Araf suresi 161. ayetteki, kapıdan secde edercesine hürmetle girin, ne demektir?

Tarih: 16.03.2015 - 07:19 | Güncelleme:

Soru Detayı

Ve onlara, ''Şu şehirde oturun, orada dilediğiniz gibi yiyin için ve Allah'ım bizi affet deyin. Kapıdan secde edercesine hürmetle girin ki, hatalarınızı affedelim. Hep iyilik yapanlara ileri de ikramlarımızı daha da arttıracağız.'' denilmişti.
- Bu ayeti açıklar mısınız?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu ayette Yahudilerin (bu şehrin Mısır diyenler olmakla beraber, büyük çoğunluğun görüşüne göre) Kudüs şehrine (bazılarına göre Kudüs’ün bir köyü olan Eriha’ya) gidip yerleşmeleri emredilmiştir.

Bir önceki ayette onlara kırk yıl kadar şaşkın ve çok sıkıntılı bir hayat geçirdikleri Tih çölünde iken, kendilerine yapılan -Kudret helvası ve Bıldırcın eti gibi- nimetler -isim verilmeden- hatırlatılmıştır.

Bu ayette ise, onlara lütfedilen yeni bir nimete; Kudüs’e yerleşmelerine imkân verildiğine işaret edilmiştir.

Ancak Yahudilerin kibir ve gururlarını çok iyi bilen Allah, onların bu şehre girerken tevazu göstermeleri, şimdiye kadar yaptıkları nankörlük ve işledikleri günahlardan da tövbe etmelerini ve tertemiz olarak Kudüs şehrinin manevi temizliği ve kutsallığına yakışır bir şekilde girip yerleşmelerini istemiştir.

Ayette tövbenin kabul olmasının temel iki unsuruna vurgu yapılmıştır:

Birincisi: Şehrin kapısından/bir tarafından girerken “secde edercesine, tevazu göstermeleri” ile ifade edilen kalp ile içten gelerek yapılan pişmanlık göstermeleri.

İkincisi: “Hıttatun=günahlarımızı bağışla” kelimesiyle ifade edilen dil ile ikrar ve itiraf etmeleridir. (krş. Razi, Araf 161. ve Bakara 58. ayetin tefsiri)

Burada, âdeta değişik zamanlarda Yahudilerin herkesin gördüğü bir şekilde işledikleri suçlarından, gerçekten tövbe ettiklerinin açıktan yapılması tavsiye edilmiştir. Çünkü, açıktan yapılan günahlardan tövbe etmenin bir şartı da aynı açıklıkta tövbe etmektir.

Zira, bu tarzda yapılan tövbe ile toplum, tamamen birbirine karşı güven duygusuna kavuşur. İnsanlar eski kötü arkadaşlarının bundan böyle kötülük yapmayacaklarını düşünürler, huzur ve güvenilir bir ortamının oluşması için gereken emniyet zemininin varlığına inanırlar. Bu da Kudüs gibi kutsal bir şehre yerleşmenin bir karşılığıdır.

Ancak Yahudilerin arsızlıkta devam ettikleri için cezaya çarpıldıkları bir sonraki ayette şöyle ifade edilmiştir:

“Fakat içlerinden zulmedenler, sözü, kendilerine söylenenden başkasıyla değiştirdiler. Biz de yapmakta oldukları zulümden dolayı üzerlerine gökten bir azap gönderdik.”(Â'raf, 7/162)

- Bu zulmeden Yahudilerin bu iflah olmaz huyları, Bakara suresinde de söz konusu edilmiştir:

“Bulutu üzerinize gölgelik yaptık. 'Size kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temizlerinden yiyiniz.' dedik. Ama onlar (itaat etmemekle) bize zulmetmediler. Fakat sadece kendi nefislerine zulmettiler."

"Bir zamanlar onlara (İsrailoğullarına) şöyle demiştik: Şu köye (Kudüs’e) girin ve oranın mahsullerinden dilediğiniz yerden dilediğiniz gibi bol bol yiyin, (Şehrin) kapısından secde ederek (mütevazı bir şekilde) girin ve 'hıttatun' (Ya Rabbi! Bizi affet!) deyin ki biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. Biz, iyilikte bulunanlara daha fazlasını vereceğiz."

"Fakat zalimler, kendilerine söylenen sözü, başka sözlerle değiştirdiler (emirlerimizin dışında hareket ettiler). Biz de yaptıkları kötülükten dolayı o zalimlerin üzerine gökten bir azap indirdik.” (Bakara, 2/57-59)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun