Allah acele eden ve acele etmeyen olarak gösterilir, hangisi doğru?

Tarih: 22.03.2015 - 00:49 | Güncelleme:

Soru Detayı

Kuran’da tutarsızlıklar ve çelişkiler; 
a) Allah acele eden ve acele etmeyen olarak gösterilir hangisi doğru? Nisa-12.. Bütün bunlar, Allah'tan birer emirdir. Allah her şeyi bilen, cezalandırmada acele etmese de ihmal etmeyendir. Enam-165.. O, sizi yeryüzünün halifeleri yapan ve sizleri verdiği şeylerle denemek için kiminizi kiminize üstün kılandır. Şüphe yok ki, rabbin çabuk cezalandıran ve yine şüphe yok ki, o tek bağışlayan, tek merhamet edendir.
- Kuran’da Allah’ı bir surede cezalandırmada aceleci bir surede acele etmeyen olarak belirtmiştir? Bunu nasıl açıklayabilirsiniz?
b) "İslâm'da zorlama yoktur" (Bakara 256) şeklindeki hükümlere dayanarak "İslâm hoşgörü dinidir" diye konuşur zorlamayı öngören ve hoşgörü’yü kökünden yok eden hükümlere dayalı olarak farklı din ve inançta olanlara karşı düşmanlık beslemekten geri kalmaz ve örneğin Kur'ân'daki "İslâm’dan gayri bir dine yönelenler sapıktır!” (Al-i ımrân 85; Tevbe 33 ), ya da “müşrikleri nerede görürseniz öldürün!” (Tevbe, 5) ya da “İslâm’a aykırı bir inanışta ise analarınız, babalarınız, yakınlarınız için mağfiret dilemeyin, onların namazını kılmayın vs..." (örnegin Tevbe 23, 84, 113; Ahzâb 60-61) şeklindeki nice buyruklara uymayı doğal sayar.
- Bunu nasıl açıklayacaksınız?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

a) Nisa suresinin 12. ayetinde yer alan “Allah Alimdir, Halimdir.” mealindeki ifade de yer alan “Halim” isminin asıl manası “kullarına karşı yumuşak olan”dır.

İkinci derecede bir manası olan “cezalandırmada acele etmeyen” manasını alsak yine de Enam suresinin 165. ayetiyle çelişmez. Çünkü, Enam suresinin 165. ayetinde cümlenin meali “Rabbin süratle cezalandırandır.” manasında değildir. “Şüphesiz senin Rabbin, cezası süratli olandır ve şüphesiz o çok bağışlayandır, çok merhametlidir.” demektir.

Nisa suresinde, “Allah’ın kullarına ceza vermekte acele etmediği”ne vurgu yapılmıştır.

Enam suresinde ise, ilgili ayetin ifadesi, Allah’ın suçlu olan kullarına “hemen süratle ceza verdiği” manasına gelmez. Bilakis ayetin ilgili ifadesi, “Allah’ın bir kimseyi cezalandırdığı zaman, cezayı süratle verdiği” anlamına gelir. Yani, Allah bir kimseye ceza vermek istediği zaman hiç bir güç ona mani olamaz ve o cezayı erteletemez. Bazı meallerde sorudaki şekliyle verilen mana doğru değildir.

b) Önce şunu karıştırmak çok kötü bir mantık oyunudur. “Dinde zorlama yoktur.” demek, hiç kimsenin din-vicdan özgürlüğüne müdahale edilmez demektir.

- İslam dininin “din-vicdan özgürlüğü” prensibi değişik ayetlerde farklı ifadelerle açıklanmış ve onun önemine vurgu yapılmıştır. İlgili ifadelerin bir kısmı -meal olarak- şöyledir:

“De ki: İşte Rabbiniz tarafından hak/gerçek geldi. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.” (Kehf, 18/29)

“Herkesin kazandığı iyilik kendi lehine, işlediği fenalık kendi aleyhinedir.” (Bakara, 2/286)

“Allah dileseydi onlar ortak koşamazlardı. Biz seni onlara (dini zorla kabul ettiren) bir bekçi yapmadık. Sen onlardan sorumlu bir vekil de değilsin.” (Enam, 6/107)

“(Resulüm!) Sen insanlara öğüt ver. Şüphesiz sen yanız öğüt verensin. Sen onlar üzerinde bir  zorba/zorlayıcı değilsin.” (Ğaşiye, 88/21-22)

- Bu ve benzeri ayetlerde açıkça din-vicdan özgürlüğüne vurgu yapılmıştır.

Kur’an’da yer alan bu prensibe dayanarak; “Neden İslam dışındaki düşüncelerin yanlış olduğuna vurgu yapılıyor.” demek abesle meşgul olmaktır. Çünkü, bir kimseyi kendi düşüncesine zorlamamak ayrı şeydir, o yanlış düşüncenin yanlışlığını vurgulamak çok farklı şeydir.

- Eğer İslam dini ile başka doktrin ve düşünceler aynı olsaydı, Kur’an’ın indirilmesine ne gerek vardı? Madem aynı değil, o halde hangisi hak ise karşı taraf batıldır.

İşte Kur’an’da bu pek doğru mantık formülü doğrultusunda -genel muhteva içerisinde- şöyle bazı ifadeler kullanılmıştır:

“İman edenler salihtir, inkâr edenler fasıktır. İman edenler doğru yoldadır; inkâr edenler yanlış yoldadır. İman edenler istikametlidir; inkâr edenler sapıktır. İman edenler takva sahibidir; inkâr edenler zalimdir…”

Kur’an’ın bir adı da Furkan’dır. Yani hak ile batılı ayıran kitaptır.

Şimdi temel amacı doğru yol ile yanlış yolu göstereme, iyi işler yapanlarla kötü işler yapanları tefrik etmek, mükâfat kazandıran vasıflarla cezayı çektiren vasıfları ayrı ayrı ortaya koyarak insanları uyarmak suretiyle irşat etmek olan Kur’an’ın “neden bazılarına kâfir, zalim, fasık, sapık” dediğine itiraz edip eleştirmenin, gerçekten akıl, ilim, insaf, irfan ve izanla izahı mümkün değildir.

- Müşrikler veya diğer kâfirlerle savaşmayı teşvik eden ayetlerin hepsi bizzat düşmanların başlattığı savaş yıllarına aittir. Tevbe suresindeki ayetlerde de bu hikmet esastır.

İlave bilgi için tıklayınız:

Dinde zorlama yoktur deniliyor. Cihad da bir tür zorlama değil midir?
Din, cihad ve zorlama: İslam barış dini midir?
Kur'an' da "o müşrikleri nerde bulursanız öldürün" geçmektedir...
Tevbe Suresi 5. ayette "Müşrikleri gördüğünüz yerde öldürün." der. Bu ayeti açıklar mısınız?
Bakara Suresi 193. ayetinde "Din yalnız Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın" deniyor...
Yanlış yorumlanan bir ayet: "Onları bulduğunuz yerde öldürün ...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun