Allah'ın isimlerinin sonsuz olması ne demektir?

Tarih: 14.01.2017 - 09:05 | Güncelleme:

Soru Detayı

​a) Sorularlaislamiyet.com adresinden Allah’ın sıfatlarına baktığım zaman, “Canabı Hakkın Zatı birdir ama sıfatları yüzlerce binlerce hatta bazı zatlara göre sıfatları sonsuzdur.”
- Bu ne demek şimdi?
- Tamam sıfatın özelliği sonsuz olabilir. Mesela ilim sıfatı vardır bunun özelliği sonsuz olabilir. Görmesi sonsuz olabilir, kudreti sonsuz olabilir. Ama sonuçta kesin net bir sıfatı olması gerekmez mi?
- Allah’ın 99 sıfattan başka binlerce hatta sonsuzca vardır demek nasıl oluyor. Bir Sayısı var da kesin rakamı bilinmediği için mi sonsuz diyorlar?
- Yani sonsuz tane isim ve sıfatları var demek ne demektir. Bu durum sıfatlarda teselsül ve silsile gibi şeyleri meydana getirmez mi?
b) Ve Sıfatları hakkında da şöyle bir tabir kullanıyorlar iyice kafamı karıştırdılar.
“Allah’ın sıfatları iç içe giren daireler gibi birbirine bakarlar. Allah’ın iradesi ve diğer sıfatları Mütedahil (iç içe, bir binin içine girmiş olan, karışmış) daireler gibi iç içedir.” deniliyor.
- Yani Allah’ın sıfatları dairelere benzetmek bu bir misal midir yoksa gerçekten de böyle midir?
- Allah’ın zatının daha mahiyetini bilmiyoruz. Sıfatlarına nasıl böyle bir şekil verip insanların kafasını karıştırıyorsunuz?
- Şimdi kafayı en çok karıştıran şeye geleceğim Allah’ın sıfatları iç içe girmiş dairelerdir demiş herhalde. Ya da zincir halkaları gibi iç içe girmiş uzanıp gidiyor. Bazı zatlara göre Allah’ın sıfatları sonsuz olduğuna göre o zaman aklıma şu geliyor. Bu dairenin ya da zincirin ne bir başı var nede bir sonu. Yani bir teselsül silsilesi mi var Allah’ın sıfatlarında. Hani teselsül silsile yoktu batıldı. Kafamı felç etti bu yazılar. Bunu bana Allah rızası için izah eder misiniz?
- Beynim durdu. Lütfen kelimeleri de anlayacağım dilde yazar mısınız?
- Anlamını bilmediğim kelimelerle doldurup iyice kafam karışmasın

Cevap

Değerli kardeşimiz,

a) Bazı İslam alimleri, Allah’ın sonsuz sıfatlarının olduğunu söylemişlerdir. Sitemizde yer alan “hatta bazı zatlara göre sıfatları sonsuzdur” ifadesi, isim vermeden o alimleri referans vermiştir.

Önce bu gerçeği tespit edelim:

- İmam Fahreddin er-Razi, esmau-i hüsna ile ilgili yazdığı uzun bir bölümde kullandığı alt başlıklardan birinin unvanı: “Allah’ın isimlerinin sayısız olduğunun beyanı.” şeklindedir. (bk. Razi, Mefatihu’l-ğayb, 1/141)

- Fahreddin er-Razi, bu konuda özellikle sıfat-ı sübutiye ve sıfat-ı selbiye konusunu kısa fakat derin bir ilmi analizden sonra özetle şunları söylemiştir:

“Allah’ın ilmi de sonsuzdur, kudreti de  sonsuzdur / Allah sonsuz şeylere kadirdir. O halde onların (ilim ve kudretinin taalluk ettiği o sonsuz varlıkların) her biri için Allah’ın bir isminin olmasına bir mani yoktur… Nitekim bazı alimler (meşhur 99 isimle birlikte) Allah’ın bin isminin olduğunu, diğer bazıları ise bu isimlerin dört bin olduğunu söylemişlerdir.” (bk. İbn Hacer, Fethu’l-Bari, 11/220)

Yukarıdaki açıklamalardan anladığımız kadarıyla, burada şu iki noktaya dikkat etmekte fayda vardır:

Birincisi: Allah’ın sonsuz ilminin taalluk ettiği –maddi-manevi- ne kadar mevcut varsa, bunların her biri için ayrı bir ilahi ismin olması mümkündür.

İkincisi: Allah’ın sonsuz kudretinin taalluk ettiği maddi-manevi ne kadar mevcut varsa, bunların her birisi için farklı bir ismin olmasına, ne akli ne de dini bir mani yoktur.

Örneğin; hepsi yaratmakla ilgili olmakla beraber, Halık ismi inşa ile yaratmayı, Fatır ismi ibda ile yaratmayı, Bari ismi itkan (sağlam bir şekilde dizayn) ile yaratmayı ifade eder.

İşte bunlar gibi, ilim ve kudretin taalluk ettiği elementler, unsurlar, atomlar, moleküller, organlar, cisimler, türler ve bunların gösterdiği nüansların; farklı tahayyül, tasavvur, tefekkür sahasına girenlerin her birisi için ayrı ayrı tecelli eden birer ismin bulunması aklen ve dinen muhal/imkânsız değildir.

- İsimler için kullanılan bu “sonsuzluk” kavramının, insanın havsalasının çok üstünde ve ötesinde bir sayının kast edilmesi ve kesretten kinaye olarak değerlendirilmesinde de bir sakınca yoktur.

- Tamamını vereceğimiz hadiste -meal olarak- bulunan Nebevi duanın içinde yer alan “kendini tesmiye ettiğin veya mahluklarından birisine öğrettiğin veya kitabında indirdiğin yahut nezdinde mevcut gayb ilminin hazinesinde özel olarak sakladığın, sana ait her bir isim adına...” ifadeleri de Allah’ın isimlerinin belli sayılara sığmayacak kadar fazla olduğu intibaını vermektedir.

"Allah'ım ben senin kulunum, kulunun oğluyum, cariyenin oğluyum, senin avucunun içindeyim, alnım senin elinde. Hakkımdaki hükmün caridir. Kazan ne olursa hakkımda adalettir. Kendini tesmiye ettiğin veya mahluklarından birisine öğrettiğin veya kitabında indirdiğin yahut nezdinde mevcut gayb ilminin hazinesinde özel olarak sakladığın, sana ait her bir isim adına senden Kur'an'ı kalbimin baharı, göğsümün nuru, hüznümün cilası, gam ve kederimin giderilme vesilesi yapmanı dilerim."

"Bu duayı okuyan her kulun gam ve sıkıntısını Allah gidermiş, yerine ferahlık vermiştir." (bk. Ahmed b. Hanbel, 7/341; Hakimin / Müstedrek, 1/690; Mecmau`z Zevaid,10,136)

- Şayh İbn Useymin de bu hadise dayanarak “Allah’ın isimlerinin belli bir sayıya hasredilemeyeceğini, çünkü Allah’ın gayb ilminin hazinesinde saklı olan bir şey bilinmeyen bir şeydir. Bilinmeyen şey ise belli bir sayı ile ifade edilemez.” demiştir. (bk. Mecmuu Fetava, İbn Useymin, 1/122)

b) “Allah’ın sıfatlarının iç içe giren daireler gibi birbirine bakması”:

Bu bir misaldir. Yoksa, Allah’ın isim ve sıfatlarına bir şekil çizilmemiştir.

Sıfatların “mütedahil daireler gibi” iç içe olması, birinin tecelli ettiği bir yerde diğer -ilgili- sıfatlarının tecellileri de orada söz konusu olmasıdır.

Örneğin, Allah kudret sıfatıyla bir şeyi yarattığı zaman, onun ilmi, hikmeti, görmesi (basar) sıfatları da orada mevcuttur. Yani kudretinin içinde ilim ve hikmeti de vardır.

İşte kavramakta sıkıntı çekilen husus budur.

Bu konuyu işin erbabı olan Bediüzzaman Hazretlerinden dinleyelim:

“Ezel Ebed Sultanı olan Rabb-ül Âlemîn için, rububiyetinin mertebelerinde ayrı ayrı, fakat birbirine bakar şe'n ve namları ve uluhiyetinin dairelerinde başka başka, fakat birbiri içinde görünür isim ve nişanları ve haşmet-nüma icraatında ayrı ayrı, fakat birbirine benzer temessül ve cilveleri ve kudretinin tasarrufatında başka başka, fakat birbirini ihsas eder ünvanları var. Ve sıfatlarının tecelliyatında başka başka, fakat birbirini gösterir mukaddes zuhuratı var. Ve ef'alinin cilvelerinde çeşit çeşit, fakat birbirini ikmal eder hikmetli tasarrufatı var. Ve rengârenk san'atında ve mütenevvi' masnuatında çeşit çeşit, fakat birbirini temaşa eder haşmetli rububiyatı vardır. Bununla beraber kâinatın her bir âleminde, herbir taifesinde, esma-i hüsnadan bir ismin ünvanı tecelli eder. O isim o dairede hâkimdir. Başka isimler orada ona tâbi'dirler, belki onun zımnında bulunurlar..."

"Madem, perdelerin birbirine temaşa eder pencereleri var. Ve isimler birbiri içinde görünüyor. Ve şuunat, birbirine bakar. Ve temessülât, birbiri içine girer. Ve ünvanlar, birbirini ihsas eder. Ve zuhurat, birbirine benzer. Ve tasarrufat, birbirine yardım edip itmam eder. Ve rububiyetin mütenevvi terbiyeleri, birbirine imdad edip muavenet eder. Elbette gerektir ki, Cenab-ı Hakk'ı bir isimle, bir ünvan ile, bir rububiyetle ve hâkeza.. tanısa, başka ünvanları, rububiyetleri, şe'nleri, içinde inkâr etmesin. Belki, her bir ismin cilvesinden sair esmaya intikal etmezse zarar eder.

Meselâ:
- Kadîr ve Hâlık isminin eserini görse, Alîm ismini görmezse gaflet ve tabiat dalaletine düşebilir.

Belki lâzım gelir ki;

- Onun nazarı, daima karşısında هُوَ هُوَ اللّٰهُ okusun, görsün.
- Onun kulağı her şeyden قُلْ هُوَ اللّٰهُ اَحَدٌ dinlesin, işitsin.
- Onun lisanı لاَ اِلهَ اِلاَّ هُو بَرَابَرْ مِيزَنَدْ عَالَمْ desin, ilân etsin.

"İşte Kur'an-ı Mübin اَللّٰهُ لاَ اِلهَ اِلاَّ هُوَ لَهُ اْلاَسْمَاءُ الْحُسْنَى fermanıyla, zikrettiğimiz hakikatlara işaret eder. (bk. Sözler, s. 332-333)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun