Hac suresinin 2'nci ayetini açıklar mısınız? Her bin kişiden dokuz yüz doksan dokuzu cehenneme mi girecek?

Tarih: 07.08.2012 - 06:11 | Güncelleme:

Soru Detayı

- "Ayette bahsedilen gün hangi gündür?" diye Efendimiz (asm)'e sorulunca Allah'ın "Âdem (a.s)'ın zürriyetinden cehenneme gidecekleri gönder." buyuracağı gündür. O zaman Âdem (a.s) "Cehenneme gidecekler ne kadardır?" diye soracak Allah da "Her binden dokuz yüz doksan dokuzdur." buyuracaktır. dedi.

- Yani bu sayının hesaplaması yapılınca, kaç kişinin cehenneme gideceği mi çıkıyordur?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İlgili ayetin meali:

“ Ey İnsanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Gerçekten kıyamet saatinin depremi müthiş bir olaydır! Onu göreceğiniz gün... Çocuğunu emziren anne, dehşetten çocuğunu unutup terk eder. Hâmile olan her kadın çocuğunu düşürür. İnsanları sarhoş olmuş görürsün, halbuki gerçekte onlar sarhoş değildirler. Fakat Allah’ın azabı pek çetindir.”(Hac, 22/1-2).

Esas bu ayette kıyamet anındaki depremin dehşetinden söz edilmektedir. Kıyamet kâfirlerin başına kopar. Dünyada artık Allah’a ibdet eden hiç bir mümin kalmadığı için, Allah’ın gazabının güçlü bir tezahürü olarak kıyamet depremi olacaktır. Hem kıyametin kopması, hem depremi bir azaptır, hem de gelecek kıyamet ve cehennem azabının bir mukaddimesidir.“Fakat Allah’ın azabı pek çetindir” mealindeki ayetin ifadesi de buna işaret etmektedir.
 
Bir hadiste gelen rivayete göre:
“Bu yer sarsınıtısı sebebiyle yerküresi denizin fırtınasına yakalanan, sağa-sola savrulan ve alabora olmaya doğru yüz tutan bir gemi gibi sallanmaya, çalkalanmaya başlar. İşte bu dehşet karşısında, çocuğunu emziren anne, dehşetten çocuğunu unutup terk eder. Hâmile olan her kadın çocuğunu düşürür. İnsanları sarhoş gibi sağa sola kaçışırlar.”(Taberî, İbn Kesir, ilgili ayetin tefsiri).
Bu depremin vakti konusunda alimler -farklı delillere dayanarak- farklı görüşler sergilemişler. Bazılarına göre, bu deprem, kıyametin kopması esnasında, insanlar daha dünyada iken meydana gelir. Yukarıdaki açıklamalarımız da bu doğrultuda yapılmıştır.
 
Diğer bazı alimlere göre, Zilzal suresindeki deprem dünyada, kıyametin kopması esnasında vuku bulur. Hac suresinde söz konusu edilen deprem ise, kıyametin kopmasından sonra vuku bulur. Bu görüşte olanların dayandıkları delil, İmam Ahmed b. Hanbel’in İmran b. Husayn’den yaptığı şu hadis rivayetidir. Rivayete göre, bir sefer/yolculuk esnasında sahabelerden bazıları normal yürürken, bazıları -bitkinlikten ötürü- yavaş yürüyordu. O sıralarda Peygamberimiz, Hac suresinin ilk iki ayetini sesli bir şekilde okudu. Reslullah’ın bu ayetleri sesli okuduğunu duyan bütün sahabiler -bunun mutlaka bir hikmeti var diyerek- yanına koştular. Pür-merak çevresinde toplananınca da; “Siz (bu ayetlerin bahsettiği) bu günün hangi gün olduğunu bilir misiniz?” diye sordu ve şöyle devam etti: “O gün Adem’e çağrı yapıldığı; Allah’ın “Ey Adem! Ateşin payını ayır!” diye emrettiği gündür. Adem “Ya Rab! ateşin payı nedir? diye sorar. Allah da: “her bin kişiden dokuz yüz doksan dokuzu ateşe/cehenneme, bir kişi de cennete girecektir” diye buyurur.
 
Bunu duyan sahabilerin çehreleri değişti, üzüntüden yüzlerinde tebessüm eseri kalmamıştı. Resulullah sahabenin bu ümitsiz ve üzüntülü hallerini görünce şöyle buyurdu:
“Müjdelenin, ümitvar olun ve salih amel yapmaya devam edin! Muhammed’in nefsi elinde olan Allah’a yemin ederim ki, o gün siz, öyle iki mahluk taifesi arasındasınız ki, onlar kimlerle, hangi şeyle karşılaştırılırsa mutlaka hepsinden daha fazla gelirler. Bunlar: Ye'cüc ve Me'cucdur, bir de Âdem’in ve (cinlerin babası olan) İblisin neslinden helak olanlardır.”
Bunu duyunca sahabelerin yüzü gülmeye başladı. Resulullah sonra şunları söyledi:
“Amellerinizi yapın ve ümit-var olun; Muhammed’in nefsi elinde olan Allah’a yemin ederim ki, siz o gün bir devenin (sağ veya sol) yanında bulunan bir ben, veya bir hayvanın kolunda bulunan bir çizgig (bir rivayette: bir siyah öküzün yanı üzerindeki beyaz bir pul, yahut da beyaz bir öküzün yanı üzerindeki siyah bir pul) kadarsınız.” (Bu hadisi ayrıca Nesai’nin yanında Tirmizi de rivayet etmiş ve bunun hasen-sahih olduğunu belirtmiştir.) (Taberî, İbn Kesir, ilgili ayetin tefsiri).
Bu farklı iki görüşü birleştirmek adına denilebilir ki, bu deprem dünyanın son günü, kıyametin kopmasıyla başlar ve dehşet verici etkileri ta mahşere kadar devam eder. Efendimizin mahşerde olacak olayları bildirmesi, bu depremin daha önceden olmasına engel mani değildir. Özellikle, emzirme ve çocuk düşürme işlerinin -mecaz ihtimali olmakla beraber- genel olarak dünyada olan olaylar oldukları göz önüne alınırsa, bunun doğruluğu daha iyi anlaşılır.
 
İlave bilgi için tıklayınız:
 
 

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun