"Zalim Allah'ın kılıcıdır, onunla önce intikam alır, sonra da ondan intikam alınır." sözünden ne anlamalıyız? Burada irade devre dışı mı kalıyor?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Öncelikle şunu ifade edelim ki, aynı olay üstünde beşer zulmederken kader adalet edebilir. Örneğin, bir adam geçmişte bir cinayet işler ve bunu saklar, ceza almaktan da kurtulur. İnsanlar onun katil olduğunu bilmez. Bir zaman sonra bu adam hiç karışmadığı ve tamamen suçsuz olduğu bir olay yüzünden hapse atılır. Halbuki adamın bu olay ile hiçbir ilgi ve irtibatı yoktur.

İşte kader, bu adamın geçmişte işlediği cinayetine ceza olarak bu olayda onu mahkum eder, bu adalet olur. Aynı olayda ona iftira atıp hapse girmesini temin edenler ise, ona zulmetmiş ve iftira etmiş olurlar. Yani kader onu eski ve gizli kusurundan dolayı mahkum ederken, insanlar ise haksız ve iftira ile onu içeri atıyorlar.

Öyle ise bu adamın hapse düşmesinde kader adil iken beşer ise zalimdir. Hayatımız başımıza gelen musibet ve sıkıntılara bu nazarla bakabiliriz.

İşte soruda geçen konuyu da bu açıdan değerlendirdiğimizde, zalim kendi iradesiyle diğer bir zalime zulmederken, Allah adalet etmektedir.

Soruda geçen konuyla ilgili bir rivayet şöyledir:

“Zâlim, yeryüzünde Allah’ın adâletidir. Allah onunla (başkalarından) intikâm alır. Sonra (döner), ondan da intikâmını alır.” (bk. Keşfu’l-Hafâ, 2/64)

Bu rivayetin zayıf olduğu başka ifadelerle de rivayet edildiği, ancak bu anlamı destekleyen sahih rivayetler bulunduğu ve "İşte kazandıkları (günahları)ndan ötürü zâlimlerden bir kısmını diğer bir kısmının peşine böyle takarız." (Enâm  6/129) mealindeki ayetin, bu rivayetin anlamını desteklediği ifade edilmiştir. (bk. Keşfu’l-Hafâ, a.y.)

Bu anlamı destekleyen bir hadîs-i kudsî’de şöyle buyurulmuştur:

“Azîz ve celîl olan Allah şöyle buyurdu; 'Buğzettiklerimle buğzettiklerimden intikâm alırım. Sonra da döner, hepsini cehenneme döker, sürer, atarım.' (Mecmeu’z-Zevâid, 7/289)

Allah’ın Elçisi Hz. Muhammed aleyhissalatü vesselam, ümmetiyle çok alâkadar olduğundan bu gibi haberlerle onların dikkatini çekiyor ve adetâ şunu demek istiyor: “Ümmet-i Muhammed cezalandırılmayı hak ettiğinde Allah, onları terbiye etmek için zalimleri onlara musallat eder."

Evet, zalim Allah’ın kılıcıdır. Önce onunla intikam alır; sonra da döner ondan intikam alır. Yani zalim de zulmünde payidar olmaz; ancak Allah, önce bu zalimleri Müslümanların üzerine musallat eder. Sonra da tutar onları sarsar ve yerin dibine batırır. İşte böyle kötü bir sonuçtan sakınmaları için, o şefkat ve rahmet Peygamberi (asm), ümmetini ikaz ediyor, Allah’ın gazabını celbedecek hareketlerden kaçınmalarını tavsiye ederek, başlarına gelecek bela ve musibetleri haber verdiği gibi, o olayın nedenlerini de açıklayarak bunlardan sakınmalarını istiyor.

Demek ki, Allah bazen bir zâlimi diğer bir zâlimin üzerine musallat ederek o zalimi cezalandırıyor. Allah, zulmün cezâsı olarak  zâlimi zâlime musallat kılar,  o da onları zillet ve felâkete götürür.

Nefsine zulmeden günahkâr zâlim, halkına zulmeden zâlim yönetici ve ticaretinde insanlara zulmeden hilekâr tüccar gibi bütün zâlimler, bu âyetin tehdit kapsamına girmektedir. Halk ne zaman zâlim durumda olurlarsa ,Allah onlara başka bir zâlimi musallat eder. (bk. Razi, Mefatih, ilgili ayetin tefsiri)

Sonuç olarak bunlar, zâlimler için bir tehdittir. Eğer zulmünden vazgeçmezse  Allah ona diğer bir zâlimi musallat eder. Nitekim bu durum, şu ayet mealinde belirtilmiştir:

"De ki: 'Allah'ın azâbı size ansızın veya açıkça gelirse  zâlimlerden başkası mı yok olur!" (En'âm  6/47)

Allah, zalime tövbe etmesi için mühlet verse bile, asla ihmal etmez. Bir Müslüman, mazlum olsa bile asla zalim olmaz ve olmamalıdır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR