Babamız ve oğullarımız adına, kuşandığımız kılıç adına yemin etmek caiz mi?
Fatih’in İstanbul fethinden sonra Bizans ve Ceneviz halkına hitaben yayımlattığı amannamedeki yemini, dinen sakıncalı değil mi? Sultan Fatih’in buradaki ifadesi şöyle:
Biz ki emir-i azam Sultan-ı muazzam Murad Han oğlu padişah-ı muazzam ve emir-i azam Sultan Muhammed Han'ız! Yerleri ve gökleri yaratan Allah adına, büyük Peygamberimiz Muhammed Mustafa Aleyhimüsselam adına, yüce kitabımız Kuran-ı Azimüşşan adına, Allah'ın yüz yirmi dört bin peygamberi adına, büyük babamız ve oğullarımız adına, kuşandığımız kılıç adına yemin ederiz ki, şehrin Katolik papazları tarafından, bizim Bab-ı Hümayumuza mümessil olarak gönderilen rahiplerle Senyor Baraban Balios, Senyör Markiz Drifango ve rercüman Nikola Pelezoni'nin dilediği üzere Galata halkının, bize tabi olan sair halklar gibi adalet ve ibadetlerini serbestçe yapmalarına izin veriyoruz. Böyle devam ediyor.
Sorum şu ki Allah’a ve onun sıfatları dışında yemin etmek caiz değil diye biliyorum. Bu durumda Peygamberler adına, özellikle metinde kuşandığımız kılıca, babamız ve oğullarımız adına gibi ifadeler yer alıyor yani Fatih’in bu yemini esasında meşru bir yemin mi, yoksa farklı bir açıklaması var mı?
Değerli kardeşimiz,
Bu yemin İslam’da caiz olan yeminlere uygun değildir. Fatih’in böyle bir yemin ettiği sahih tarih kaynaklarında bulunmuyor.
İslam hukukunda yemin, Allah'ın adı veya O’nun sıfatları üzerine yapılır. Nitekim Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurmuştur:
"Kim yemin edecekse Allah adına yemin etsin veya sussun." (Buhârî, Eymân 4; Müslim, Îmân 164)
Buna göre Allah’ın zatı ve sıfatları dışında; bir kimsenin, bir peygamberin, bir kişinin, bir eşyanın veya herhangi bir varlığın adına yemin etmek İslam’daki yemin anlayışına uygun görülmemiştir.
Ancak tarihî metinlerde geçen bazı ifadelerde, "şunun adına yemin ederim" şeklindeki sözler her zaman fıkhî anlamda yemin olarak değerlendirilmez. Bazen dönemin siyasî ve edebî dilinde, bir sözün kesinliğini ve önemini vurgulamak için kullanılan ifadeler olabilir.
Ayrıca, bu metnin tarihî olarak gerçekten Fatih Sultan Mehmed tarafından bu ifadelerle okunup okunmadığı konusunda da ihtiyatlı olmak gerekir. Tarihî belgelerin aktarımında zaman zaman sonradan eklemeler, tercüme farklılıkları veya dönemin üslubuna göre değişiklikler görülebilir. Bu sebeple yalnızca bir metne dayanarak kesin bir hüküm vermek doğru olmayabilir.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Tanrı Allah’ın insan psikolojisinden haberi var mı?
- Takıntı / Vesvesenin kaynağı psikolojik mi, yoksa şeytan mıdır?
- Dünya'nın düz olduğuna dair ateistlerin Kur'an'dan gösterdikleri ayete karşılık ne cevap verilebilir?
- Meslek yemini olarak "namusum ve şerefim üzerine" diye yemin ediliyor; bu yemin geçerli midir?
- Hac Suresi 66. ayetinde insanın nankör olarak nitelenmesi insanın psikolojisini olumsuz etkilemez mi?
- Hristiyanlık dininin İslam dininden daha iyi olduğu iddiasıyla Müslümanlıktan çıkılır mı?
- Allah'ın varlığına delillere, ateistlerin yaptığı itirazlar var, nasıl cevap verelim?
- Öz babamdan bile sorumlu tutulmazken, ilk babamız Adem’in günahından neden sorumlu tutuluyorum?
- Tanrı dile gelmez, Muhammed onu konuşturmakla çok büyük hata yapmış, iddiasına cevap verir misiniz?
- İslam, hak dini olmasaydı, yine de bugünkü gibi var olabilir miydi?