Adem’in yaratılışı İsa gibidir, ne demektir?

Tarih: 08.04.2017 - 00:30 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Adem’in yaratılışı İsa gibidir ayetinden, Hz. İsa’nın babasız yaratılmasını mı yoksa Allah’ın ona ruhundan üflemesini mi Rabbimiz örnek vermiştir bizlere?
- Aklımda kalan bir şey zaten Allah her yarattığına ruhundan üflemiyor mu?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Ayette geçen ifade, İsa'nın durumu, Âdem'in durumu gibidir, anlamındadır. 

İlgili ayetin meali şöyledir:

“Allah nezdinde İsa'nın durumu Âdem'in durumu gibidir. Onu top­raktan var etti; sonra ona 'Ol!..' dedi ve oluverdi.” (Al-i İmran, 3/59)

Ayetin mealinden de açıkça görüleceği üzere, burada üzerinde durulan konu Hz. İsa’nın babasız yaratılmasıdır.

Hz. İsa'nın babasız olarak dünyaya gelmesi, Hristiyanlığın teolojik esaslarını etkileyen ve mensupları arasında asırlar boyu şiddetli tartışmalara yol açan bir olay olma özelliğini korumuştur.

Necran Hristiyanları heyetiyle Hz. Peygamber (asm) arasında Hristiyanların inanç esasları konusunda bir tartışma cereyan etmiş, bu tartışma sırasında heyettekilerden kimi Hz. İsa'dan "Tanrı'nın oğlu" (bk. Tevbe, 9/30) kimi de "üçün üçüncüsü" (bk. Maide, 5/73) şeklinde söz etmişlerdi.

İşte bu heyete okunan ve Hristiyanların inançlarındaki yanlışlıkları ortaya koyup bu konulardaki gerçekleri haber veren önceki ayetlerden sonra, bu ayette ve devamındaki ayetlerde;

- Hz. İsa'nın bir insan olduğuna
- Ve ilâhî iradenin bu yönde olduğu bilindikten sonra onun babasız dünyaya gelmesinin yadırganacak bir husus olmaktan çıkması gerektiğine,

Hz. Âdem örneğine değinilerek dikkat çekilmektedir.

İslâm alimleri bu ayeti açıklarken, mümin kişi için Hz. İsa'nın bu şekilde dünyaya gelmiş olduğunu kabullenmede bir sorun bulunmadığını belirtip, başlıca iki hususa işaret ederler:

a) Bu, "mümkinattandır; yani meydana gelmesi aklen imkansız denebilecek bir husus değildir. Yüce Allah da bütün mümkinata kadirdir. Hz. Peygamber (asm)'in haber verdiği bir hususta müminin tereddüdü olmaz.

b) Ayette işaret edildiği üzere Hz. Âdem'in babasız meydana gelmesi kabul edildiğinde, Hz. İsa'nın da babasız dünyaya gelmesi kolaylıkla kabul edilir. (bk. Râzî, 8/48)

Hz. Âdem'in ana-baba olmadan yaratılmış bulunduğu, Hristiyanlar da dahil insanlığın büyük çoğunluğunca kabul edilen bir gerçektir.

Ayetin başında ve sonunda Allah'ın bir şeyin olmasını murat etmesi halinde hemen meydana geliverdiği ve O'nun kudretini engelleyecek hiçbir güç bulunmadığı noktasında iki olay arasındaki benzerliğe değinilmiş, ayetin ortasında ayrıca Hz. Âdem'in topraktan yaratıldığı belirtilmiştir.

Demek ki, bu ayette Hz. İsa'nın yaratılışının diğer insanların yaratılış biçiminden farklı olduğuna, Hz. Âdem'i anasız-babasız (topraktan) yaratmaya kadir olan yüce Allah'ın bir başkasını babasız yaratmaya evleviyetle kadir olduğuna, bunun için de sadece "ol" buyruğunun yeterli bulunduğuna dikkat çekerek, başka bir izah aramaya gerek olmadığını ortaya koymuş olmaktadır.

Meryem suresinin 21. ayetinde belirtildiği üzere ilâhî irade Hz. İsa’nın insanlık için bir delil, bir mucize (ayet) kılınmasını ve babasız olarak dünyaya gelmesini murat etmiştir. Bunun nasıl gerçekleşebileceğini hayret ve -çevresinden gelecek ithamlar sebebiyle- endişe içinde soran ilk kişi de Hz. Meryem olmuştur.

Bu soruya verilen cevapta ise;

- Bunun, Allah için çok kolay olduğu (Meryem, 19/21)
- Yüce Allah'ın dilediğini yarattığı (Âl-i İmran, 3/47)
- Ve bir sonucun meydana gelmesi için "ol" buyurmasının yeterli olduğu belirtilmiştir. (Âl-i İmran, 3/47, 59)

Bu konuda bilgi veren Al-i İmran süresindeki ayetler kümesinin sonunda 60. ayette "Gerçek Rabbinden gelendir, öyleyse kuşkulananlardan olma." buyurularak Resulullah (asm)'ın şahsında bütün müminlerden yüce Allah'tan gelen bilgiye mutlak teslimiyet içinde inanmaları istenmiştir.

Meryem suresindeki ayetler kümesinin sonunda da (19/34-35) bu konuda şüpheci davrananlar kınanmış, ayrıca Allah'ın çocuk edinebileceği fikri şiddetle reddedilerek O'nun hükmettiği sonucun sadece "ol" buyruğuna bağlı olduğu tekrar hatırlatılmıştır.

Soruda geçen ayet ile yine bu surenin 7. ayeti arasında bağ kurarak, Hz. İsa’nın yaratılışı konusunu yorumlayan Elmalılı'nın açıklamalarını şöyle özetlemek mümkündür:

Surenin başında akıl sahiplerine ve ilimde derinleşmiş kişilere anlatıldığı üzere, hak olan vakıalar ve onları ifade eden ayetler muhkemat ve müteşabihat şeklinde iki kısma ayrılır.

Muhkemat hem duyu organlarıyla hem aklen hiçbir tereddüt duyulmaksızın alınırlar ve onlar kendi kendilerini izah ederler.

Müteşâbihat da şüpheye düşmeksizin alınırlar, fakat bunlar kendi kendilerini izah edemezler. Sadece kendilerine uygun muhkem bir misale veya bir kanuna döndürülerek izah ve tevil olunurlar. Gerçek misali bulunmadıkça yapılan teviller yanlış olur, yalan olur, aldanmak, aldatmak ve gerçeği tahrif olur.

Hz. İsa olayına gelince:

1. Hz. İsa'nın zatı, yani böyle bir "beşer"in var olduğu ve yaşamış bulunduğu muhkem bir husustur. Beşikteki çocukluk döneminden yetişkinlik çağına kadar pek çok insan özellikle İsrailoğulları onu görmüş, onunla konuşmuş, kimi sevmiş, kimi sevmemiş, ama sevsin-sevmesin hepsi yalanlanamayacak bir ifade birliği içinde bu "insan"ın yaşadığına tanıklık etmişlerdir.

2. Hz. İsa'nın "İbn Meryem" olduğu, yani Hz. Meryem'den doğduğu da muhkem bir husustur. Tabii ki bu birincisi ile aynı türden bir müşahede değildir. Fakat kabul edilegelen adetler çerçevesinde herhangi bir şahsın annesinden doğmasına ilişkin bilgiyi sağlayan delil ne ise bu Hz. İsa için de böyledir.

3. Hz. Meryem'in bir erkekle cinsel ilişkide bulunmaksızın Hz. İsa'nın onun rahminde yaratılmış olması ise, gerçekte imkan dışı sayılamayacak fakat örnekleri görülmediğinden istisnaî, yadırganabilen ve münferit bir olaydır, bu sebeple müteşabih bir vakıadır.

İşte bu ayet-i kerimede bu olay, akıl sahiplerinin nazarında kesin olarak sabit bulunan muhkem bir örneğe, aslî bir maddeye, ezel ve ebedde doğruluğu kuşku götürmez bir kanuna bağlanarak gerçek tevili gösterilmiştir.

Dolayısıyla İsa;

- İnsanlığın atası Âdem'e diğer âdemoğullarından daha fazla benzerlik taşıyıp dururken "böyle insan olmaz, olamaz" diye inkâr etmek,
- Veya ezelden ebede hiçbir benzeri bulunma ihtimali olmayan mutlak irade ve güç sahibi Allah Teala'ya benzetmeye kalkıp çelişkilere düşmek,
- Yahut seviyesiz örneklere bağlayarak iftira yoluna sapmak için hiçbir bilimsel zorunluluk yoktur. (Bakara, 2/1121 -1125)

Bu ayette esas muhatap Hristiyanlar olmakla beraber, işaret yoluyla Yahudilerin de Hz. İsa hakkındaki tutumları mahkûm edilmektedir.

Zira Tevrat'a göre Hz. Âdem anasız-babasız, topraktan yaratılmış, babası yok bir peygamberdir. Ve babası olmamakla İsa da bir Âdem gibidir.

Şu halde babası olmadığından dolayı İsa'yı ve peygamberliğini inkâr etmek, Âdem'i, Tevrat'ı ve ilâhî kudreti inkâr etmek demektir.

Demek ki, onlar yalnız İncil'i ve İsa'yı değil, Tevrat'ı ve Musa'yı da inkâr etmiş olmaktadırlar. (bk. Elmalılı, 2/1119-1120; Kuran Yolu, Diyanet, ilgili ayetin tefsiri)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
5.888 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun