Yakın zamanda, insanların ruhunda esaslı bir değişim yaşanacağı, algılarının inanılmaz bir şekilde açılacağı, farkındalığın artacağı ve artık maddenin hakikatini anlayacağı doğru mudur?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Ayet ve hadislerin açık ifadelerinde böyle “algılarının inanılmaz bir şekilde açılacağı, farkındalığın artacağı” bir altın çağın olacağına dair bir bulguya rastlayamadık. Ancak, bu ahir zaman inkılapları içerisinde en gür seda İslam’ın ve Kur’an’ın olacağını müjdeleyen Bediüzzaman Hazretlerinin bu müjdesi gösteriyor ki, ileride Kur’an’ın hakikatlerinin anlaşılmasına yardımcı olacak pek çok ilmî gelişmeler de olacaktır.

Maddenin yaratılmış bir unsur olduğu, yaratmaya gücü bulunmadığı ve dolayısıyla sonsuz kudret sahibi bir yaratıcının bulunduğu gerçeği, insanların çoğu tarafından idrak edilecektir.

Şu bir gerçektir ki, insanlar gittikçe daha fazla algılayan zihinsel gelişmeyi yakalayacaktır.

Nitekim Bediüzzaman Hazretlerinin bu konudaki ifadeleri çok açık ve özetle şöyledir:

“Hz. Muhammed (asv)’in en büyük mucizesi olan Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyan ise, tâlim-i esmânın hakikatine tam mazhar olduğunu, hak ve hakikat olan ilimlerin ve fenlerin doğru hedeflerini, dünyevî ve uhrevî mükemmellikleri ve saadetleri vâzıh bir şekilde gösteriyor... Hz. Adem’in talim-i esma mucizesinden bahseden ayet-i celile adeta şöyle diyor: "Ey insan! Şu kâinatın yaratılışının en yüksek gayesi, Allah’ın Rab isminin tecellisi olan tezahür-ü Rububiyete karşı, ubudiyet-i külliye-i insaniyedir. Ve insanın varması gereken en yüksek zirvesi, o ubudiyete/ o kulluğa ilimler ve kemâlatla yetişmektir."

"Hem "Ve Âdem'e bütün isimleri öğretti.” (Bakara, 2/31) mealindeki ayet, kullandığı ifade ile şöyle işaret eder ki: "Elbette nev-i beşer âhir vakitte ulûm ve fünuna dökülecektir, bütün kuvvetini ilimden alacaktır. Hüküm ve kuvvet ise ilmin eline geçecektir."

"Hem o Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyan, cezâlet ve belâgat-i Kur'âniyeyi mükerreren ileri sürdüğünden, remzen anlattırıyor ki: "Ulûm ve fünunun en parlağı olan belâgat ve cezâlet, bütün envâıyla âhir zamanda en mergup bir suret alacaktır. Hattâ, insanlar kendi fikirlerini birbirlerine kabul ettirmek ve hükümlerini birbirine icra ettirmek için en keskin silâhını cezâlet-i beyandan ve en mukavemetsûz kuvvetini belâgat-i edâdan alacaktır."
(bk. Mektubat, Yirminci Mektup)

Eğer söz konusu ilmî, fikrî gelişmelere mazhar olan insanlar doğru yolu bulursa, Kur’an’ın hakikatlerini anlamaya koyulursa, manevî açılımını hızlandıracak, zahirden hakikate geçen ilmî yolda imanın zirvesine ulaşacak ve “altın çağ”ı yakalayan altın bir nesil olacaktır.

Nitekim, Bediüzzaman Hazretlerinin -ayet ve hadisin işarî manalarına dayanarak- özetle “hicrî 1506’ya kadar gittikçe Kur’an nurları küfre galebe etmeye devam edecektir” şeklindeki sözleri ilmî, fikrî, zihnî gelişmelere paralel olarak, Kur’an’ın gösterdiği istikameti muhafaza eden altın bir neslin olacağını göstermektedir ve biz de Allah’ın rahmetinden bu müjdenin tahakkuk edeceğini ümit etmekteyiz...

Fakat eğer -Allah korusun- gelecek nesiller bu fikrî, ilmî, zihnî gelişmeleri materyalist bir akımın emrine verirlerse, o zaman maneviyattan bütün bütün uzaklaşacak ve kıyametin kopmasına sebebiyet vereceklerdir. "Kıyamet kâfirlerin ve insanların en şerirlerinin başına kopacak." manasındaki hadislerin haberleri tahakkuk edecektir.

İlave bilgi içi tıklayınız:

Kur'an-ı Kerim Her Zaman Taze ve Gençtir

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
BENZER SORULAR
UYGULAMALAR