Amel ilimden ne zaman daha hayırlı olur?

Amel ilimden ne zaman daha hayırlı olur?
Tarih: 07.05.2021 - 20:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

​“Siz öyle bir zamanda bulunuyorsunuz ki, fukahası (dini bilgisi çok alim) çok, hatipleri (hatip vaaz eden) az olacak. İşte böyle zamanda amel ilimden hayırlıdır. Size öyle bir zaman gelecek ki fukahası az, hatipleri çoktur. İşte o zaman ise, ilim amelden hayırlıdır” (Ramuz, s. 135)
إِنَّكُمْ قَدْ أَصْبَحْتُمْ فِي زَمَانٍ كَثِيرٍ فُقَهَاؤُهُ قَلِيلٌ خُطَبَائُهُ قَلِيلٌ سُوءَ الُهُ كَثِيرٌ مُعْطُوهُ اَلْعَمَلُ فِيهِ خَيْرٌ مِنَ الْعِلْمِ وَسَيَأْتِى عَلَيْكُمْ زَمَانٌ قَلِيلٌ  فُقَهَاؤُهُ كَثِيرٌ خُطَبَائُهُ كَثِيرٌ سُوءَ الُهُ  قَلِيلٌ مُعْطُوهُ  اَلْعِلْمُ فِيهِ خَيْرٌ مِنَ الْعَمَلُ
1) Biz şu an 21. Yüzyıldayız bu zamanda hadiste belirtilen 2 durumdan hangisi var?
2) Peygamberlikten sonra alim makamı en yüksek olsa da amel işleyerek daha yüksek bir makama ulaşabilir miyiz?
3) Dinimizde ilim mi önemli amel mi? ​Birçok hadiste alimin abid kişiden ahirette daha üstün makamda olduğu söylüyor. Bir kişi ameliyle alimden daha üst makam elde edemez mi? Eğer edemezse ilim daha önemli olmaz mı?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- İlgili hadis rivayeti için bk. Taberanî, hno: 3111.

1) Biz kuvvetli ihtimalle “ilmin amelden hayırlı olduğu” bir zamandayız.

Delilimiz, asrın müceddidi Bediüzzamanın şu tespitleridir:

“...Hattâ medresenin büyük bir âlimi, tekyenin küçük bir veli şeyhinin elini öper, tâbi' olurdu. O âb-ı hayat çeşmesini tekyede aramışlar. Halbuki medrese içinde daha kısa bir yol hakikatın envârına gittiğini ve ulûm-u imaniyede daha sâfi ve daha hâlis bir âb-ı hayat çeşmesi bulunduğunu ve amel ve ubudiyet ve tarîkattan daha yüksek ve daha tatlı ve daha kuvvetli bir tarîk-ı velayet; ilimde, hakaik-i imaniyede ve Ehl-i Sünnet'in ilm-i Kelâmında bulunmasını, Risale-i Nur Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan'ın mu'cize-i maneviyesiyle açmış göstermiş, meydandadır.” (Kastamonu Lahikası, 228 - 229)

“Amma mu'cize-i kübra-i Ahmediye (asm) olan Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan ise, talim-i esmanın hakikatına mufassalan mazhariyetini; hak ve hakikat olan ulûm ve fünunun doğru hedeflerini ve dünyevî, uhrevî kemalâtı ve saadâtı vazıhan gösteriyor. Hem pek çok azîm teşvikatla, beşeri onlara sevkediyor. Hem öyle bir tarzda sevkeder, teşvik eder ki; o tarz ile şöyle anlattırıyor:

"Ey insan! Şu kâinattan maksad-ı a'lâ; tezahür-ü rububiyete karşı, ubudiyet-i külliye-i insaniyedir ve insanın gaye-i aksası, o ubudiyete ulûm ve kemalât ile yetişmektir." Hem öyle bir surette ifade ediyor ki, o ifade ile şöyle işaret eder ki: "Elbette nev'-i beşer, âhir vakitte ulûm ve fünuna dökülecektir. Bütün kuvvetini ilimden alacaktır. Hüküm ve kuvvet ise, ilmin eline geçecektir." Hem o Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan, cezalet ve belâgat-ı Kur'aniyeyi mükerreren ileri sürdüğünden remzen anlattırıyor ki: "Ulûm ve fünunun en parlağı olan belâgat ve cezalet, bütün enva'ıyla âhirzamanda en mergub bir suret alacaktır. Hattâ insanlar, kendi fikirlerini birbirlerine kabul ettirmek ve hükümlerini birbirine icra ettirmek için, en keskin silâhını cezalet-i beyandan ve en mukavemet-sûz kuvvetini belâgat-ı edadan alacaktır." (Sözler, 264)

2) Bu konuları karşılaştırırken, ilmî ve aklî muvazeneyi dikkatle düşünmekte fayda vardır. Buna göre, konumuzu şöyle değerlendirebiliriz:

a) Eğer ilim sahibi bir kişi ile cahil olan bir kişinin salih amelleri aynı seviyede ise, ilim sahibinin ilimden aldığı fazla fazilet onu üstün kılar.

b) Eğer cahil kimsenin salih ameli -örneğin- on batman ise, buna mukabil ilim sahibi kimsenin salih ameli beş batman ise, bakılır; eğer ilim sahibinin ilminin değeri altı batman ise, bu takdirde yine alim cahil-âbid olan kimseden daha üstün olur. Şayet alim olan kimsenin ilim ve salih amelinin toplamı on batmandan daha aşağı ise, bu takdirde cahil/âbid olan kimse alim olan o kimseden daha üstün olur.

c) Bu tür bir değerlendirme yapmak mümkün olmadığına göre, bu tarzda bir sonuca varmak da mümkün değildir. 

d) Bu konuda şahıslar bazında değil, ilkeler bazında ilmin cehaletten, âlimin de cahil kimseden üstün olduğunu kabul etmek gerekir. Çünkü bu konuda ayet ve hadislerden öğrendiğimiz bilgiler vardır. Birkaçına işaret etmekle yetineceğiz:

“De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer, 39/ 9)

“Allah içinizden iman edenlerin ve kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltir.” (Mücâdele, 58/11)

“Allah’tan kulları içinde ancak ilim sahibi olanlar korkar.” (Fâtır, 35/28)

“Allah, hakkında hayır dilediği kimseye din hususunda büyük bir anlayış verir.” (Buhârî, İlim 10; Müslim, İmâre 175).

“(Peygamberimiz (asm) Hz. Ali’ye hitaben şöyle buyurdu: Allah’a yemin ederim ki, Cenab-ı Hakk’ın senin aracılığınla bir tek kişiyi hidayete kavuşturması, senin, en kıymetli dünya nimeti olan kırmızı develere sahip olmandan daha hayırlıdır.” (Buhârî, Fezâilü’l-ashâb 9; Müslim, Fezâilü’s-sahâbe 34)

3) Önceki maddelerde bu sorunun da cevabı verilmiştir.

Bununla beraber şunu da belirtelim ki; İlim her zaman amelden daha üstündür. Çünkü, ilim kendi başına bir hayır/güzellik unsurudur. İlimsiz amel ise, düşünülemez. Bilgisi olmayan kimse nasıl namaz kılar, oruç tutar, zekat verir, hac yapar vs.? 

Şu da bir gerçektir ki, iman amelden çok üstündür ve iman amel değil, ilimdir.

İlave bilgi için tıklayınız:

İlim - amel ilişkisini açıklar mısınız?

İlmiyle amel etmek veya etmemek ne demektir?

"Bildikleriyle amel edene bilmedikleri öğretilir." hadisine dayanarak ...

İlimle ilgili hadisler nelerdir?

İnsanın ilmi ile amel etmemesinin sebebi nedir?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 500+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun