Allah'ın varlığının delili için söylenen ihtira ve hudus delili arasında fark var mı?

Tarih: 01.08.2010 - 02:55 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu iki delil bir açıdan iç içe girmiş  “mütedahil” daireler gibi aynı hakikate; her şeyin sonradan yaratıldığına parmak basıyorlar. Aralarındaki farkı ise şöyle anlayabiliriz:

İhtira delili, evrenin -bütün parçaları, bütün yönleriyle- yokluktan varlığa çıkmasını ifade eder. Hudus delili ise, varlıkların yok iken sonradan var olduğunu gösteren bir delildir.

Özetle, İhtira “evrenin yaratılmışlığını”, hudus ise, “evrenin sonradan yaratılmışlığını” ifade eder.

Hudus delili iki çeşittir: Zatî Hudus: Eşyanın var olmalarında bir yaratıcıya muhtaç olduklarını ifade eder. Zamanî Hudus ise:  Eşyanın var olmadan önce, yokluğunun üzerinden bir zaman süresinin geçmesini ifade eder.(bk. Cürcanî, Tarifat-şamile- 1/72).

Bu iki delili biraz daha açarsak şunları söylemek mümkündür:

"Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk edin ki, korunasınız. O Allah ki, yeri size döşek yaptı. Göğü üstünüze bina etti. Gökten size bir su indirdi, onunla size rızık olarak ürünler çıkardı. Artık Allah'a bile bile eş koşmayın."

meâlindeki Bakara sûresinin 21. ve 22. âyetlerinin açıklamasında Bediüzzaman Hazretleri şu görüşlere yer verilmiştir:

Birinci âyette geçen "Sizi ve sizden öncekileri yaratan" şeklindeki cümle, 'Delil-i İhtiraî'ye işaret etmektedir. Bu delilin özeti şudur: Allah, kainatta mevcut her türlü canlıyı, onların bütün nevilerini ve fertlerini hususî bir mükemmellik içerisinde yaratmış ve onların her birisine hususî ve bağımsız bir vücut vermiştir. Ezel cihetine sonsuz olarak uzanıp giden hiç bir varlık yoktur. Çünkü varlıkların hepsi imkan dairesindedir. Hiçbirisi vücub dairesine girmemiştir. Yani varlıkları ile yoklukları eşit olup, ancak sonsuz bir kudretin irade ve tercihi ile varolabilirler. Gece, gündüz, mevsimler ve farklılık gösteren daha birçok benzeri hadiseler dünyanın değişkenliğinin göstergesidir. Değişken bir varlık ezeli olamaz. Eşyanın sonradan var olduğu da bir gerçektir. Bunlardan bir kısmı gözle, bir kısmı da akıl gözü ile açıkça görülmektedir. Sonradan var olan hâdislerin sonsuz olarak bilinmezlik limitine doğru gitmeleri de mümkün değildir. Çünkü, sonsuza dek uzanıp gitmeyi ifade eden teselsül imkansızdır.

Yine bazı türlerin diğer bazı türlerden meydana gelmelerini düşünmek de yanlış ve bir vehimden ibarettir. Çünkü iki farklı tür arasında meydana gelen bir nesil, büyük çoğunlukla kısır kalır. Demek ki, bu âyet, "sizi ve sizden öncekileri yaratan" ifadesiyle, bu ihtira deliline işaret etmiştir.(bk. İşârâtu’l-İ’caz, 166-173; Niyazi Beki, Kur’an’ın büyük ve parlak bir tefsiri Risale-i Nur).

Görüldüğü gibi burada esas itibariyle İHTİRA delilinden söz edildiği halde, tamamlayıcı bir bilgi açısından onun ayrılmaz bir parçası olan HUDUS deliline de yer verilmiştir.

İMKÂN ve HUDUS delillerine dayanan umum kelâmcılar, Hudus delilini kullanırken şu açıklamalara yer vermişlerdir:

Âlem / Evren değişkendir. Her değişken sonradan var olmuştur (hadistir). Her hadisin bir var edeni vardır. Öyleyse kâinatın da bir yaratıcısı vardır.

İmkan delilini ise şöyle ifade etmişlerdir: Kainat için var olmakla yok olmak eşittir. Yokluktan varlığa çıkmak için mutlak bir irade ve tercih ediciye ihtiyaç vardır. Çünkü, yaratıklar birbirini yaratamazlar. Öyleyse bu varlığı yaratan ezeli bir ilâh vardır.(bk. Nursi, Mektûbat, 276-279; -ayrıca bk. Muhâkemat, 65, 76, 120)

- Kelâmcıların bu konularla ilgili görüşleri için misal olarak bk. Teftazânî, Şerhu'l-Mekâsıd: imkân-vücub delilleri için: I/510-547; kıdem-hudûs delili için: II/3-33; teselsülün iptali için: II/119-136.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 10.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun