Torunundan genç olan peygamber kimdir? Allah onu 100 yıl uyutmuş deniliyor?

Tarih: 17.12.2009 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu peygamber, bazılarına göre, İsrailoğullarının resullerinden Ermiya adında bir peygamberdir. İbn Âşûr bu kişinin, İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden Hezekiel olduğunu tercih etmiştir. İbn Abbas’tan gelen rivayette ve en meşhur olan görüşe göre, bu zat, Yahudilerin kendisine haşa “Allah’ın oğlu” dedikleri Hz. Uzayir’dir. Kıssanın geçtiği yer, Bakara Suresi'nin 259. ayetidir. Fakat Kur’an’da herhangi bir isim verilmemektedir. Harap olan köy ise, ilmî çevrelerde Kudüs/Beytu’l-Makdis olarak meşhur olmuştur.(bk. Taberî, Razî, İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri).

Konuyla ilgili ayet şudur:

- Yahut şu kimsenin haline bak ki, altı üstüne gelmiş harap bir beldeden geçerken “Allah bu beldeyi nasıl diriltecek?” demişti. Allah da onu öldürüp yüz sene öylece bıraktı, sonra diriltip “Ne kadar ölü kaldın?” diye sordu. O, “Ya bir gün, yahut daha da az” dedi. Allah ise “Sen yüz sene ölü kaldın,” buyurdu. “Yiyeceğine, içeceğine bir bak, hiç dokunulmamış. Bir de merkebine bak! Seni böylece insanlara bir delil yapmak için öldürüp dirilttik. Şimdi de kemiklere bak; onları nasıl yerli yerince diziyor, sonra üzerine et giydiriyoruz.” Bütün bunları apaçık gördükten sonra, o kimse, “Allah’ın herşeye kadir olduğunu artık çok iyi biliyorum” dedi. (Bakara Suresi, 2/259)

Âyetin gelişinden, bu kişinin inanan bir kimse olduğu, ancak tatmin olmak ve imanını güçlendirmek için delil arayışında olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim arkadan gelecek olan âyet de bu yönde bir ders içermektedir.

- Hani, bir de İbrahim “Rabbim, ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster” demişti. Allah “Yoksa inanmadın mı?” buyurdu. İbrahim “İnandım,” dedi. “Lâkin kalbim tatmin olsun  istiyorum.” Allah buyurdu ki: “Dört tane kuş tut, onları kendine alıştır. Sonra her dağın başına onlardan bir parça koy. Sonra da çağır onları; bak nasıl koşarak sana gelecekler. Ve bil ki, Allah’ın kudreti herşeye üstündür, her işinde sonsuz hikmetler vardır. (Bakara Suresi, 2/260)

Allahuteâlâ bir peygamberi uyutmuş veya öldürmüş, sonra yeniden diriltmiş, ona ölü kemiklere nasıl can verdiğini, bozulmamış yiyecek ve içeceğini, kendine iade ettiği eşeğini göstermiş ve bütün bunları (peygamberine lütfettiği mucizeleri), öncelikle orada bulunanlara, sonra da Kur'an'ın gelişine kadar vahiy yoluyla bu bilgiye ulaşan insanlara ibret kılmıştır. Bu ibret Allahuteâlâ'nın insanları öldürdükten sonra tekrar diriltmeye kadir olduğunu göstermektedir ve âhiret inancının bir delilidir. (Taberî, III, 28 vd.; Şevkânî, I, 307-309; İbn Âşûr, II, s. 35)

Allah'ın, hidayete yönelen kullarını doğru yola kavuşturması ve gerçeği bulmalarını sağlaması üç şekilde olmaktadır:

a) Aklî deliller getirerek. Hz. İbrahim (as)'ın Nemrud'la tartışması bunun örneğidir.

b) Gerçeğin ve bildirilen vakıanın nasıl ve neden ibaret olduğunu göstererek. Soruda geçen olay bunun örneğidir.

c) Bizzat yaptırarak, yaşatarak, sebep ve sonucu deney halinde göstererek, 260. âyette anlatılan olay da bunun örneğidir. (Kur’an Yolu, I/286-287)

İlave bilgi için tıklayınız:

Hz. Uzeyr hakkında bilgi? Hz. Üzeyr (as)'a Yahudiler neden -haşa- Allah'ın oğlu diyorlar?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun