Allah, nefsi neden bu kadar asi, şerre meyilli ve şiddetle kötülüğü emredici yaratmış?

Soru Detayı

- Allah Teala, nefsi neden bu kadar asi, şerre meyilli ve şiddetle kötülüğü emredici bir şekilde yaratmış da hadiste söylendiği gibi 1.000 kişinin 999'u cehenneme müstehak olmuş?

- Allah Teala bu dünya imtihanını neden bu kadar zor yapmış?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Allah imtihan açmayı uygun görmüştür. Onun bu tercihini sorgulamaya ne hakkımız ne de haddimiz vardır. Sadece hikmetini öğrenmeye gayret sarf edebiliriz.

Ancak tıkandığımız yerde de bütün benliğimizle kendisine iman ettiğimiz Rabbimize teslim olup, haddimizi bilmeye özen göstermemiz gerekir.

- İmtihanın adil yapılması için, hem imtihanın kazanmasına, hem de kaybetmesine yardımcı olacak unsurların bulunması gerekir. Bu açıdan bakıldığı zaman, müspet yönde imtihanda olan insanlara yardımcı olan akıl, fikir, vahiy gibi çok kuvvetli unsurlarla insanlara destek sağlamıştır. Bunun yanında nefis gibi menfi yönde imtihana etki edecek unsurları da var etmiştir.

Kaldı ki, nefis denilen mekanizmayı eğitim ve öğretimle müspet katkı verecek bir rotaya girmesini sağlamak da mümkündür. Nefsin levvame, mutmainne, radiye, mardıye gibi dereceleri, onun bu müspet yönüne işaret eder.

- Aslında bu imtihan çok fazla da zor değildir. “Zorluk” kavramı, tartışmaya açık, rölatif içerikli olduğundan, zor anlaşılan bir kavramdır. Böyle olmakla beraber, gerçek anlamından da kaydırılmıştır.

“Zorluk” kavramı, hep imkânsız gibi negatif bir enerji santral merkezi görevini üstlenmiştir. Bu sebeple de akıl yönetiminde bir mantık yöntemi kullanılmadan psikolojik bir travmanın yaşanmasına yol açılmıştır.  

- Şimdi insafla bakalım, Allah bize her türlü yiyecek ve içeceği helal kılmış, sadece şarap-içki ve domuz eti gibi -sağlımıza zararlı- bazı şeyleri yasaklamıştır. Hayatı boyunca insan o yasaklardan uzak kalsa, zerre kadar ne sağlığından ne gıdasından ve ne de damağının tadından bir şey kaybeder. Cinsel dürtüleri tatmin etmek için de meşru bir dairede insana yakışan bir disiplin içinde bir evlilik akdiyle bunu gerçekleştirebilir.

- İnsanlar genellikle, zor olduğu için değil, o güzelim aklın ve fıtratının derinliklerinde yer alan vicdanının sesine kulak vermediği için, imtihanı kaybeder. Tabii ki, bununla her şeyin çok kolay olduğunu söylemek istemiyoruz. Hangi imtihan çok basittir ki? Hele ucunda hiç de ucuz olmayan bir cennetin ve hiç de lüzumsuz olmayan bir cehennemin bulunduğu bir imtihanın ağırlığı, ciddiyeti ve disiplini elbette tartışılamaz.

Ancak Allah’ın affı, sonsuz rahmeti, rahmetinin her zaman gazabının önünde olması, tövbe kapısının her zaman açık olması, kötülüklerin bire bir, iyiliklerin en az bire on yazılması, imtihanın kazanmasına yönelik verilen tolerans olduğu gerçeğini hangi akıl ve vicdan reddedebilir!

- Rivayete göre, bir sefer / yolculuk esnasında sahabelerden bazıları normal yürürken, bazıları -bitkinlikten ötürü- yavaş yürüyordu. O sıralarda Peygamberimiz (asm), Hac suresinin (kıyamet depreminden sözeden) ilk iki ayetini sesli bir şekilde okudu. Reslullah’ın bu ayetleri sesli okuduğunu duyan oradaki bütün sahabiler -bunun mutlaka bir hikmeti var diyerek- yanına koştular. Pür-merak çevresinde toplananınca da Peygamberimiz;

“Siz (bu ayetlerin bahsettiği) bugünün hangi gün olduğunu bilir misiniz?” diye sordu ve şöyle devam etti:

“O gün Âdem’e çağrı yapıldığı; Allah’ın 'Ey Âdem! Ateşin payını ayır!' diye emrettiği gündür. Âdem 'Ya Rab! ateşin payı nedir?' diye sorar. Allah da: 'Her bin kişiden doksan dokuzu ateşe / cehenneme, bir kişi de cennete girecektir.” diye buyurur.

Bunu duyan sahabilerin çehreleri değişti, üzüntüden yüzlerinde tebessüm eseri kalmamıştı. Resulullah sahabenin bu ümitsiz ve üzüntülü hallerini görünce şöyle buyurdu:

“Müjdelenin, ümitvar olun ve salih amel yapmaya devam edin! Muhammed’in nefsi elinde olan Allah’a yemin ederim ki, o gün siz, öyle iki mahluk taifesi arasındasınız ki, onlar kimlerle, hangi şeyle karşılaştırılırsa mutlaka hepsinden daha fazla gelirler. Bunlar: Ye'cuc-Me'cucdur, bir de Âdem’in ve(cinlerin babası olan) İblisin neslinden helak olanlardır.”

Bunu duyunca sahabelerin yüzü gülmeye başladı. Resulullah sonra şunları söyledi:

“Amellerinizi yapın ve ümitvar olun; Muhammed’in nefsi elinde olan Allah’a yemin ederim ki, siz o gün bir devenin (sağ veya sol) yanında bulunan bir ben veya bir hayvanın kolunda bulunan bir çizgi (bir rivayette: bir siyah öküzün yanı üzerindeki beyaz bir pul, yahut da beyaz bir öküzün yanı üzerindeki siyah bir pul) kadarsınız.”

Bu hadisi ayrıca Nesai’nin yanında Tirmizi de rivayet etmiş ve bunun hasen-sahih olduğunu belirtmiştir. (bk.İbn Cerir Taberî, İbn Kesir, ilgili ayetin tefsiri)

Bu hadisi Tirmizi, Ahmed b. Hanbel de rivayet etmiştir. Tirmizi bunun hasen-sahih olduğunu belirtmiştir. (bk. Tirmizi, tefsir, 23; İbn Hanbel, 4/435).

İmam Buhari de bu konuyu “Bir sefer esnasında...” şeklindeki başlangıç kısmına yer vermeden rivayet etmiştir. (bk. Buhari, Tefsiru sureti 22, 1)

- Rivayetlerin ifadelerinden anladığımız kadarıyla, cehenneme gidecekler için verilen sayı, kıyamet günü, ilahî mahkeme başlamadan önceki merhaleye ait olduğunu söyleyebiliriz.

Buna göre, bu sayıyla cehennemi hakkeden her türlü kâfir ve her türlü günahkâr insanların içinde bulunduğu bir yekundan bahsedilmiştir. Halbuki, daha sonra değişik sahih hadislerin ifade ettiği üzere, pek çok insan, Allah’ın affına mazhar olarak cehenneme girmekten kurtulacaktır.

Keza, pek çok insan da Hz. Muhammed (asm)’in, diğer peygamberlerin, evliyanın, şehitlerin ve büyük alimlerin yapacakları şefaatle kurtulacaktır. Yani hakkı cehennem olduğu halde oraya girmeden kurtulacaktır.

Keza, önemli bir kısmı, cehenneme gitmekle beraber, “zerre kadar imanı taşıdığı için” Allah’ın lütuf ve rahmetiyle oradan çıkacak ve cennete girecektir.

Elbette cennete adam istediği gibi cehennem de adam ister. “Zalimler için yaşasın cehennem!”

İlave bilgi için tıklayınız:

İmtihan sırrının Allah’a bakan yönü nedir?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
EN ÇOK SORULANLARDAN
UYGULAMALAR