Yasin Suresi 6. ayette "ataları uyarılmamış bir kavim" ifadesi geçerken, Neml ve Müminun surelerinde farklı ifadeler geçmektedir. Bunu açıklar mısınız?

Tarih: 04.05.2009 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Yasin Suresi'ndeki ifade, Hz. Muhammed (asv)'in ilk muhatap kitlesi olan Kureyş ve çevresindekilere yakın zamanlarda bir peygamber gönderilmemiş olduğuna işaret etmektedir. Neml 68. ve Müminun 83. ayetlerde ise uzun zaman öncesine işaret edilmektedir. İlgili ayetlerin açıklamalarında mesele daha iyi anlaşılacaktır.

Yasin Suresi, Ayet 5-6:

“(Bu kitap) Aziz ve Rahim olan Allah tarafından ataları uyarılmamış, bu yüzden kendileri de gaflet içinde bulunan bir toplumu uyarasın diye indirilmiştir.”

Ayetin Açıklaması:

Genellikle müfessirler, "ataları uyarılmamış" ifadesiyle, Hz. Muhammed'in ilk muhatap kitlesi olan Kureyş ve çevresindekilere yakın zamanlarda bir peygamber gönderilmemiş olduğuna işaret edildiği kanaatindedirler. (bu konuda ayrıca bk. Secde 32/3; Sebe' 34/44; Fâtır 35/24)

Mealde esas alınan bu mâna burada geçen "mâ" kelimesinin olumsuzluk edatı sayılmasına göredir. Bu kelimenin mahiyeti ve cümledeki rolü konusundaki farklı kanaatlere göre âyetin aynı kısmına "ataları uyarılmış" veya "atalarının uyarıldığı şeyle" anlamı da verilebilir. Bu takdirde geçmiş devirlerdeki bütün insanlar kastedilmiş olur. (Taberî, XXII, 150; İbn Atiyye. IV, 446)

Yine bu yaklaşıma göre cümlenin devamı ile uyumu açısından mealin "Ataları uyarılmış ama kendileri gaflet içinde bulunan bir toplumu uyarasın diye" şeklinde olması gerekir. (Zemahşerî, III, 280) (Bk. Diyanet Tefsiri, Kur’an Yolu: IV/425-426.)

Arap Yarımadası'na Peygamber Gönderilmemiş Miydi?

“Babaları uyarılmayan bir milleti -ki onlar gaflet içindedirler- uyarman içindir.”

Kur'ân'ın açık anlatımından şunu anlıyoruz: Musa Peygamber'den önce uzun yıllar İsrail oğullarına nasıl uyarıcı peygamber gönderilmemişse, Mekkeli'lere veya Arap Yarımadası'nda yaşayan Araplara da altı asra yakın bir süre peygamber gönderilmemiştir.

Kur'ân'ın birkaç yerinde ise, her ümmete uyarıcı peygamber gönderildiği haber verilmektedir. (Nahl Sûresi: 36- Fâtır Sûresi: 22)

O halde konu iyice incelendiğinde bu iki anlatım arasında bir tutarsızlık veya tezat olmadığı rahatlıkla görülebilir. Şöyle ki, Musa Peygamber (A.S.) ve onu izleyen diğer peygamberlerin bulunduğu, yaşadığı muhit Arap Yarımadası'na hem yakındı, hem de ticarî kervanlarla devamlı ulaşım ve haberleşme imkânı mevcuttu. İsa Peygamber'in (A.S.) bulunduğu bölgenin de coğrafi durumu ondan farksızdır. Böylece uzun süre Araplara özel şekilde uyarıcı peygamber göndermeye gerek görülmemiştir. Musa'dan (A.S.) önce, Mekke'de İbrahim ve İsmail Peygamberler (salât-ü selâm ikisine de olsun) bulunmuşlar ve İsmail Peygamber, Mekke'ye gelip yerleşen Cürhüm Kabilesi'nden evlenmek suretiyle yarımadayla geniş temas kurma imkânı sağlamıştır.

Ne var ki, Araplar Musevîlikle, İsevîliğe pek iltifat etmemişlerdir. Aslında bu onlardan ziyade Yahudilerin kendi dinlerini yayma temayülü göstermemelerinden kaynaklanmıştır. Zira Yahudilikte dini yayma misyonu yoktur ve buna ihtiyaç da duymazlar. İsevîlik ise yarımadaya pek inememiş, dar çerçeve içinde kalmak suretiyle uzun yıllar Filistin ve çevresini aşamamıştır. Nitekim İsa Peygamber'den sonra fetret dönemi başlamış ve altı yüz yıla yakın o bölgeye ve Arap Yarımadası'na peygamber gönderilmemiş; o yüzden cahil Araplar iyice tek ilâh inancından uzaklaşıp çok ilâhlı bir sistemi benimsemişler ve bu konuda kutsal Kabe'yi puthane yapacak kadar ileri gitmişlerdir.

İşte ataları uzun yıllar uyarılmayan Araplar böylesine karanlık cehalet içinde bocalarken Cenâb-ı Hak hem onlara, hem bütün kavim ve milletlere rahmet olarak Hz. Muhammedi (A.S.) uyarıcı peygamber olarak göndermiştir. (bk. Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 10/5028.)

Mü’minun Suresi, Ayet 83: “Doğrusu daha önce de hem bize hem atalarımıza böyle bir vaatte bulunulmuştu. Ama bu, geçmiştekilerin masallarından başka bir şey değildir.”

Neml Suresi, Ayet 68: “Doğrusu bu tehdit bize yapıldığı gibi daha önce atalarımıza da yapılmıştı. Ama bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir.”

Daha önce bizler de, babalarımız da bununla vaad olunduk. Bu iş yeni bir iş değil ki. Tarih içinde hep gündeme getirilmiş bir iştir bu. Adem (a.s) söyledi bunu, Nuh (a.s) söyledi, Sâlih (a.s) söyledi, tüm peygamberler söyledi bunu. İyi de madem ki yüz yıllardır, bin yıllardır söylenip duruyor bu iş, öyleyse hani nerede bu? Niye gelmiyor? Niye gerçekleşmiyor? Niye kopmuyor bu kıyâmet? Yok yok:

Başka değil bu eskilerin masalıdır. Eskiden beri konuşulup durulan ama bir türlü gerçekleşmeyen bir mitolojidir. Kendi felsefeleri efsane değil de Allah’ın âyetleri efsane. Akılsız, zavallı insanlar. Allah’ın ölüm yasasından kurtulabileceklerini mi zannediyorlar da böyle zavallıca laflar ediyorlar?

Evet öncekilerde böyle dediler, sonrakiler de böyle dediler, şimdikiler de böyle diyorlar. Kıyâmete kadar tüm kâfirler aynı şeyi söylüyorlar, söyleyecekler. Aksi takdirde âhireti kabul etseler şu anda yaşadıkları hayatı yaşamaları mümkün olmayacaktır. Âhireti kabul ettikleri anda tüm iştahları, tüm rahatları kaçacak ve hayatları zehir zindan olacaktır. Hem âhiret var diyecekler, hem diriliş var diyecekler hem de kâfirce, zâlimce, keyiflerince bir hayat yaşayabilecekler bu mümkün değildir. (bk. Besâiru'l Kur'an)

Soru: Bu toplumun ataları uyarılmış ama bir Hıristiyanlık gibi değiştirilmemiş, tahrif edilmemiş. Nitekim haç, namaz vs. gibi ibadetleri hala sürdürmüşler. Şu halde onlara bir uyarıcının gelmesindeki mana ne olabilir?

Müşrik Arapların Hz. İbrahim’in dininden kalma bazı ritüelleri uyguladıkları doğrudur. Fakat bu ritüller zamanla pek çok değişikliğe uğramış ve bir çok yanlışa kucak açmıştır. Özellikle, Kabe’nin Mekke’de canlı bir sembol olarak bulunması, Kureyşlilerin –yanlış da olsa- hacla alakalı ibadetleri yaptıkları Kur’an’la da sabittir.

Kureyşlilerin bu tavrı, onları belli bir dine sahip kılmaya yetmemiş, putperestlik olgusu başını almış yürümüştü.

Hz. İbrahim’in Hanif dininden bazı kalıntıların bulunması, ne onları –din açısından- gerçek bir kimliğe kavuşturmuş, ne de cehaletlerini giderebilmiştir.

Bu sebepledir ki, Kur’an onları gafil olarak vasıflandırmıştır. “Babalarının/atalarının uyarılmaması”n dan maksat, onların meşhur ataları olan Adnan’dan bu yana kendi sülalelerine herhangi bir uyarıcının gelmediğidir(krş.İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri).  Diğer bazı alimlere göre, buradaki atalarından maksat, yalnız Fetret döneminde yaşayan atalarıdır(Celaleyn).

Bununla beraber alimler, “(Bu Kur’ân) Ataları uyarılmamış, kendileri de bu yüzden gaflet içine düşmüş bir topluluğu uyarman için, her şeye gâlip ve merhamet sahibi olan Allah tarafından indirilmiştir”(Yasin, 36/5-6) mealindeki ayeti –daha önce de ifade edildiği gibi- iki şekilde yorumlamışlardır:

Birincisi: Ayetin asıl Arapça metninde yer alan “mâ ünzire” ifadesindeki “mâ” edatı, olumsuzluğu ifade eden bir nefiy edatıdır.  Ayete verdiğimiz meal bu manaya göredir ve alimlerin büyük çoğunluğu bunu böyle anlamıştır.

“Yoksa (Kâfirler), “Peygamber uydurdu mu diyorlar?” Bilâkis O, senden önce kendilerine hiç bir uyarıcı gelmemiş olan(mâ etâhum) bir kavmi uyarman için Rabbin tarafından indirilmiş hak (kitap)tır. Belki böylece doğru yolu bulup hidâyete ererler” (Secde, 32/3) mealindeki ayetin açık olan olumsuz manası, söz konusu ayetin de olumsuzluk ifade ettiğinin göstergesidir.

Buna göre, uyarılmamış olanlar, Arapların yalnız fetret dönemi denilen devirde, Hz. İsa ile Hz. Muhammed(a.s.m) arasındaki devirde yaşayan ataları kastedilmiştir ve bunlar genel kuralın dışında bir istisna teşkil etmektedir.

Nitekim, Alusi’nin de ifade ettiği gibi, uyarılmamış olan babalarından maksat, en yakın babalarıdır. Uzak babalarına gelince, onları Hz. İsmail uyarmış ve kendilerine Hz. İbrahim’in şeriati ulaştırılmıştı. (bk. Alusî, ilgili ayetin tefsiri).

İkincisi: “mâ ünzire” ifadesindeki “mâ” edatı, bir sıla edatıdır. Bu takdirde cümlenin manası: “ataları uyarılmış..” demek olur(krş. Razî, Yasin, 36/5-6. ayetinin tefsiri).

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun