Ancak gıybetin haram olmadığı bazı yerler de vardır. Buna göre sorunuzda geçen hadis gıybeti caiz olan kimselerle ilgili olabilir. Bu açıdan bakılınca gıybeti caiz olmayan kimselerin yaptıklarını gizlemek gerekir. Ancak gıybeti caiz olanların yaptıklarını başkalarına anlatmanın da haram olmadığı anlaşılır ve arada bir zıtlık söz konusu olmaz.

İmam Gazalî, gıybetin altı yerde caiz olduğunu söylüyor:

Birincisi: Zulme uğramış bir kimse, kendisine zulüm yapan zalimi bir yetkiliye şikayet etmeksizin hakkını alamıyorsa, onu şikayet edebilir ve bu gıybet sayılmaz. Hz. Peygamber (a.s.m):"Hak sahibinin söz hakkı vardır."(Buharî, Vekalet, 6) diye buyurması, bu konuya ışık tutmaktadır.

İkincisi: Bir münkeri/kötülüğü defetmek veya isyankâr bir kimseyi hak yoluna getirmek için, muhtaç olduğu yardımı almak maksadıyla, ondan söz etmesi caizdir. Gazalî bu konu için şöyle bir misal veriyor: Bir gün Hz. Ömer, Hz. Osman'a veya Hz Talha'ya selam vermiş, karşı taraf selamını almamış. O da bu konuyu Hz. Ebu Bekir'e anlatmıştır. Hz. Ebu Bekir, onların arasını bulup barıştırmıştır.

Üçüncüsü: Fetva almak için Müftüye "Kardeşim veya babam veya eşim bana haksızlık ediyor, ne yapmalıyım?" gibi bir derdini anlatması caizdir. Ancak bunu, "Bir kimsenin babası kendisine haksızlık yapsa, ne yapmalı?" şeklinde dolaylı bir anlatım tercih etmesi daha iyidir.

Bir rivayete göre: "Bir gün Ebu Süfyan'ın hanımı Hz. Peygamber (a.s.m)'e gelip: 'Ebu Süfyan mala düşkün/cimri birsidir, bana ve çocuğuma yetecek miktarda bir şey vermiyor. Onun bilgisi dışında malından bir şey alabilir miyim?' diye sordu. Hz. Peygamber (a.s.m) : 'Örf dâhilinde, sana ve çocuğuna yetecek miktarda alabilirsin"(Buharî, Buyu,95; Müslim, Akdıye,7) diye buyurdu. Bu hadis, konumuzu aydınlatacaktır.

Dördüncüsü: Müslümanları şerrinden korumak için, bir kimsenin kötülüğünü ortaya dökmek caizidir. Gazali'nin ifadesiyle: Bir fakihin/din adamının sürekli fasık, bidat ehli bir kimsenin yanına girip çıktığını gören bir kimse, Müslümanları bunun muhtemel kötülüğünden korumak için bunu bu durumunu ifşa etmekte bir vebal yoktur. Yeter ki niyeti halis olsun, bu söyledikleri bir hasetten kaynaklanmış olmasın. Şahitlik gerektiği yerde, istişare edildiği zaman da hakkı teslim etmek için söz konusu olan kimselerin kötülüğünü söylemesi gerekir. Nitekim âlimler "Üç kişinin gıybeti caizdir, demişler: Zalim hükümdar, ehl-i bidat/bidatlara taraftar ve açıkça Allah'a isyan eden/günah işleyen fasık kimse."

Beşincisi: Bir kimseyi sırf tanıtmak için meşhur olduğu "topal veya kör" gibi lakaplarla anmakta bir sakınca yoktur. (Kör Hüseyin Paşa, Topal Şükrü gibi).

Altıncısı: Açıkça günah işleyen, sıkılmadan harama giren kimsenin de gıybeti caizdir. Diğer bir ifadeyle bunların gıybeti yasak olan gıybete girmez. Yine zayıf bir hadiste

"Haya perdesini atan kimsenin gıybeti, gıybet sayılmaz." denilmektedir.(bk. Gazalî, İhya, III/149-150).

İşte bu özel maddelerde, kötü bir düşünce olmadan, sırf hak ve maslahat için gıybet caiz olabilir. "Yoksa, gıybet, nasıl ateş odunu yer, bitirir; gıybet dahi ibadetlerin sevabını yer, bitirir. Eğer bir kimse gıybet ederse ya da yapılan gıybeti isteyerek dinlerse "Allah'ım! Bizi ve gıybet ettiğimiz kimseyi bağışla." demeli, sonra gıybet edilen adama ne vakit rast gelse, onunla helaleşmelidir."(Mektubat, Yirmi İkinci Mektup. s. 277).

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
Okunma sayısı : 5.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun