Ters dönen bir böceğin kendisini doğrultamayarak ölmesi, kusurlu bir yaratılışın sonucu değil midir?

Soru Detayı

- Tanrı o böceğe gerekli donanımı bahşetseydi, o böcek eziyet çekerek can vermezdi; öyle değil mi?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Nur Külliyat'ında, güzellik iki kısımda incelenir: “Bizzat güzel” ve “neticeleri itibariyle güzel” diye. Bu sınıflandırmaya bazı örnekler verebiliriz:

Gündüz bizzat güzeldir, gecenin de kendine göre ayrı bir güzelliği vardır. Biri uyanıklığı, diğeri uyumayı andırır. İkisine de ihtiyacımız olduğu açık değil mi?

Öte yandan, meyve bizzat güzeldir, ilâç ise neticesi itibariyle güzeldir. İşte bu misâl gibi, sıhhat bizzat güzeldir, hastalık ise neticesi itibarîyle... Yemek bizzat güzeldir, perhiz yapmak ise neticesi itibarîyle. Gül bizzat güzeldir, gübre ise neticesi itibariyledir.

Allah’ın yaptığı ve yarattığı her şey, gerek başlangıcı ve gerekse sonu itibariyle güzeldir. O’nun hiçbir icraatında şer ve çirkinlik yoktur. Bize göre şer ve çirkin gözüken olaylar, hakikat noktasında çirkin değildir, güzeldir. Çünkü olayların bize bakan yönü bir ise, Allah’a bakan yönü binlerdir.

Yukarıda sözü edilen böceğin bize bakan yönü, canlı oluşu sebebiyle onun ölmesinden duyduğumuz üzüntüdür. O canlıyı yaratan ve her an hem onun rızkını veren hem de hücrelerini yenileyen, geliştirip büyüten Allah’tır. O canlının ölmesi, kendi başına olmuş gelişigüzel bir olay değildir. O canlının bir atomu dahi Allah’ın izni olmadan hareket edemez.

O canlı kâinatta tek başına değildir. Bütün bir sistemin içinde belli bir görevi vardır.

Her şeyden önce, yaratılmasında bir takım hikmetler ve gayeler vardır. Bu gayelerin bir kısmı ilimle tespit edilebilmektedir. Hayat zinciri içerisinde kendisine yüklenmiş bir takım görevler olabilir.

Evvel emirde, her bir canlı Allah’ın isimlerine birer aynadır, O’nun isimlerini gösterir. Her bir varlığı, başta melekler ve diğer canlılar bir sanat eseri olarak seyreder. En önemlisi, o canlıda Allah kendi sanatını seyreder.

O canlının yaratılışından beklenen maksat hâsıl olduktan sonra, o canlı, ızdırap çekmeden öbür âleme gönderilir. Bu gönderilme de bir takım sebeplerle olmaktadır. Ya ters dönecektir, ya kalbi duracaktır veya biri başka canlıya yem olacaktır. Bu tip böcekler bakteri benzeri başka canlıların rızkıdır.

Diğer taraftan, o böceğin hasta olması da muhtemeldir. Böyle bir durumda böceğin ölmemesi, onun için büyük bir azaptır, ölümü rahmettir.

Konunun bir diğer yönü ise, her canlının ne kadar yaşayacağının önceden tayin edilmiş olmasıdır. Belirlenen hayat süresi tamamlanınca o varlık dünya sahnesinden çekilecektir. İnsan da bu kanuna tabidir. Onun da tayin edilen süresi dolunca herhangi bir sebeple ölümü meydana gelir. Zaten bu dünya hiçbir varlık için daimi değildir. Bir gün gelecek yer küre ve diğer galaksiler de ömürlerinin tamamlayıp ahret için yeni bir şekil almak üzere dünya sahnesinden çekileceklerdir.

Madem dünya fanidir ve madem insan da onun içinde az duracak bir yolcudur. Bu kısa dünya hayatında ebedî hayatı kazanmak veya kaybetmek davası her insanın başına açılmıştır. Onun, bu ebedî hayatı kazanmanın gayreti içerisinde olması en akıllıca bir iştir.

Yoksa bazı ateistlerin yaptığı gibi -güya kendi akıllarınca- kâinattaki eksiklikleri araştırmak değildir. Kaldı ki, araştırsalar da bir noksanlık bulamayacaklardır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR