Yusuf Suresi 53. ayette geçen "Nefsimi temize çıkaramam, çükü nefis aşırı şekilde kötülüğü emredicidir..." ifadesi kime aittir?

Tarih: 14.05.2009 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu konuda üç ayeti birlikte mütalaa etmekte fayda vardır. Bu sebeple, önce ilgili üç ayetin mealini görelim:

“Hükümdar o kadınlara: "Derdiniz neydi ki, o zaman Yusuf'un nefsinden murad almağa, onunla birlikte olmaya kalkıştınız?" dedi. Onlar: "Haşa, Allah için biz onun aleyhine bir kötülük bilmiyoruz!" dediler. Azizin karısı: "Şimdi gerçek ortaya çıktı; onun nefsinden ben murad almak istedim. O ise kesinlikle doğru söyleyenlerdendir." dedi.

"Bundan maksadım, benim onun gıyabında kendisine hıyanet etmediğimi ve Allah'ın kesinlikle hainlerin hilesini başarıya ulaştırmayacağını bilmesini sağlamaktır."

"Nefsimi temize de çıkarmıyorum, çünkü nefis kötülüğü emreder; meğer Rabbim rahmetiyle kucaklamış olsun, çünkü Rabbim çok bağışlayan, çok merhamet edendir."
(Yusuf, 12/51-53)

Yusuf Suresinde -meal olarak-; “Bundan maksadım” ile başlayan 52.  ve “Nefsimi temize çıkarmıyorum” ifadesiyle başlayan 53. ayetlerinde yer alan ifadelerin, kime ait olduğu açık olmadığı için, tefsircileri farklı yorumlara sevk etmiştir. Biz de, önce farklı görüşlerin kaynaklarına işaret edecek, sonra da kendi tercihimizi ve gerekçesini arz etmeye çalışacağız:

Bu ifadelerin Hz. Yusuf’a ait olduğunu söyleyenler:

- Taberî, 52, 53. ayetteki ifadelerin Hz. Yusuf’a ait olduğu görüşündedir. Bu görüşünü İbn Abbas,  Mücahid, İkrime, Katade, Ebu Salih, Hasan-ı Basrî ve Said b. Cübeyr’e dayandırmıştır.(bk. İlgili ayetlerin tefsiri).

- Zemahşerî, her iki görüşe yer vermekle beraber, kendi tercihini, bu ifadelerin Yusuf’a ait olduğu yönünde kullanmıştır.(Zemahşerî, ilgili ayetlerin tefsiri).

- Beyzavî ve Nesefî de Zemahşerî’nin görüşündedir.(Bezavî, Nesefî, ilgili ayetlerin tefsiri).

- Beğavî de Taberî gibi düşünmektedir.(bk. ilgili ayetlerin tefsiri).

- Ebu’s-Suud da her iki görüşe yer vermekle beraber, tercihini Hz. Yusuf’tan yana koymuştur.(Ebu’s-Suud, ilgili ayetlerin tefsiri).

- Şevkanî de Taberî’nin görüşünü paylaşmıştır. Ona göre, Tefsircilerin büyük bir kısmına göre, bu sözler Yusuf’a aittir. Az bir kısım  tefsircilere göre ise, bu sözler kadına aittir.(Şevkanî, ilgili ayetlerin tefsiri).

- Alusi de aynı görüştedir. Ona göre, elçi hükümdarın yanında itiraf eden kadınların söylediklerini gelip Yusuf’a anlatınca, o “Bundan maksadım, benim ona gerçekten gıyabında hıyanet etmediğimi ve Allah'ın kesinlikle hainlerin hilesini başarıya ulaştırmayacağını bilmesini sağlamaktı” ve “nefsimi temize çıkarmam” diye de ekledi.(Alusî, ilgili ayetlerin tefsiri).

- İlginçtir Razî, her iki görüşü de zikretmiş ve bir tarafa tercihte bulunamamıştır.(Razî, ilgili ayetlerin tefsiri).

Bu ifadelerin Kadına ait olduğunu söyleyenler:

- İbn Kesire göre, bu ayetlerde hikaye edilen sözler Kadına aittir. O şunu söylemek istemiştir: “Ben bunu itiraf ediyorum ki, kocam benim onun gıyabında kendisine hıyanet etmediğimi bilsin. Her ne kadar ben ondan kâm almak istediysem de o buna yanaşmadı ve büyük bir kötülük olmadı. Ben nefsimi de temize çıkarmıyorum, çünkü nefis kötülüğü emreder”(İbn Kesir, ilgili ayetlerin tefsiri).

- Ebu Hayyan da İbn Kesir’in görüşündedir.(bk. el-Bahru’l-Muhit, ilgili ayetin tefsiri).

- Seyyid Kutup da bu görüşü tercih etmiştir.(Fi Zilal, ilgili ayetlerin tefsiri).

Bizim tercihimiz:

- Önce şunu belirtelim ki, detaylarını veremediğimiz bu farklı iki görüş sahiplerinin her birinin kendisini destekleyen delilleri vardır.

- Bizim tercihimiz, bu ifadelerin Hz. Yusuf’a ait olması yönündedir. Çünkü;

a. Tefsircilerin büyük çoğunluğu (Şevkânî, İbn Aşur, ilgili ayetlerin tefsiri) bu görüşü benimsemiştir. Aynı konuda uzman olanların çoğunluğun, azınlığa tercih edilmesi daha makuldür.

- İlgili ayetlerin akışı, kadının sözlerine daha uygun düşer diyenlere karşı, ayetlerin sibak-siyakını şöyle açıklamak mümkündür: Hükümdarın elçisi, Yusuf’a geldi ve hapisten çıkmasını istediğini söyledi. Yusuf ise, ortada gezen dedikodulara son vermeden, masumiyetini tescil ettirmeden hapisten çıkıp bir görev üstlenmeyi istemedi. Bunun için “Hükümdar kadınları çağırıp durumu tahkik etsin, ondan sonra çıkarım “ dedi. Bunun üzerine elçi hükümdara bunu anlattı ve kadınlar getirilip ifadeleri alındı ve hak ortaya çıktı. Yusuf’un bu isteği yerine getirildikten sonra, elçi yeniden Yusuf’a uğradı ve masumiyetinin tescil edildiğini söyledi. Bunun üzerine Yusuf, “Bu konuyu yeniden gündeme getirmekten maksadım, benim onun (kadının kocası olan efendisinin) gıyabında kendisine hıyanet etmediğimi bilmesini sağlamaktır.” dedi ve ekledi:  “Yoksa ben bununla nefsimi temize çıkarmıyorum, çünkü nefis kötülüğü emreder; meğer Rabbim rahmetiyle kucaklamış olsun. Çünkü Rabbim çok bağışlayan, çok merhamet edendir”. Bütün bu görünmez ifadeler ve bilgiler, Kur’an’ın en parlak İ’caz yönlerinden biri olan îcaz üslubunda saklıdır.

b. Abdullah b. Abbas, Mücahid, İkrime, Katade, Dahhak, İbn Cüreyc, Hasan-ı Basrî, Said b. Cübeyr, Ebu Salih, Süddî (Taberî, İbn Aşur; ilgili ayetlerin tefsiri) gibi, Sahabe ve Tabii’nin en meşhur müfessirleri bu görüştedir.

c. Söz konusu ifadelerin kadına aidiyeti problemli görünmektedir. Mesela; “Bundan maksadım, benim onun (kocası azizin veya Yusuf’un) gıyabında kendisine hıyanet etmediğimi bilmesini sağlamaktır” ifadesi, kadına yakışmaz. Çünkü,  her ikisine de hıyanet etmiştir. Bunu savunanlar, “hıyanete teşebbüs etmesine rağmen bunu başaramamış olduğundan, büyük bir suç işlememiş dolayısıyla hıyanet etmemiş olduğunu” nazara vermek istemişlerdir. Halbuki hıyanet, suçun tamamen gerçekleşip gerçekleşmediğine göre değil, yapılan teşebbüsün unvanıdır. Bu sebeple, açıkça hıyanet ettiği ortada iken, böyle bir şey söylemesi “açıklanamaz” bir pişkinlik olur ki, aklı başında kimselerin söyleyeceği şey değildir.

d. Özellikle “Nefsimi temize de çıkarmıyorum, çünkü nefis kötülüğü emreder; meğer Rabbim rahmetiyle kucaklamış olsun, çünkü Rabbim çok bağışlayan, çok merhamet edendir.” sözünü söyleyecek bir kadın profili ortada yoktur. Çünkü, Razî’nin de ifade ettiği gibi, “Nefsimi temize de çıkarmıyorum” ifadesi, faziletli bir insanın tevazu suretinde söyleyeceği bir sözdür. Bu söz, ancak her yönden temize çıkmış/aklanmış olan Hz. Yusuf’a yakışır. Hem şahitler hem de kendi itiraflarıyla her yönden suçlu olduğu ortaya çıkmış olan kadının “Nefsimi temize de çıkarmıyorum” demesi çok uygun görünmüyor. Demezler mi? “Zaten nefsin temiz değil ki;  onun nesini temize çıkaracaksın?”

Demek ki, "Hazret-i Yusuf Aleyhisselam اِنَّ النَّفْسَ َلاَمَّارَةٌ بِالسُّوءِ اِلاَّ مَا رَحِمَ رَبِّى demesiyle, nefs-i emmareye itimad edilmez. Enaniyet ve nefs-i emmare sizi aldatmasın." (Nursi, Lemalar, 21. Lema)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun