Şeytanın gücü bir iş yapmaya yetebilir mi?

Tarih: 16.01.2017 - 01:06 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Şeytanın gücü bu işi yapmaya yetebilir mi?
- Şeytan bu tür vesveseler verebilir mi?
- Vesvese değil de bunu yapabilmek şeytanın yapabilecekleri arasında mıdır?
- Vesvese değil hatta gerçek bunlar. Söylemeye çok çok utanıyorum ama yazmak zorundayım. Sizden de çok özür diliyorum. Lütfen dalga geçtiğimi falan düşünmeyin. Bunun şeytan yüzünden olduğunu düşünmek istiyorum ama bazen kafam karışıyor tabi. Tekrardan çok çok özür dileyerek yazıyorum. Kesinlikle dalga geçmek falan değil niyetim.
- Ben dini kelimeler söylerken orta parmağımda ve cinsel organımda bir şeyler oluyor. Tam dini kelimeyi söylediğimde orta parmaklarımdan biri gidiyor bir yere çarpıyor ya da titreme oluyor. Böyle bir şey olacağını aklımın ucundan bile geçmezken oluyor bunlar. Hatta tamamen unutmuşken de oluyor. Şeytanın böyle bir şey yapmaya gücü yeter mi?
(Bir gün birden aklıma geldi bu şey. Acaba böyle bir şey olabilir mi dedim ve o günden sonra hep olmaya başladı. Böyle olacağını düşünmeden önce yoktu. Düşündükten sonra olmaya başladı ve çok uzun zamandır da beni bırakmadı.)

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Şeytanın varlığı insanların tabi olduğu imtihanın bir parçasıdır, olmazsa olmaz şartıdır. Çünkü imtihanın olumlu veya olumsuz yolunu takip etmek için insanın önemli bir rehberi olan aklına yardımcı olacak melek kuvvetine ihtiyaç olduğu gibi, hak yoldan çıkmaya meyyal olan nefsin heveslerine yardımcı olacak şeytanların varlığına da ihtiyaç vardır.

Bu sebepledir ki, insanlarda hem iyiliği telkin eden melek yuvası, hem kötülüğü telkin eden şeytan yuvası vardır. Bu fıtri telkin mekanizmaları da imtihanın bir parçasıdır. Bunları nasıl değerlendireceğimizi ise Peygamber Efendimiz (asm) açıklamıştır.

Hz. Peygamber (asm):

"İnsanoğlunda bir lümme-i şeytâniyye bir de lümme-i melekiyye vardır. Lümme-i şeytâniyyeden hakkın yalanlanması ve kötülüklerin yapılması; lümme-i melekiyyeden de hak ve hakikatin tasdik edilmesi ve güzel işlerin yapılması yolunda telkinler yapılır. Buna göre içinden hayır işlerine dair telkinler alan kimse, bunun Allah tarafından olduğunu bilsin ve O'na hamd etsin. Kötülük telkinine maruz kalan kimse de kovulmuş şeytandan Allah'a sığınsın." diye buyurmuş ve ardından da "Şeytan size fakirliği telkin eder ve hayasızlığı emreder." (Bakara, 2/268) mealindeki ayeti okumuştur. (Tirmîzî, Tefsir, 3)

- Keza sahih bir rivayete göre, Peygamberimiz (asm) itikafta olduğu bir gecede hanımı Hz. Safiyye onu ziyaret etmiş ve dışarı çıkıp eve giderken Peygamberimiz de ona refakat etmişti. Dışarıda kendilerini gören iki kişi selam verip geçtiler. Fakat Hz. Peygamber onlara seslendi ve “Bu benim eşim Safiye’dir.” diye buyurdu. Onlar “Senin hakkında da mı şüpheye düşeriz.” demek için “fesubhanellah!” dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz (asm) şöyle buyurdu:

“Muhakkak ki şeytan insanoğlunun kanının dolaştığı yerde dolaşır. Ben onun içinize bir şey atmasından korktum.” (Buhari, İtikaf, 11)

- Bu hadisten ve açıklamadan anlaşılıyor ki, şeytan ve şeytanın kabilesi olan cinler insanın kanının dolaştığı yerlerde dolaşabilir ve o yolla bazı vesveseler ve telkinler yapabilir ve insanların iç alemindeki bazı duygu ve düşüncelerini okuyabilir.

Şeytanın vesvesesinden tamamen kurtulmak insanlar için imkânsız gibidir. Çünkü, -yukarıda geçtiği üzere- kalbin sağ tarafında kişiye iyiliği, güzelliği ilham eden “kuvve-i melekiye” (melek yuvası) bulunduğu gibi, kalbin sol tarafında da kötülüğü, çirkin şeyleri telkin eden “lümme-i şeytaniye” (şeytan yuvası) bulunmaktadır.

Şeytanlar kötülüğü, melekler de iyiliği telkin ediyorlar. Biri nefsi, biri de aklı ve kalbi desteklemektedir. İnsanoğlu iyi ile kötüyü, hak ile batılı fark edip özgür iradesiyle tercihini ortaya koyarken, meleklerin tavsiyelerine ve şeytanın telkinlerine maruz kalır.

Nefsine rağmen aklını kullanarak Allah'a itaat edenler, meleklerden de üstün bir konuma gelirler. Ama aklına rağmen, nefis ve şeytana uyarak Allah'a isyan eden kimse ise, hayat felsefesi bakımından hayvanlardan daha aşağı bir derekeye düşecektir.

- Kalb, hem iyiliği hem kötülüğü kabul edebilen NÖTR bir vaziyettedir. Ancak, kalbin ayarını bozmasıyla işlerin ayarı bozulur.

Mesela: NÖTR konumda olan bir kalb, eğer rotasını değiştirip nefsin heva ve hevesine meyil ederse, bu takdirde şeytanın vesveselerine kapı açmış olur. Ve bu fırsatı değerlendiren şeytanın askerleri hücuma geçip kötü söz ve eylemlerin kalbi istila etmesine zemin hazırlamış olur.

İşte bu noktada Nefs-i emmare ile şeytanın birlikteliği söz konusudur. Şeytan çalar, nefis de oynar.

Şayet kalb bu NÖTR vaziyetini heva ve heves yerine Allah’ın emir ve yasaklarına yönelerek değiştirse ve takvaya sarılıp nefisle mücadele etse, bu takdirde melekler kalbin sahasını işgal eder ve iyi söz ve eylemlerin olması için hayırlı şeyleri ilham ederler. (Krş. Gazali, İhya, 2/229-230)

- Kişinin iradesi dışında parmağının titremesi, hareket etmesi, maddi bir hastalık sonucu değilse, psikolojik bir durum olarak değerlendirilebilir.

Psikolojik vakaların tıbbın ön gördüğü argümanlar yanında, özellikle evham, obsesyon türü takıntıların oluşmasında şeytanın önemli bir rolü vardır. Bu takıntılar arasında evham gibi hayali kuruntular olduğu gibi, bedenin gösterdiği anormal refleksleri de vardır.

Nitekim bazı hadis-i şeriflerde bu gerçeğe işaret edilmiştir:

“Biriniz namazda iken ona şeytan gelir ve dübüründen (arka çıkış yolu çevresinden) bir kıl alır, onu çeker uzatır. O kişi de abdestinin bozulduğunu sanır. Böyle bir durumda ses duymadıkça veya koku hissetmedikçe namazdan ayrılmasın.” (Ahmed b. Hanbel, III, 96)

"Sesini veya kokusunu almadığınız şeylerden dolayı abdest almayınız." [Müslim, Hayz, 99 (362); bk. Buhari, Vudû, 4, 36]

“Muhakkak ki şeytan herhangi biriniz namazda iken gelir ona sokulur, makatından bir kıl alır, o da abdestinin bozulduğunu zanneder. Böyle bir duruma maruz kalan kimse bir ses duymadan veya bir koku almadan namazdan çıkmasın.” (Taberani, el-Kebir, h.no: 9230)

“Muhakkak ki şeytan namazda kişiye gelip sokulur ve namazını kesip bozmak için makatına üfler. Böyle bir şey hisseden kişi, bir ses duymadan veya bir koku almadan namazdan çıkmasın.” (Taberani, el-Kebir, h. no: 9232)

- Parmağın hareketi ile makatın hareketi arasında -bazı yönlerden fark olsa bile- her iki hareketin ortak paydası şeytanın hilesinin bir ürünü olma ihtimali çok kuvvetlidir.

Sizin şu “Böyle olacağını düşünmeden önce yoktu. Düşündükten sonra olmaya başladı ve çok uzun zamandır da beni bırakmadı.” şeklindeki ifadeleriniz de yapılan değerlendirmelerin doğruluğuna bir destektir.

Bizim tavsiyemiz; bu işin takıntı haline gelmemesi için onu ciddiye almamanız, bunun dini yönden size bir zararının olmadığını bilip rahatlamanız ve mümkünse bir uzman doktora da görünmeniz ve şu linke tıklayarak ilgili videoları seyretmeniz.

İlave bilgi için tıklayınız:

Sesli ve Görüntülü Cevaplar...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun