Allah hakkı ve manevi kul hakları için ne yapılabilir?

Tarih: 18.05.2020 - 16:54 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Sorularıma teker teker cevap verirseniz memnun olurum.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Soru 1:
Özellikle manevi yönden kul hakkına girme durumunda, (hayatta olmasına rağmen; sonuçlarının yıkıcı olması gibi çeşitli nedenlerle) o şahıs ile yüzleşmenin mümkün olmadığı yahut görünmediği durumda hak sahibi namına; kul hakkının bir çeşit kefareti niteliğinde yapılabilecekler nelerdir?

Cevap:

Tövbe edersiniz. Sevabını hakkı geçene hediye etmek üzere hayır ve hasenat yaparsınız.

Ayrıca, sonuçlarının yıkıcı olması durumunda hak sahibine söylenmemesi ve tövbe edip Allaha hak sahibinin kıyamet günü kendisinden razı olması için yalvarıp yakarırsınız.

Bk. İanetü’t-talibin, 4/295; Büceyremi ala’l-hatip, 3/118.

Soru 2:
Her ne kadar maddi görünmese de kooperatif yahut sermayesi halka açılmış bir özel kurumda yahut kamu kurumunda çalışmakta iken görevlerini kasıtlı olarak aksatma vb. nedenlerle girilen hakkın geniş bir toplum tabanına yayıldığında yapılabilecekler nelerdir?

Cevap:

Haksız yoldan elde edilen menfaati kesin veya bu mümkün değilse yaklaşık olarak hesap eder, malvarlığınızdan çıkarır yoksullara verirsiniz. Ayrıca tövbe eder, farzlara, vaciplere ek olarak nafile ibadetler yaparsınız.

Bk. Mecmu, 9/332; İbni Abidin, 4/130.

Soru 3:
Geçmişinde (20, 30, 40 yıl gibi yükümlülük içeren ciddi bir süre zarfında) neredeyse tüm farz ibadetleri (namaz, oruç ve hatta Cuma namazlarını) terk etmiş, aksatmış, iman istikametinde tabir yerinde ise emir ve yasakları çokça boşlamış olup, bununla yetinmeyip de bilerek, bilip ehemmiyetini kavramayarak yahut tamamen bilinçsizce olsa bile netice itibariyle çok defa kul hakkına giren, nihayetinde samimi bir pişmanlıkla tövbe eden ve elinden geldiğince salih amel işlemeye çalışan kimsenin durumu ele alındığında;
Sonuçta, hepimiz ölecek yaşta olduğumuz için kalan zamanı kurtuluş için çabalayarak geçirmek gerekiyor ve her an aceleci olmamız şart. Gündelik yaşamı sürdürüp, farz ibadetleri eda etmenin yanı sıra yapılabilecek; geçmişte girilmiş olan ziyanları süratle ortadan kaldırmaya yönelik olarak neler yapılabilir?
Böyle bir yaşam çizgisinde girilmiş kul haklarını karşılamak ümidiyle (maddi imkanları şahsı için ancak yeterli olan birinin) işleyebileceği salih amellere örnekler nelerdir?

Cevap:

Kazası mümkün olan ibadetler kaza edilir. Elden geldiği kadar nafile ibadete devam edilir. (Bacuri, 1/300; İanetü’t-talibin, 1/31)

Kul hakları mümkün olduğu kadar sahiplerine iade edilir veya bu mümkün değilse yoksullara dağıtılır. Genel olarak muhtaçların faydalanacakları kurum, kuruluş, tesis, eser… yapılır.

Soru 4:
İnsan öldüren kişinin hem en büyük günahlardan birini işlemiş hem de kul hakkına girmiş olması dikkate alındığında; "99 kişinin katili"nin bile mağfiret edilen biri olması hakkındaki (Buharî, Enbiya 50; Müslim, Tövbe 46) Hadis-i Şerif'e göre çok ümit verici koşullar içerisinde olduğumuz anlaşılıyor. Peki, bu emsalden yola çıkılarak, ilk üç soru genel olarak nasıl değerlendirilebilir?

Cevap:

Allah Teala imansız olarak ölenleri affetmiyor. Kalbinde zerre kadar imanı olan kulunu dahi dilerse ve kendince hikmetli olarak affedebiliyor yahut da cehennemde cezasını çekip temizlendikten sonra cennete koyuyor.

Bu doğrudan affetmesinin bizce bilinen kuralı ve yolu yok. Genel kural iman ve salih amel sahibi olarak ölmektir.

İmanlı ve fakat günahkar olarak ölmek risklidir; ceza çekmeden Allah’ın affetmesinin garantisi yoktur.

Tövbe çok önemli bir kurtuluş yoludur; samimi olarak pişman olmak, göz yaşları dökerek ve bir daha yapmama sözü vererek Allah’a niyaz eden kulun bağışlanma ihtimali çok kuvvetlidir. (Nisa, 4/48)

Soru 5:
Geçmişinde çokça günah tecrübe edip, bir kısım günahlardan ötürü kalbin mühürlenmesi, şeytanın kıskacına düşmüş olmak, karakteristik ve davranışsal oturmuşluk sebebiyle kabahatlere yatkınlık ile bocalarken (özellikle, kalbin mührünü kırmak ve karartılarını temizlemek için) hangi yol izlenmelidir?

Cevap:

İşlediği ve ısrar ettiği günahlar yüzünden kalbi mühürlenmiş olan bir kimse kalbin mührünü kırmayı düşünemez; onun böyle bir meselesi olamaz. Ona hariçten yardım veya çarpıp uyaracak bir musibet gerekir.

Mahir bir eğitimcinin eline düşerse önce kendisinde bilinç oluşturulur, sonra tövbe, sonra ibadetler ve telafi faaliyetleri gelir, derken siyah noktalar birer birer yok olur ve kalp yeniden Yaradanı ile irtibat kabiliyetini kazanır.

Allah’ın merhametinden ümitsiz olmamak gerekir. Allah bütün günahları bağışlar. (Zümer, 53; Mecmu, 9/338)

Soru 6:
Bunca şeyin farkına varıp, cehennem ve kabir azabından kurtuluş ve hem manen hem ahiret için kazanç peşinde koşarken bir yandan da şeytan faktörünün de vesvese mesaisini süratle sürdürdüğü süreçte (pişmanlık, suçluluk, ümitlenme ve itikadı güçlendirme ihtiyacının hep bir arada olduğu) bir psikolojik iç savaş veren kişi için hangi reçete uygun düşer?

Cevap:

Zahir halleri bakımından günahsız, güzel amelleri açıkça malum, güzel ahlak ve ibadetleri imanına delil olan kimselerle yakın ilişki kurmak, onlarla dost, komşu, arkadaş, ortak, dünür, okuma ve öğrenme grubu, yardımlaşma faaliyetleri içinde olmak.

Ayrıca, kendini Allaha yakınlaştıracak ameller yapar, Allaha çokça dua eder, ilim meclislerine ve zikir meclislerine çokça devam eder. (Zümer, 53)

Soru 7:
Nefsin bir çok isteğini yerine getirip, o amelleri tattıktan sonra gerek nefsin istemesi gerek şeytanın sürüklemesi (yahut dürtüklemesi) nedeniyle şiddetli bir irade zayıflığının baş gösterdiği ve günahlara dönüş potansiyelinin arttığı bir durumda kişi kendini zapdetmek için (bu istikamette mümkinatı ve sürekliliği bulunan) hangi araçlara başvurabilir?

Cevap:

Bir önceki cevap bu sorunun da cevabıdır.

Ayrıca, çokça ölümü hatırlamak ve kabir ziyaretleri yapıp ibretle onları düşünmek, başta Peygamber Efendimiz ve sahabiler olmak üzere, Allah’ın veli kullarının hayatlarını okumak, insandaki şehveti ve günaha girmesini yavaş yavaş azaltır ve hatta inşallah tamamen götürecektir.

Özellikle bütün günahlardan uzak durmanın, ibadetleri zamanında ve güzelce yapmanın çok önemli olduğu asla unutulmamalı.

Bk.
- El Mecmu, 332/9.
- Haşiyetü İbn-i Abidin, Kitabul bey, Bey’u’l-Fasid.
- Haşiyetü İbn-i Abidin, Babu’l-hazri ve-l ibahe.
- En Nevadiru ve’z-Ziyadat (184/6)
- Suleyman El Kurdî, Kurretu’l-ayn bi fetava ulemai’l-haremeyn , (102)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun