Alimler, ecelini erteleyebilir, inancı doğru olabilir mi?

Tarih: 03.01.2015 - 13:23 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Alimler peygamberlerin varisleridir diyerek, bizim alimler de ecelini erteleyebilir itikadı doğru olabilir mi?
- Ecelin ne bir an geri ne bir an ileri alınamayacağını bildiren ayete rağmen ecelini erteleyen bir peygamber olmuş mudur?
- Musa a.s.ın ölüm meleğine vurarak geri göndermesi geciktirmek değil midir?

- Aişe (r.anh): Ben daha önce Peygamberin: “Her peygamber; ölüm anında (ahiretteki) sevabını gördükten sonra, kendisine ölmek ile kalmak arasında muhayyer/serbest bırakılır..” dediğini duymuş ve hafızamda tutmuştum. Nihayet Peygamberin de başı kucağımda iken yukarıya bakıp “er-Refika’l-Â’l’a= yüceler yücesi dost” dediğini görünce, artık onun bizi tercih etmeyeceğini anladım.” (Mecmau’z-Zevaid, 9/36/h.no: 14268)

Cevap

Değerli kardeşimiz,

1. Ecelin dua vb şeylerle ertelenmesi konusu.

Duanın sonuç doğuracak bir sebep olarak görülmesi, konunun kaderle ilişkisini akla getirmektedir. Tabiat olayları, sünnetullah denilen ilahi kanunlara uygun olarak meydana gelmektedir. Başka bir deyişle tabiatta ortaya çıkan her olayın mutlaka bir sebebi vardır. İnsanın fiilleri de aynı şekilde bir sebep-sonuç ilişkisi içinde cereyan etmektedir.

Sebebi ve o sebebe bağlı olarak ortaya çıkan sonucu yaratan Allah’tır. (En’am, 6/17; Yunus, 10/107) Dua, takdirin bir parçasıdır. Hadislerde duanın belaları def edeceğine (Taberani, el-Mu’cemü’l-kebir, X, 158; Taberani, Kitabü’d-dua, I, 801, Beyrut, 1987) işaret edilse de ezelde duaya bağlı olarak takdir edilmiş şeyler yine dua ile meydana gelecektir. (Tirmizi, Deavat, 102)

Kulun iradesi, kendi kaderini ortaya koyma bakımından belirleyicidir. Allah, ezeli ilmiyle kulun yapacağı duayı bildiği için, kaderini ona göre şekillendirmektedir. Dolayısıyla dua, diğer sebepler gibi bir sebeptir. Başka bir ifadeyle dua sonucunda bir değişikliğin olmasını Allah dilemişse bu değişiklik, tabii sebep-sonuç ilişkisi içinde hayır veya şer olarak ortaya çıkmaktadır. (Zümer, 39/83; Bakara, 2/214)

Dua, kulluğun gereğidir. Yoksa dua, Allah’ın meydana geleceğini ezelde takdir ettiği şeyin gerçekleşmesini önlemesi, takdir etmediği şeyin meydana gelmesini sağlaması için yapılan bir amel değildir.

Ayrıca duadan maksat, Allah’ın bilmediği şeyi ona hatırlatma anlamını asla taşımaz. Dua, kişinin kulluğunu göstermesi, aczini ve ihtiyacını Allah’a arz etmesidir.

2.Nahl suresi 61. Ayeti kerimesinde Allah Teala şöyle buyurmaktadır.

“Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden cezalandıracak olsaydı, orada hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları takdir edilen bir müddete kadar erteliyor. Ecelleri geldiği zaman onlar ne bir saat geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.”

Bu ayete göre insanların -ki peygamberler ve alimler de insandır- ömürleri kısalıp uzamayacağı gibi, ölümlerinden önce peygamberlere dünyayı mı yoksa ahireti mi tercih edeceklerine dair ölüm meleğinin soru sorması, açıklanan bilgilere göre değerlendirilmelidir. Allah, kullarının neyi, nasıl tercih edeceklerini bildiği için, ecellerinde bir değişiklik olmaz...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun