Şüpheli durumlarda ne yapmalıyım?

Tarih: 24.12.2021 - 12:34 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Bazı durumlarda karar veremiyoruz. Evet, helal ve haram belli. Ama helal mi haram mı konularında arda kaldığım da oluyor.
- Böyle durumlarda tavsiyeniz nedir, Peygamberimizin bu konuda bir tavsiyesi var mı?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Evet, Hz. Peygamber Efendimizin (asm) bu konuda tavsiyesi, şüpheli şeylerden sakınmaktır.

Konuyla ilgili bir hadis rivayeti şöyledir:

“Helal olan şeyler belli, haram olan şeyler bellidir. Bu ikisinin arasında, halkın birçoğunun helal mi, haram mı olduğunu bilmediği şüpheli konular vardır.

Şüpheli konulardan sakınanlar, dinini ve ırzını korumuş olur. Şüpheli konulardan sakınmayanlar ise gitgide harama dalar. Tıpkı sürüsünü başkasına ait bir arazinin etrafında otlatan çoban gibi ki, onun bu araziye girme tehlikesi vardır.

Dikkat edin! Her padişahın girilmesi yasak bir arazisi vardır. Unutmayın ki, Allah’ın yasak arazisi de haram kıldığı şeylerdir.

Şunu iyi bilin ki, insan vücudunda küçücük bir et parçası vardır. Eğer bu et parçası iyi olursa, bütün vücut iyi olur. Eğer o bozulursa, bütün vücut bozulur. İşte bu et parçası kalptir.” (Buhari, Îman 39, Büyu 2; Müslim, Müsakat 107, 108)

Beş hadisin İslam dininin özünü ihtiva ettiğini söyleyen alimler, bu hadis-i şerifi o beş hadisten biri kabul etmişler, hatta bazıları bunu İslâm dininin bütün hükümlerini bünyesinde toplayacak kadar geniş manalı bulmuşlardır.

Peygamber (asm) Efendimiz bu hadiste, Müslümanların karşısına çıkacak meseleleri üç gurupta toplamaktadır:

Birincisi: Yemek, içmek, yürümek, konuşmak ve evlenmek gibi helal davranışlar.

İkincisi: İçki içmek, zina etmek, yalan söylemek, iftira etmek gibi haram davranışlar.

Üçüncüsü ise: Şüpheli konulardır. Şüpheli konuların helal kısmına mı, yoksa haram kısmına mı girdiği ilk bakışta bilinemez. Çünkü din bu konuda bir hüküm getirmemiştir. Bu sebepledir ki, Peygamber Efendimiz (asm), halkın birçoğunun bunları bilemeyeceğini söylemiştir. İslam alimleri bunları bilinen benzeri konulara kıyas ederek, yani içtihat yaparak açıklığa kavuşturmuşlardır.

Bir yanında helaller diğer yanında haramlar bulunan şüpheli konuların sınırları kesin çizgilerle ayrılmamıştır. Bu sebeple şüpheli konular bölgesinde dolaşmak tehlikelidir. Bu tehlikeyi Peygamber Efendimiz (asm) şöyle dile getirmiştir:

Şüpheli konulara yaklaşmaya cesaret edenler, burasının hassas bölge olduğunu unutarak kesin çizgilerle yasaklanmış bölgelere kadar giderler ve sonunda kendilerini yasak bölgenin içinde buluverirler. İşte o zaman bu kimseler iki bakımdan perişan olurlar: Önce Müslümanların arasındaki değerlerini kaybederler; halkın diline düşerek rezil olurlar; namus ve haysiyetlerini yitirirler. İkinci olarak da Allah’ı gücendirirler ve onun rızasını kaybederler. Peygamber Efendimizin (asm) “Şüpheli konulardan her kim sakınırsa, dinini ve ırzını korumuş olur.” sözüyle anlatmak istediği işte budur.

Şüpheli konular bölgesinde dolaşmayı, sisli bölgede yürümeye benzetebiliriz. Sisli bölgede yürümeye devam edenler, içinde bulundukları anormal şartları zamanla normal görebilirler ve farkında olmadan daha koyu sise ve karanlığa dalabilirler. Diğer bir ifadeyle söyleyecek olursak, mekruhlara alışan ve onları önemsemeyen kimseler, çok geçmeden kendilerini haramın içinde bulabilirler.

Şüpheli konuları, sahabilerin iyi bildiği bir misalle açıklamak isteyen Peygamber Efendimiz (asm), onlara Arap hükümdarlarının korularını hatırlattı. Arap hükümdarları kendi hayvanlarının otladığı özel koruya başkalarını yaklaştırmazlardı. Yaklaşmaya cesaret edenlere ağır cezalar verirlerdi. Bunu belirttikten sonra Efendimiz Allah’ın da bir yasak arazisi yani haramları olduğunu, o yasak araziye girenlerin Allah’a karşı gelmiş sayılacaklarını söyledi.

Bu üç farklı bölgeyi, yani dolaşılması helal, şüpheli ve yasak araziyi insana kalbinin göstereceğini belirten Resul-i Ekrem aleyhissalatü vesselam, kalbin sağlığını korumanın çok önemli olduğunu anlatmaktadır. Bu hadis-i şerifin baş tarafı ile son tarafında böyle bir ilgi vardır.

Efendimiz demek istiyor ki, kalbin sağlığını koruyabilmek için onu helal lokma ile beslemek şarttır. Kalbin iyi ile kötüyü, şüpheli ile yasağı ayırt edebilmesi buna bağlıdır. Haram lokma ile beslenen kalp, zamanla saflığını yitirerek bulanır, hatta bir zaman sonra kararmaya başlar. Bu hâl kalbin hastalandığını ve ayırıcı özelliğini yitirdiğini gösterir.

Bir defasında Hz. Peygamber (asm) kalbin nasıl hastalandığını anlattı. Yapılan her bir günahın kalbin üzerinde siyah bir nokta meydana getirdiğini, noktalar çoğaldığı zaman kalbin siyah bir hâl aldığını ve artık iyi ile kötüyü birbirinden ayırma görevini yapamadığını söyledi.

Kalbin sağlığını korumak veya hastalanmış bir kalbi iyileştirmek için yapılması gerekeni, onu icad edip yaratan bildirmiş ve: “Unutmayın ki, kalpler, Allah’ı anarak huzura kavuşur.” (Rad, 13/28) buyurmuştur.

Allah Teala’nın yapmamızı istediği her ibadet, kalbin sağlığını korumak için emredilmiştir. Allah adıyla dirilip can bulan bir kalp, vücut ülkesinin yegâne sultanı olduğu için, emri altındaki bütün varlıklara, yani ellere, ayaklara, dillere, dudaklara, gözlere, kulaklara isabetli emirler verir; başarılı bir hükümdar olur.

Peygamber Efendimizin (asm) küçücük et parçası diye anlattığı kalp, acaba göğsümüzde çırpınıp duran et parçası değildir, davranışlarımıza yön veren ruhumuza ait olan kalptir. Öyle anlaşılıyor ki, davranışlarımıza yön veren şey, o çırpınan kalp sayesinde varlığını koruyan akıl ve kalptir. Kalbin iyiliği sözüyle anlatılan da sağlam bir anlayış ve mükemmel bir düşüncedir.

Özetle:

- Helal lokma yemeli, haramlardan sakınmalıdır.

- İnsanı farkına varmadan harama yaklaştıran şüpheli konulardan uzak durmalıdır.

- İyi ile kötüyü ayırt etmeye yarayan kalbin sağlığını korumalıdır.

- Şüpheli konulardan sakınmayıp haram batağına düşenler, hem Allah hem de insanlar yanındaki değerlerini yitirirler. (bk. Riyazü's Salihin, Tercüme ve Şerh)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun