Bazı kimseler günaha yöneldiğinde Allah onu koruyor hayra çeviriyor, bazılarını çevirmiyor. Allah’ın iyiliğini istediği kul ile diğerinin durumu nasıl açıklanır? Haksızlık gibi görünmüyor mu?

Tarih: 10.11.2010 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Önce şunu açıkça ifade edelim ki, özgür iradesini kullanarak kötülüğe gitmek isteyen bir kulun, kendi haline bırakılması bir adalettir. Çünkü, imtihan zaten insanın yapabileceği şeylerde özgür iradesini iyi veya kötü tarafa yönlendirmesidir. Eğer Allah her kötülüğü işlemek isteyeni kolundan tutup alırsa, onun kötülük işlemesine mani olursa ortada imtihandan söz edilemez. Allah’ın bazı kimselerin kötülük yapmasına mani olması ise onun bir lütfudur, bir iyiliktir.

Birine iyilik yapmak, öbürüne kötülük etmek manasına gelmez. Birine iyilik edenin herkese iyilik etmesi gerekmez… insanların özgür iradesi varsa -ki vardır- Allah’ın özgür iradesi olmaz mı? Allah’ın bu özgür iradesini kullanarak bazı kullarını kötülükten alı koyması, bazılarını affetmesini ne sakıncası vardır? Bu bir iyilikten başak bir anlama gelir mi?

Sitemizde defalarca açıklandığı üzere, kader Allah’ın ilminin bir nevidir. Yani Allah’ın ilminde yapılan bir programdır. Bu program, -geçmiş ve geleceği bir anda ilmiyle kuşatan, kâinatın içinde bulunduğu nizam, intizam, denge, ölçülerin şahadetiyle âdil olduğu sabit olan- Allah’ın ön gördüğü bir programıdır. Allah’a gerçekten bilerek, şuurlu bir şekilde iman eden bir kimsenin böyle bir programda, bir yanlışlık, bir haksızlık, bir adaletsizlik düşünmesi mümkün mü? 

Hak dinlerin en üstünü olan İslam dininin talim ettiği şekilde Allah’ı tanımayan bir kimsenin, kaderden söz etmesi zaten mümkün değildir. Çünkü kader, imanın diğer şartlarına sağlam bir imandan sonra ancak devreye giren bir iman şartıdır. İmanı olmayan bir kimseye kaderi ispat etmek mümkün değildir. Fakat müminlerin imanı arttıkça âdil kadere imanları o kadar kuvvetlenir.

Kaderin bir ilim işi olduğunda şüphe yoktur. Uygulama safhası “kaza” olarak adlandırılır. Kader ilmin bir nevi olduğuna göre, onda zorlama diye bir şey söz konusu olmaz. Çünkü, ilim sıfatının zorlayıcı bir fonksiyonu yoktur. Kaza, kudrete baktığı için orada Allah’ın yapmasını istediği bir şeyin engellenmesi mümkün değildir. Fakat Kur’an’da defalarca âdil olduğu vurgulanan Allah’ın sonsuz ilmi, geçmiş ve geleceği aynı anda gördüğü için, düzenlenen kader programı da daha sonra olacak işlerde insanların özgür iradelerine de yer verilmiştir. Yani bir insan ileride -imtihanla alakalı işlerde- nasıl hareket edecekse, onu önceden bilen Allah onu da kader programına almıştır. Eskilerin eskimez ifadeleriyle “İlim maluma tabidir.” Yani bir şey nasıl olacaksa o öyle bilinir. O halde Allah bildiği için kul günah işlemez, kul günah işlediği / işleyeceği için Allah onu bilir.

Şunu da unutmamak gerekir ki, kader bir zaman diliminin mazi ucunda şekillenmiş bir program değildir. Bilakis, geçmiş ve geleceği bir anda ekranda gören Allah’ın sonsuz ilminin bir tezahürüdür... Bizim havsalamız sonsuzluğu kavrayamadığı için, kaderin bu yönünü anlamakta zorlansa da, imanın dürbünüyle konuya baktığımızda mesele çok rahat anlaşılır.

Hatta denilebilir ki, insanın özgürce hareket etmesi de kader programında yer aldığı için, insan istese de bu özgürlükten vazgeçemez. Çünkü, kaderin bu özgür iradeye taalluku onu gevşetmez, pekiştirir...

Rabbim o sonsuz kudret, hikmet ve merhametiyle bizi kader konusunu hakkıyla kavrayan kullarının zümresine ilhak buyursun. (ÂMÎN!..)

İlave bilgi için tıklayınız:

Ata, kaza, kader konusu...

Bizim ne yapacağımız, kaderimizde yazılmış ise, ne suçumuz var? Allah cennet veya cehenneme gideceğimizi biliyorsa, ne diye bizi bu dünyaya gönderdi?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
Okunma sayısı : 5.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun