7 milyon yıllık kısa boylu zürafa fosilleri, evrime delil mi?

Tarih: 01.09.2021 - 11:09 | Güncelleme:

Soru Detayı

- 7 milyon yıllık kısa boylu zürafa fosilleri bulunmuş bu evrime delil midir?
- Daha önceki bir yazınızda yanlış anlamadıysam zürafalar ile ilgili bu şekilde uzun boylu olarak yaratılmıştır demişsiniz. Fakat 7-7.5 milyon yıllık kısa boylu zürafa fosilleri bulunduğunu okudum. Bu evrime delil midir biraz açıklayabilir misiniz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Allah, istediğini istediği tarzda ve şekilde yarattığını ve yaratacağını beyan ediyor. Dolayısıyla nasıl insanlar boy bakımından farklılık gösteriyorsa, hayvanlar da gösterebilir. Yani Allah uzun boylu zürafa yarattığı gibi, geçmişte kısa boylu da yaratmış olabilir.

Bilimsel yönden baktığımız zaman, kısa boylu zürafa fosili, zürafa yavrusuna ait olabilir. Çünkü boy uzunluğu yavru ile yetişkin arasında hayli farklıdır.

Konunun bir başka yönü de boy uzunluğu hormonlarla ilgilidir. Bu hormon yavruda fazla salgılanırsa boyu normalden büyük olur; az salgılanırsa normalden küçük olur. Normal salgılanırsa, diğer fertlerdeki gibi normal bir boy uzunluğu ortaya çıkar.

Bu sözü edilen fosil de bu şekilde normalin altında boy hormonu salgılanmış ve dolayısıyla boyu da küçük olmuştur.

Sizin sorularınızdan biz şunu anladık: Evrimi size yanlış anlatmışlar. Daha doğrusu evrim yerine 15-20 kelime ve tabir kullanılıyor. Bu bakımdan evrimden kimin neyi kastettiği anlaşılmıyor.

Evrimin genel manası, değişme ve farklılaşma demektir. Kainatta değişmeyen veya farklılaşmayan hiçbir şey yok. Her şey her an değişip farklılaşıyor. Daha doğrusu Allah tarafından farklılaştırılıyor.

Her insanda olduğu gibi, siz de anne karnında tek hücreyle hayata “Merhaba” dediniz. Daha sonra Allah o tek hücreyi çok hücre yaptı. O hücrelerden bazılarını değiştirerek göz, kulak, ağız, diş gibi organları yarattı. Sizi dünyaya gönderdi. Sonra sizi bebeklikten çocukluğa, çocukluktan gençliğe yükseltti. Her an sizin üzerinizde değişiklik yapıyor.

İşte sizdeki ve bütün insanlardaki bu değişiklik ve farklılaşma “Tekâmül”, yani yavaş yavaş farklılaşıp gelişme ve büyüme olarak ifade ediliyor. Bazıları kafa karıştırmak için buna evrim diyor. Şayet siz evrimden bunu kastediyorsanız, bu teori değil kanundur. Çünkü insanlar tek hücreden başlayıp olgun hale getirildiği gibi, bütün bitkiler ve hayvanlar da tek hücreden yaratılmakta ve onlar her an Allah tarafından değiştirilip farklılaştırılmaktadır.

Kâinatta hiçbir atom başıboş değildir. Her bir atomun nerede nasıl görev alacağı Allah tarafından tayin ve tespit edilmiştir. Atomlar başıboş olmadığı gibi, atomlardan yaratılan varlıklar da tesadüfün veya başıboşluğun eseri değildir. Varlıkların teşekkülü, o atomların tayin edilen plana ve programa göre vazife almasından ibarettir.

Mesela, siz bir halı dokuyacaksınız. Bunun önce bilgisayarda programını çiziyorsunuz. Desen ve şekillerini tayin ve tespit ediyorsunuz. Sizin dokuyacağınız halı, bilgisayardaki programa göre olacaktır. Dokuma makinelerini bilgisayara bağlayıp bir defa bilgisayarın düğmesine âdeta “Ol” şeklinde basınca sistemi çalıştırıyorsunuz. Diyelim ki 100 metre kare halı dokuyacaksınız. Bu halı bir metre eninde yüz metre boyunda olsun. Günde bir metre dokursanız, yüz metre yüz günde dokunacaktır.

Bilindiği gibi halı ipliklerden, iplikler moleküllerden, moleküller de atomlardan meydana geliyor. Şimdi bu 100 metre karelik halıda ne kadar atom vardır? Trilyonlarca. Biz bir “Ol” emriyle trilyonlarca atoma görev veriyoruz. Bunların bir kısmı yüz gün sonra görev yapacaklar.

Bilgisayardaki halının programı, halının kader defteridir denebilir. O defterdeki düsturlara göre atomlar halıda görev alacaklardır. O programın haricinde atom tarzındaki birtakım karakterler ki onlara virüs deniyor, o programı işlemez hale getirebilir.

İşte Allah da bahar halısı gibi olan yeryüzündeki bütün mahlûkatı meydana getirecek olan atomları bir “Ol” emriyle görevlendiriyor. Bilgisayardaki halının programı ne ise, incir çekirdeğindeki incir ağacının programı da aynıdır. Elma çekirdeğindeki elma ağacının programı da aynıdır. İnsan çekirdeğindeki, yani zigottaki program da aynıdır. Yani incir ağacı, incir çekirdeğindeki programa göre şekillenecektir. Her bir atom, incir çekirdeğindeki incir ağacının kader defterine göre şekillenecektir. Elma ağacı da elma çekirdeğindeki programa göre teşekkül ettirilecektir. Her bir insan da zigot hücresindeki kader programına göre yaratılacaktır.

Burada sözü edilen kader defterinin bilimsel ifadesi kromozomlar ve o kromozomları meydana getiren DNA’lardır. Her bir canlının her bir hücresine yerleştirilip şifrelenmiş olan program o canlının kader defteridir. Her bir canlı, ister bitki, ister hayvan ve isterse insan olsun, Allah aynı plan ve programa göre, yani kader defteri dediğimiz genetik yapıya göre atomları harekete geçirip, halının atomlarla dokunduğu gibi, canlıları da mevcut atomlardan dokuyup, hayvan ve insanlara bir de ruh veriyor. Bitkilere de ruh yerine, büyüme, gelişme, farklılaşma, solunum ve sindirim gibi bir taktım kanunlarla canlılık hayatını bahşediyor.

Hangi varlık ne şekilde yaratılırsa yaratılsın Allah’ın eseridir. Başka türlü olamaz.

Diyeceksiniz ki, o zaman üzerinde fırtınalar koparılan bu evrim nedir?

Evrimi dinsizliğe alet eden evrimciler, yaratıcı olan Allah’ı devreden çıkarıyorlar. Onun yerine her şeyin tesadüf ve tabiatın eseri olarak ortaya çıktığını iddia ediyorlar. Onlara göre nasıl olmuşsa olmuş ortaya tek hücre çıkmıştır. Ondan da zamanla bütün canlılar silsile halinde birbirinden değişip başkalaşarak tesadüfen meydana gelmiştir.

Biraz önce ifade ettiğimiz gibi, bütün bitkiler, hayvanlar ve insanlar şimdi de Allah tarafından tek hücreden yaratılıyor.

Yaratılış konusundaki itirazların çoğu, Allah’ın kâinattaki tasarrufunu anlayamamaktan ileri geliyor. Bir varlık kademe kademe uzun zaman içerisinde yaratıldığı gibi, bir anda da yaratılabilir.

Allah isterse, evrimcilerin iddia ettiği gibi insanı maymun veya başka hayvanlardan yaratamaz mıydı? Yaratabilirdi. Ama bu şekilde yarattığına ait bir delil yok. Aksine Kur'an’da insanın en güzel şekilde ve doğrudan insan olarak yaratıldığını Allah beyan ediyor. Bilim de bunu doğruluyor.

Bir şeyin mümkün olması başkadır; o mümkünün meydan gelmiş olması yine başkadır. Mesela şu anda Karadeniz yerin dibine batabilir mi? Evet, batabilir. Ama bu ihtimalle o hadise olmuş şekilde hareket edilemez. Bu mümkün olanın meydana geldiğine ait delil istenir. Yani Karadeniz’in battığına ait inandırıcı delil olursa o mümkün şeyin vaki olduğuna, yani meydana geldiğine hükmedilir.

Halbuki evrimciler hayallerinde kurguladıkları birtakım senaryoları, meydana gelmiş gibi kabul edip hükümlerine ona bina ediyorlar.

Nitekim Allah cinleri ve şeytanları ateşten yaratmıştır. Şimdi de havadan, ışıktan, sesten ve karanlıktan melek yaratmaktadır. Çünkü Allah için yaratmada bir zorluk ve müşkülat yoktur. Nasıl ki, bir kumandan “Yürü” emriyle bir eri yürüttüğü gibi, aynı emirle bir milyonluk bir orduyu da yürütür.

İşte Allah’ın da kâinattaki tasarrufu emirledir. Mesela, bir oksijen atomunu yaratmayı irade ettiği zaman ona “Ol” der o hemen oluverir. Aynı şekilde cennet ve cehennemle beraber dünyayı yaratmayı irade ettiği zaman yine bir “Ol” emri bunun için yeterlidir. Çünkü Allah’ın ilmi, iradesi, kudreti, görmesi, işitmesi gibi bütün sıfatları sonsuzdur.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun