Allah neden kendinin mükemmel olduğunu göstermek ister?

Soru Detayı

Allah insana neden kibir duygusunu vermiştir ve neden kendi büyüklüğünü göstermek ister?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Allahu ekber!

Evet, Allah en büyüktür, en mükemmeldir, mutlak kibriya sahibidir, en kudretlidir. Allah’ın cemâlî ve celâlî isim ve sıfatları mutlak mükemmeliyettedir.

Sanat harikası hat levhaları yazabilen muhteşem bir hat sanatkârını düşünelim, niçin hat levhası yapar? Evvela yaptığına bakıp, yaptığını beğenmek, kendine göstermek için yapar. Sonra da ister ki kendinden gayrı olanlar tarafından bilinsin ve takdir edilsin. Kimse sanatını yapıp kimseyle paylaşmadan bir kenara kaldırmaz; hele hele yapıp yapıp manasızca ve abes olarak çöpe atıp yakmaz.

Teşbihte hata olmaz kaidesince, Allah-u azimüş’şan da sanatı, ilmi, hikmet, kudreti… tüm isim ve sıfatları mutlak mükemmeliyette olmakla beraber, hikmetince bilinmeyi, tanınmayı ve böylece de taktir edilip, tesbih ve tekbir edilmeyi murad etmiş.

Bunun için de kendisini kayıtsız şartsız tesbih ve tekbir eden mevcudatı yaratmış.

En son da kendi kibriyasını, büyüklüğünü takdir ve tesbih ve tekbir edip etmemesi konusunda özgür bıraktığı insanı yaratmış. Bu hikmete binaen o insanı balçık çamurdan şekillendirmiş ve içine ruhundan üfleyerek hayat vermiş. Allah’ın sonsuz okyanus olan Esmasından bir damla olmayan bu üfleyiş, ne kadar muazzam bir şey ki o âciz, fakir insanı yeryüzünün halifesi yapmış.

Baştaki hattat misali gibi olayı değerlendirirsek; nasıl ki her insan en mikro düzeydeki hünerlerini bilmek ve bildirmek ve böylece takdir edilmek ister, aynen öyle de, Allah da bunu “en mutlak ve makro” düzeyde istemiştir.

Bize verdiği ve bizde tezahür eden yok ve hiç hükmündeki isim ve sıfatlar, bizim gerek kendimizde gerek kâinatın tüm mevcudatında Allah’ı görmemiz, tanımamız ve böylece O’nun istediklerini harfiyen yerine getirmemiz, O’nu tekbir ve tesbih etmemiz içindir.

İşte insan diğer hiç bir mahlukatta olmayan boyutta olan bu özgür iradesi ile ilahi Hikmet tarafından iki yollu bir imtihana tabi tutulmuştur:

Ya kendinde tezahür eden isim ve sıfatları Allah’tan bilir, fakrının, aczinin, hiçliğinin farkına vararak dergâh-ı uluhiyete iltica eder ve O’nun emirlerine uyar ve neticesinde Cennet’e layık bir kul olur,

Ya da, kendindeki özellikleri kendinden bilip, teferrun edip, yani firavunlaşıp, “bunlar bendendir” deyip, çok kısa zamanda kendisinin ve bildiği canlı ve cansız her şeyin yok olacağından gafil bir şekilde, Allah’a isyan eder ve ebedî azaba müstahak olur.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
521 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun