Sevdiğini Allah’a emanet eden kişi onu görmeden ölmez mi?

Tarih: 27.05.2019 - 20:01 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Bu hadisleri anlayamadım açıklar mısınız?
- İslam inancına göre nasıl inanmalıyım?
a) “Vedalaşırken, seni emanetleri kaybolmayan Allah’a emanet ediyorum deyin.'' (İbni Mace) hadisini okuyunca aklıma şu takıldı. Madem Müslümanlar vedalaşırken biribirini Allah’a emanet ediyorsa, nasıl oluyor da adam evde yokken kötü niyetli kişiler eve girip adamın karısını kızını kaçırabiliyorlar ya da ırzına geçebiliyorlar?
- Veya geçmişte nice İslam ülkelerinde erkekler savaşa giderken ailesini Allah a emanet ediyorsa, İslam ordusu savaşı kaybettiklerinde düşman orduları bu erkeklerin ailelerindeki fertlere bin bir türlü fenalığı kötülüğü nasıl yapabiliyorlar? Mallarını nasıl çalabiliyorlar?
b) Yoksa birbirini Allah a emanet edip Allah’ın korumadığı kişiler hakkında kesin olarak kafir oldu imansız öldü diyebilir miyiz?
c) Bir de kişi sevdiğini Allah’a emanet ederse onu görmeden ölmezmiş deniyor. O zaman herkes birbirini Allah’a emanet edip 1000 sene ayrı yaşasalar bile ölmezler mi?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

a) Bu sorunun özeti şudur: Müslümanlar inandıkları konularda neden dürüst hareket etmiyorlar. Soruda söz konusu edilen husus, Müslümanların ezici çoğunluğunun duymadığı, hayatında tatbik etmediği bir hadis rivayetidir. Bu hadise aykırı hareket eden Müslümanların hallerine şaşıran kimse, her Müslümanın duyduğu bildiği nice emir ve yasaklar Kur'an’da açıkça zikredildiği halde, buna aykırı hareket eden Müslümanların haline daha fazla şaşırmalı değil mi?

Örneğin, namaz, oruç, zekat konusunu tatbik etmeyen, içki içen, faiz kullanan, adam öldüren vs. Müslümanların durumu ortada olduğu halde, sorudaki “emanet düsturuna” riayet etmeyenlerin durumu -etkilenmeleri gereken kaynağın büyüklüğü ve şöhreti bakımından- daha da az hayret verici olmalıdır.

Prensip olarak, iman ettiği halde, imanına aykırı hareket eden kimsenin durumu, imanın zayıflığından, nefis-i ammerenin akla baskın gelmesinden, gaflet sersemliğinden, şeytanın değişik telkinlerinden kaynaklanır.

Gıybetin haram olduğunu bilmeyen yok, fakat ondan uzak duran ne kadar az.

b) Acaba, insanların “Allah’a emanet ettiğini” söylediği bir şeyi Allah da emanet olarak kabul etmiş midir? Şüphesiz ki, yapılan her ibadet, edilen her dua mutlaka aynıyla kabul edilmesi gerekmediği gibi, verilen her emanet de kabul olmayabilir. Arzusu yerine gelmedi diye, işin faturasını Allah’a kesmek iman şuuruyla ve hakikatle bağdaşmaz.

Ehl-i sünnet alimlerinin ittifakıyla -iman ve İslam’dan bir şey inkâr etmediği sürece- en büyük günah işleyen de kâfir olmaz, böyle birine kafir denilmez.

Allah’ın bir kimseyi dünya hayatı bakımından koruyup korumaması, iman-küfür ölçüsü değildir. Bedirde mağlup olan kâfirler Uhud’da galip geldiler.

c) Bu sözün doğru olmadığını düşünüyoruz. Zira, iman anlaşmasında böyle bir sözleşme yoktur. Eğer insanların o pek de mübarek olmayan ağızlarından çıkan her sözü -haşa yüz bin defa haşa- bir emir gibi telaki etseydi, bu takdirde, nice kurnaz adamlar “Ya Rabb! Ben dinimi, imanımı sana emanet ediyorum.” der ve hayatı boyunca yan gelip yatardı... Veya “Ben hayatımı sana emanet ediyorum.” ölümden kurtulurdu. Böyle bir anlayış böyle bir din mi olur?

Rabbimiz cümlemize hidayet ihsan etsin ve hidayette sabit kılsın, amin!..

İlave bilgi için tıklayınız:

Asker, yolcu uğurlama duası var mı?
Duamız neden kabul olmuyor; duanın kabul olmamasının sebebi ...
İbadetlere vadedilen netice ve sevaplara kavuşmanın şartları nelerdir?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 10.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun