Bazı hadislere göre, ateizmin çok olduğu bir dönemde Müslümanlarla Hristiyanların ittifak edeceği ve mutlu bir dönemin olacağı bilgisi doğru mudur?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Kuvvetli bir ihtimalle bunu söyleyen kimse, hadisleri açıklayarak ve yorumlayarak vermiştir. Onun için aynı ifadenin kaynaklarda söz konusu olmadığını düşünüyoruz.

Açıklanmış hadsilerden biri şu olabilir: Ebu Hureyre’den yapılan rivayete göre, Resulullah (s.a.m) şöyle buyurdu:

"İbni Meryem gökten sizin yanınıza indiği zaman ve imamınız / lideriniz kendi içinizden çıkıp namazda imamınız olduğu (İsa da imamınıza uyduğu) zaman bakalım nasıl olursunuz?" (Müslim, İman, 244, 247).

Bu hadiste yer alan “Müslümanların lideri, imamı” Hz. Mehdi (as)'dır. Bütün alimler bunu böyle kabul etmiştir. Bu ise, Hristiyan cemaatinin Müslüman cemaatine tabi olacağını, Kur’an’ın hakikatlerinin yayılmasında onlara yardımcı olacağına işarettir.

"Benliğime hakim olan zata yemin ederim ki, Meryem'in oğlunun adaletli bir hakem olarak size inmesi pek yakındır. O, Haç'ı kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldıracak; mal öyle çoğalacak ki, kimse onu kabul etmeyecektir.”(Tirmizî, Fiten, 54).

Hz. İsa (as) ile Hz. Mehdi (as) aynı devrin adamı olduklarına göre, bu zenginlik aynı devre aittir.

Ebu Said el-Hudrî anlatıyor: Peygamberimiz (a.s.m) şöyle buyurdu:

“Size Mehdi’yi müjdeliyorum. O insanların ihtilaflara düştüğü, depremlerin olduğu (çoğaldığı) bir dönemde gönderilecektir. Yeryüzü zulüm ve haksızlıklarla dolduğu gibi, o da adalet ve hakkaniyetle doldurur. Göklerin de yerin de sakinleri ondan hoşnut olur. Malları insanlar arasında eşit şekilde dağıtacaktır."(bk. Mecmau’z-Zevaid, 7/313).

İşte bu iki hadis bir ferah, bir adalet ve güvenlik döneminin geleceğini müjdeliyor.

Deccal, kelime olarak yalancı, aldatmakla iş yapan, ateist bir kimse manasına gelir. Bu sebeple, Deccale karşı savaşmak demek, ateizme karşı savaşmak manasına gelir.

Bu konuda Bediüzzaman şu açıklamaya yer verir:

"Hadîs-i Sahihde rivâyet edilen: "Hazret-i İsâ Aleyhisselâmın geleceğini ve Şeriat-ı İslâmiye ile amel edeceğini, Deccalı öldüreceğini" îmanı zaif olanlar istib'ad ediyorlar. Onlar hakikatı îzah edilse, hiç istib'ad yeri kalmaz."

"O hadîsin ve Süfyan ve Mehdî hakkındaki hadîslerin ifade ettikleri mâna budur ki: Âhir zamanda dinsizliğin iki cereyanı kuvvet bulacak:"

"Birisi: Nifak perdesi altında Risalet-i Ahmediyeyi (a.s.m.) inkâr edecek Süfyan namında müdhiş bir şahıs, ehl-i nifakın başına geçecek, Şeriat-ı İslâmiyenin tahribine çalışacaktır. Ona karşı Âl-i Beyt-i Nebevinin silsile-i nuranîsine bağlanan, ehl-i velâyet ve ehl-i kemâlin başına geçecek Âl-i Beytten Muhammed Mehdi isminde bir zât-ı nuranî, o Süfyanın şahs-ı mânevîsi olan cereyan-ı münafıkaneyi öldürüp dağıtacaktır…"

"İkinci cereyan ise:
Tabiiyyun, maddiyyun felsefesinden tevellüt eden bir cereyan-ı nemrudâne, gittikçe âhirzamanda felsefe-i maddiye vasıtasıyla intişar ederek kuvvet bulup, Ulûhiyeti inkâr edecek bir dereceye gelir. Nasıl bir padişahı tanımayan ve ordudaki zâbitan ve efrad onun askerleri olduğunu kabul etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nevi padişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir. Öyle de, Allah'ı inkâr eden o cereyan efradları, birer küçük Nemrud hükmünde nefislerine birer rububiyet verir. Ve onların başına geçen en büyükleri, ispritizma ve manyetizmanın hâdisâtı nev'inden müthiş harikalara mazhar olan Deccal ise, daha ileri gidip, cebbârâne surî hükûmetini bir nevi rububiyet tasavvur edip ulûhiyetini ilân eder. Bir sineğe mağlûp olan ve bir sineğin kanadını bile icad edemeyen âciz bir insanın ulûhiyet dâvâ etmesi ne derece ahmakçasına bir maskaralık olduğu malûmdur."

"İşte böyle bir sırada, o cereyan pek kuvvetli göründüğü bir zamanda, Hazret-i İsâ Aleyhisselâmın şahsiyet-i mâneviyesinden ibaret olan hakikî İsevîlik dini zuhur edecek, yani rahmet-i İlâhiyenin semâsından nüzul edecek, halihazır Hıristiyanlık dini o hakikate karşı tasaffi edecek, hurafattan ve tahrifattan sıyrılacak, hakaik-i İslâmiye ile birleşecek, mânen Hıristiyanlık bir nevi İslâmiyete inkılâp edecektir. Ve Kur'ân'a iktida ederek, o İsevîlik şahs-ı mânevîsi tâbi ve İslâmiyet metbû makamında kalacak, din-i hak bu iltihak neticesinde azîm bir kuvvet bulacaktır. Dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrı iken mağlûp olan İsevîlik ve İslâmiyet, ittihad neticesinde dinsizlik cereyanına galebe edip dağıtacak istidadında iken, âlem-i semâvatta cism-i beşerîsiyle bulunan şahs-ı İsâ Aleyhisselâm, o din-i hak cereyanının başına geçeceğini, bir Muhbir-i Sadık, bir Kadîr-i Külli Şeyin vaadine istinad ederek haber vermiştir. Madem haber vermiş, haktır. Madem Kadîr-i Külli Şey vaad etmiş, elbette yapacaktır.”
(Mektubat, On Beşinci Mektup, İkinci Makam).

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR